X

Yoga ile sağ ve sol beyin dengesi: Duygusal zeka ile kariyerinizde farklılaşın

Yoga ile sağ ve sol beyin dengesi

Birçoğumuz özellikle günlük iş yaşantımızda insan ilişkilerimizi yönetiyoruz. Toplumsal kültürümüz, ailemiz veya arkadaşlarımız, tüm çevremizi düşündüğümüzde, birey olarak tüm bu dış dünyaya karşı  hepimizin bildiği bir cümle kullanırız aslında ‘’benim bir duruşum var’’. Ve işte tam bu noktada, özellikle iş yaşantımızda ‘’duruş’’ kavramı bizleri günlük hayatlarımızda farkında olmadan belirli şekillere veya tanımlara büründüren etken olarak karşımıza çıkıyor.

Kendimizi bir toplantıda hayal edelim; ciddi bir konu tartışılırken veya bir konuda sunum yaparken özellikle analitik tarafımızı kullanıyoruz. Odadaki herkes gibi biz de tamamiyle beynimizin sol tarafına yönelmiş durumdayız, yani analitik tarafımıza… Odadan çıktık ve kridorda yürürken bir arkadaşımızla karşılaşıyoruz, istiyoruz ki güçlü bir duruşumuz olduğunu düşünsün. Tüm bu süreçler boyunca aslında beynimizde insan ilişkilerimizi yönetmekte çok büyük önemi olan sağ beynimizi, yani duygularımızı unutuyoruz. Kendimizi farketmesek de erişilmez duvarlarla örüyoruz. Duygu paylaşımı durumunda ise ‘’zayıflık veya hassaslık’’ olarak anlaşılabileceğinden korkuyoruz.

İşte Yoga bizlere tam bu noktada yol gösteriyor. Yoga felsefesine göre insan ve evren ‘’tamlık’’ veya ‘’birlik’’ içerisinde olmalıdır. Günlük yaşantımızda özellikle dikkate almadığımız sağ beynimiz, aslında insani olarak ve belki de iş yaşantımızda bizi farklılaştıracak cesaret, merhamet, empati, enerji verme ve iyi niyet gibi kavramların bütününe karşılık gelmektedir. Katılacağımız her seans ile, özellikle etkisi altında olduğumuz sol beynimizi sağ beynimizin aktiflenmesi ile dengeleyebilmeye bir adım daha yaklaşmış oluyoruz. Bu bize iş yaşamımızda özellikle ego çatışmaları ve empati sorunları gibi çok önemli yöneticilik becerileri konusunda da destek sağlayabiliyor.

Diğer yandan farkında olmadan koymuş olduğumuz kalıplarımızı ve kişisel ilişkilerimizdeki engelleri de sağ beynimizi harekete geçirerek dengeleyebiliriz. Örneğin bir konu hakkında sunumlarımızda mümkün olduğunca dinleyicilerin konuyu hissetmelerine yönelik farklı bakış açıları sunabilir veya çalışanlarımızı duygusal sinerjide motive edebiliriz.

Sizler de iş yaşantınızda insan ilişkilerinizi geliştirmeyi, analitik olduğu kadar duygusal zekanızı da ortaya koyarak farklılaşmayı ve yaşamınızda ‘’dengeyi’’ sağlayabilmeyi istiyorsanız, tavsiyem bir yoga seansına katılmanız.

Sevgi ve huzurla kalın.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale