Yoga ile içe doğru bir yolculuk: Matın üzeri eşittir hayatın kendisi

Yoga pratiği sadece matın üzerinde yapılan bir pratik gibi görünse de bu pratik matın üzerinde yapılan çalışmaların ötesinde, hayatın içinde yaşanılanların net bir şekilde ortaya çıktığı alandır. Kişinin buradaki tavır ve tutumları, aslında hayatında gösterdiği tavır ve tutumların tıpkısının aynısıdır.

Matın üzerine çıktığım ilk günleri hatırlıyorum da, içimde ne çok arzu ve zihnimde ne çok düşünce vardı. Daha farkında bile değildim yaptığım hareketlerin anlamlarının. Zaten ilk başta insan farkına varamıyor yaptığı ya da yapamadığı hareketlerin kendisine ayna olduğunu ve hayatı için dönüşümün anahtarı olduğunu. İlk başta yapılan pratiklerle sadece bedensel ve zihinsel bir rahatlama elde ediliyor gibi görünse de, aslında yapılan hareketler bizim enerjimizi değiştirerek yeni bir insan olmamıza aracılık ediyor.

Yoga ile içe doğru bir yolculuk: Matın üzeri eşittir hayatın kendisi

Öncelikle kendini gözlemlemeyi öğreniyorsun hem matın üzerinde, hem de günlük hayat içerisinde. Her davranışına, ağzından çıkan her sözcüğe tanık olmaya başlıyorsun. Bu sayede ‘KENDİM’ dediğin kişiyi tanıma süreci başlıyor. Nerede nasıl tepkiler veriyorsun, matın üzerinde ve günlük hayatta başına gelen olay ve durumlarda nasıl düşünüyor, hissediyor ve  davranıyorsun, zihnindeki kalıplar neler… gibi kendin hakkında en temel özellikleri görmeye başlıyorsun. Bu gözlemleme ve görme hali ne kadar çok değerli bir süreç olsa da bazen içimizdeki karanlık tarafları fark etmek acı verici olabiliyor. Tabi acı tatlı demeden her görüneni YARGILAMADAN kabul ettiğinde, kendin için dönüşüm başlıyor. Görmek, yani farkına varmak dönüşümün ilk altın anahtarı oluyor.

Bu ilk adımdan sonra kendine ve etrafına acı yaratan düşünce duygu ve davranışları saflaştırarak dönüştürme süreci başlıyor. Bu süreç korkularına ya da kalıplarına rağmen yeni bir adım atmakla başlıyor. Yani dönüştürmeye niyetli olduğun şeyler için eyleme geçebilmek. Bu eylem bazen eskisinden  biraz farklı davranarak, bazen eskinin tam zıttı davranışlarla, bazen ise eylemini durdurarak gerçekleşiyor. Evet bazen eylemsizlik de büyük bir eylemdir. Bir bilim adamı gibi titizlikle kendi laboratuvarınız olan kendi bedeninizde ve zihninizde ufak değişiklikler ile yeni deneyler yapıyorsunuz. Tabi bir deneyin sonucunu değiştirmek için bir basamağı değiştirmeniz gerekecektir. Aynı düşünce ve davranışlarla farklı sonuçlar beklemek pek mümkün değil.

Yoga ile içe doğru bir yolculuk: Matın üzeri eşittir hayatın kendisi

Örneğin bir gün matın üzerinde bütün korkunun farkında olarak artık baş üstü durmayı denemeyi seçiyorsun. Bütün korkun hala seninle birlikte olmasına rağmen, sen onunla birlikte harekete geçtiğin zaman bir süre sonra korkun zayıflıyor ve sen daha rahat hareket eder hale geliyorsun. Hayatta mı ne oluyor? Korkunla hareket etmeyi deneyimlediğin için, artık korkularınla birlikte hareket etmeye başlıyorsun. Evet ilk denemende belki olmayacak, belki düşeceksin ama devam ettiğin sürece içindekileri daha net görmeye ve daha fazla çalıştıkça, daha rahat hareket etmeye başlıyorsun. Belki bu süreçte korkunun yanına acı, keder gibi duygular da ekleniyor. Fakat sen bunlarla birlikte harekete devam ettikçe onlar da azalıyor ve dönüşmeye başlıyor. Şunun farkında olmak lazım ki hayatta her şey ‘GEÇİCİ’.

Son aşama olarak ise artık dönüşümünün  sonuçlarını yaşadığın süreçler başlıyor. Tabi bu süreçleri beklentiyle yaşamıyorsun ve herkese göre değişken zamanda oluyor. Aslında bu farkındalıklarla matın üzerinde ve hayatında ne kadar emek ve çaba harcarsan, o kadar hızlı oluyor diyebilirim. Sen değiştiğin için süreç o kadar otomatik olarak değişmeye ve dönüşmeye başlıyor ki… En başta kendinle, sonrasında etrafındaki herkesle ve her şeyle olan iletişimin ve ilişkin kendiliğinden dönüşüyor. Çünkü sen değişiyorsun ve bu sayede içinde yaşadığın dünya değişiyor.

Bir bakmışsın dünya ters yüz olmuş. Acaba sen mi ters döndün yoksa dünya mı? 

YOGA ile saflaşarak dönüşmek dileğiyle…

 

İlginizi çekebilir: Öfkenize teslim olmayın: Belki ihtiyacınız olan biraz hoşgörü ve anlayıştır

Burak Ayhan
1987 yılında, Akdeniz'in sıcakkanlı şehri Mersinde gözlerini dünyaya açan Burak, kendi kişisel öyküsüne başlamış. Herkes gibi kendi öyküsünün kahramanı olan bu şahıs, üniversitede tıp ... Devam