X

Yılın o zamanı: Vision board

Hepimizi farklı bir nokta ile heyecanlandıran yılın o zamanları geldi. Yılın son ayı, yılbaşının geri sayımı… Bir çoğumuz yeni bir yılı karşılamanın hayalini kurarken bir kısmımız ise kötü geçmiş bir seneyi uğurluyor. Ortak paydamız ise zamanın geçip gidiş hızını daha net görebilmek oluyor. Hep birlikte iyi şeylerin de kötü şeylerin de kalıcı olmadığına tanık oluyoruz.

Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olmasanız bile, 2024 senesi biterken sosyal medyada çığ gibi büyüyen manifest akımı her 3 gönderiden biri ile önümüze çıktı. Yeri geldi workshoplar düzenlendi, panolar oluşturuldu yeri geldi ekran koruyucuları haline geldi. Ortaokul zamanımda okuyup çokta anlamlandıramadığım “The Secret” isimli kitapta da bu yöntemden bahsediliyordu. Görselleştirmeyi kolaylaştırıp, bilinçaltında hayal ettiğiniz şeye ulaşmak için bir çekim alanı oluşturuyordunuz ve istediğiniz şeye sahip oluyordunuz. Hali hazırda videolardan etkilenince ve bir arkadaşımın “bence tutuyor yaa” deyişinden etkilenerek bende kendi vision boardımı oluşturup ekran koruyucum yapıverdim. 

İşe yarayıp yaramadığı kısmına gelince, ben tam cevabını bulamadım ama gelin birlikte bakalım. Görselini eklediğim evlerden birine sahip olamadım çünkü ev, mevcut halimizle tüm mal varlığımızı satıp alabileceğimiz ölçüde bir evdi. Ancak birebir olmasa da buna yakın bir eve 4 günlük bir tatile gittim. Evin dezavantajlarının fazlalığını görmek, aslından böyle bir evin tam da hayalim olmadığına karar vermeme sebep oldu. Bir diğer dileğim olan araba yine bütçemin çok üzerinde olmasına rağmen ekledim. Bir arabam oldu, görseldeki gibi olmadı ama masrafları ve kullanım kolaylığı anlamında ihtiyaçlarımı karşılayan bir araba oldu. Bu iki dileğimde, maddi olan şeylerin zaman içerisinde bir şekilde yapılabildiğini ve aslında umrumda olan şeyin istediğim şeye sahip olduktan sonra onun benim mutluluğumu ne kadar etkilediği oldu. Ne kadar lüks olursa olsun içinde mutlu olmadığım bir evin ve arabanın benim hayatımda yeri yoktu. 

İyi ki eklemişim dediğim dileğim ise; okuma ve yazma hedefime dair görseller oldu. Yılbaşında kendime bir okuma hedefi koymuştum. Kitap okumaya dair eklediğim görsel beni daha fazla okumak için her geçen gün motive ederken, sene ortasında çok severek okuduğum blogda yazar olma fırsatı yakaladım. 

Elbette eklediğim görseller arasında istediğim ülkeye gidemedim, bir ev sahibi olamadım ya da yoga da “head stand” pozunda duramadım gibi “hiçbir işe yaramadı yaa” görselleri de mevcut. İşte mesele de tam burada başlıyor. Görselleri eklemek tek başına sizin motive olmanızı ya da onlara bakarak onların gerçekleşmesini sağlamıyor. Tüm mesele iç motivasyonda. Evet belki istediğiniz araba o an sizin olmuyor ama siz o arabaya ulaşmak için birikim yapma çabasına giriyorsunuz. Yoga görselini her gördüğümde “Bedenim için etkilendiğim bu görseli yaratabilmek için ben ne yapabilirim?” sorularını kendinize sorar hale geliyorsunuz. Ya da okuma motivasyonum, daha fazla öğrenme ve çocuğuma da bunu aktarabilme isteğimle tetikleniyor. Yazmak ise çok okumanın bir getirisi olarak yoluma eşlik ediyor. İç motivasyonunuzun tetikleyicisi olarak vision board’unuz devreye giriyor ve o küçük adımı atmanız için gereken uyaranı size iletiyor. 

2025 Aralık ayı içinde de üşenmez, unutmazsam bir vision board oluştur/acağım. Bu sefer üzerinde daha dikkatli düşünüp ilerlemek istediğim noktalara odaklanıp deneyeceğim birde. İç motivasyonum neyi fısıldıyorsa kısa ve net onu aktaracağım. Seneye bu konuşmayı tekrar yapıp kendi deneyimizi oluşturalım isterim. Bu arada 2026 Şubat’ta yapmanız da sonucu değiştirmeyecektir. Ayın 1’inin Pazartesi gününe gelmesiyle motive olup diyete spora başlayan ekibinki ile aynı motivasyon benimki. Dileklerinizin, beklentilerinizin gerçekleşeceği mükemmel bir yıl geçirmeniz dileğimle. İyi seneler. 

İlginizi çekebilir: Okuma alışkanlığı kazanma üzerine

Büşra Pekdüz Özkan: 1995 senesinde Mayıs ayının son pazarında sabah kahvesinin hemen üstüne evin 4. üyesi olarak kolaylıkla Dünya’ya gelmişim. Bundandır ki annem “keyfine düşkün olacağın buradan belliydi” der. O zamandan beridir en sevdiğim sabah kahveleri annemle içtiklerimdir. 14 yaşımın yaz tatilinde Aziz Nesin ve Muzaffer İzgü’nün toplamda 30 kitabını okuduktan sonra hem okumaya hem de yazmaya merak sardım. Yıllar içinde kendi içsel dönüşümümü keşfederken ve sınavlarıma çalışırken yazmak terapim oldu. Bugün özel sektörde bir Makine Mühendisi, eş ve anne olarak yazmaya ve okumaya devam ediyor, deneyimlerimi blogumda paylaşmaya çalışıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale