X

Yetersizlik kodlarını resetle

Bazı kavramlar vardır, çok konuşulduğunda zamanından önce eskir. O kavramı gördüğünde ah evet zaten bunu biliyorum der geçersin. Imposter sendromu, öyle olmasına gönlümün el vermediklerinden. Yıllardır acısını bağrımda hissettiğim üzerine bolca çalıştığım ve farkındalık kazandığımı düşündüğüm bir kavram. Eğitmenlerin, danışmanların ve koçların da yani parlamasına vesile olduğum hedef kitlenin de karın ağrılarından biri elbette. Görünür olmalarından onları geri koyan, ben buradayım demelerini engelleyen bir sendrom.

Yeterince iyi olmama haline olan bir inanç yani anlayacağın… Sanki birisi açmış ve içine sen yeterli değilsin diye bir kod yerleştirmiş ve sen de tüm hayatını bu yetersizlik hissi üzerine temellendirmişsin. Yaşamı başarılması ve yeterli olduğunu göstermen gereken bir arena, bir okul, bir sınav gibi görmüşsün.

Kavramın örnekler yardımı ile pekiştiğini düşünerek bu sendromun belirtilerine bir göz atalım hadi… Hem sen de bu kavramın sendeki izdüşümlerine bakmış olursun.

Imposter sendromu ile…

  • Başarılarını çok da hatırlamazsın, aklında hep en son yaşadığın başarısızlık deneyimi vardır ve onu çözmeye çalışırsın,
  • Çevren sana ne kadar başarılı, yeterli olduğunu söylerse söylesin bunları duymazsın,
  • Büyük başarılarda bile çok fazla sevinmez, heyecanını çok kısa süre hissedersin,
  • Ortamda daha başarılı bir diğeri varsa kendi başarın bir anda sıfırlanır ve sen sanki hiç emek vermemişçesine kendini acımazsızca döversin,
  • Varlığın bir gerekçeye dayanmak ister ve hayatın boyunca onu ararsın,
  • Kendini herkesi kandıran bir sahtekar gibi hissedersin ve birileri seni övdüğünde bundan utanırsın.

Birçoğumuza tanıdık gelmiş olabilir bu durumlar çok da şaşırmamak gerek üstelik. Eğitim sistemi kıyaslama üzerine kurulu olan toplumlarda sıkça rastlanan bir durum. Bu semptom konuşulmaya ve üzerine farkındalık getirmeye değer bir konu benim için. Çünkü bitmek bilmez bir yarış halinin yarattığı tükenmişlik sendromu bu kavramın kapısında nöbet tutar. Yorulduğunda dinlenmene izin vermez ve olurda kendine söz geçirip dinlenecek olursan suçluluk duygusu peşini bırakmaz.

İş yaşamında konuşulan denge arayışında ilk bakılacak yerdir belki de, kişisel sınırlara dair yaşanan sorunların altından da yine bu kavram çıkar. Ve sonunda halinden memnun olmak için çıkılan yolculuk hüsranla sonuçlanır.

Tüm bunları deneyimlemiş ve kucağında bir sürü rol taşımaya çalışan bir imposterlu olarak, kendi pratiklerimden işine yaratacak birkaç ipucunu seninle paylaşmak isterim:

  • Öncelikle kendine sürekli hatırlatacağın başarılarını düzenli olarak yaz. Her unuttuğunda ve kendini yetersiz hissettiğinde sana kendini hatırlatacak insanlar olmayabilir çevrende, kendini kendine şahit tut.
  • Yetersiz olduğun inancının kökleşmiş bir düşünce olduğunu unutma ve o duyguya dönüşmeden onu yakala. Başarıların ile bu düşüncenin gerçek olmadığını bir illüzyon olduğunu kendine hatırlat.
  • Kusursuzluk çabana bak, yaptığın işleri olduğu kadarı ile bırakabilmeyi pratik et ve mükemmellik yolundaki zorlukları gelişim alanı olarak kabul et ve kendi değerini onlar üzerinden belirlerken kendini yakala ama şefkatle.
  • Yaşadığın zorlukları dostlarınla, mentorlarınla veya koçlarınla paylaş ve destek al. Paylaştığında bu yaşadıklarının sana özel değil tüm insanlığın ortak sorunu olduğunu göreceksin ve bu kendine olan şefkatini arttıracak.
  • Uzmanlığını sahiplen. İyi olduğun, yetkin olduğun ve başarılı olduğun konuyu gönül rahatlığı ile sahiplen ve mükemmel olmasını beklemeden diğerleri ile de paylaş. Bu sayede zenginleşecek ve farklı bakış açılarına sahip olabileceksin.

Ve unutma zaten varlığın bir koşulsuz olarak değerli. Bir şey başarmasan da, bir şeye sahip olamasan da var olduğun halin ile yeterlisin. Bu bedende bu deneyimi yaşamak için gelmiş olmak bile bir şükür sebebi.

İlginizi çekebilir: Olman gerektiğini düşündüğün kişiyi bırak, olduğun kişiyi kucakla ve parlaOlman gerektiğini düşündüğün kişiyi bırak, olduğun kişiyi kucakla ve 

Sara Demirel: Boğaziçi Üniversitesi’nde Turizm İşletmeciliği lisans ve ardından insan davranışlarına ve psikolojisine olan merakımla Marmara Üniversitesi’nde Örgütsel Davranış Bilimi yüksek lisansımı tamamladım. Ulusal ve uluslarası kurumsal şirketlerde yaklaşık 12 yıl insan kaynakları, eğitim gelişim ve kurumsal iletişim alanlarında çalıştım. Ancak, özümle bağlantı kurmak ve bu bağlantıyı başkalarına ilhamla sunmak her zaman hayalimdi. 2017’de aldığım Lider Koçluğu ve 2024’de koçlukta derinleşmek adına aldığım Gestalt Koçluk eğitimi ile bu hayalime yaklaştım. Yolculuğumda bedenime yaptığım keşif Yoga eğitimi almama ve ruh-beden-zihin bağlantımı kurmama olanak sağladı. Daha sonra tanıştığım ve yolumu aydınlatan Dharma ve Şiddetsiz İletişim yolculuğumu anlamlandırmamı sağladı ve bunu ifade etmeme vesile oldu. Hayatım boyunca hep kendi hikayemin kahramanı olmanın yollarını aradım ve şimdi benden kolaylıkla akan bu hediyeyi, birikimimi ve deneyimlerimi kendi işine liderlik yapan koçlar, eğitmenler, danışmanlar ve wellness profesyonelleri ile otantik ifadelerini keşfetmelerine ve hikayelerini güçlü biçimlerde dünyaya anlatmalarına koçluk ve danışmanlık araçları ile sunuyorum. Uplifers'da yazacağım içeriklerle size ilham vermek ve kendi hikayenizin kahramanı olmanız için yanınızda olmak için buradayım.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale