X

Yerlilerin elinden kralların sofrasına: Çikolatanın pek bilinmeyen tarihi

Çikolatasız bir hayat düşünemiyorsanız 16. yüzyıldan önce doğmadığınız için çok şanslısınız. Çünkü dikkatli tüketildiğinde sağlığa pek çok faydası olan bu yiyecek, o zamana dek sadece orta Amerika’da ve şu an bildiğimizden çok daha farklı bir yapıda bulunuyordu.

Bilinen en eski kakao tüketme yöntemi, MÖ 1900’lü yıllara dayanıyor. Bu dönemin kayıtları bize tohumların çekildiğini ve mısır unu ile acı biber karıştırılarak bir içecek yapıldığını anlatıyor. Yani yerliler, bugünün sıcak çikolatasından çok farklı olarak acı, canlandırıcı ve köpüklü bir karışım içiyorlardı.

Kralların içeceği çikolata

Amerika’da kakaonun insanlara tanrı tarafından bahşedilmiş kutsal bir yiyecek olduğuna inanılıyordu. Bu tanrının adı Mayalarda Kukulkan, Azteklerde ise Quetzalcoatl idi. Aztekler kakaoyu para birimi olarak kullanıyor ve kral ziyafetlerinde çikolata içiyor, savaşta başarı gösteren askerlere ödül olarak verip ritüellerde de kakaoyu kullanmayı ihmal etmiyorlardı.

İlginizi çekebilir: Çikolatanın merkezine yolculuk: Brugge

Kakaonun Avrupa’ya gelişi

Avrupalılar, kakaoyla ilk defa Azteklerin sarayında tanıştı. Sömürgeciler bu garip ve yeni tohum yükleriyle kıtalarına döndüler ve ilk başta acı tadı nedeniyle karın ağrısı gibi rahatsızlıklar için ilaç olarak görülen bu yiyecek, daha sonra bal, şeker ve vanilyayla tatlandırıldı ve bu sayede İspanya genelinde hızlı bir popülariteye kavuştu. Yapımı hayli zor olan çikolata, artık aristokratların evinden eksik olmuyordu.

Kakao makinesi

1828 yılında, Amsterdamlı Coenraad van Houten’in kakao makinesini ortaya çıkarmasıyla, çikolata dünyası tamamen değişti. Van Houten’in icadı, kakaodaki yağı veya kakao yağını ayrıştırabiliyordu. Bunun sonucunda da ortaya içilebilir bir çözeltiye dönüşebilen ya da bugün bildiğimiz katı çikolatayı üretmek için kakao yağıyla karıştırılabilecek bir toz çıkmıştı. Kısa süre sonra Daniel Peter adlı İsviçreli bir çikolatacı, bu karışıma süt tozu ekledi ve böylece sütlü çikolatayı icat etmiş oldu. 20. yüzyılda çikolata artık elitlere ait bir lüks değil, halkın da zevkle tükettiği bir yiyecek haline gelmişti.

Çikolatanın Orta Amerika yerlilerinden günümüze uzanan yolculuğunu daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz: 

İlginizi çekebilir: Hem kolay hem de vegan: Bitter çikolata yapımı

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale