X

Yeni yılda beslenme düzeni ve sağlık

Yeni yıl yaklaşırken sofralar kalabalıklaşıyor, ritimler değişiyor ve beslenme alışkanlıkları çoğu kişi için fark edilmeden savrulabiliyor. Bu dönem, genellikle “irade eksikliği” ya da “kontrolsüzlük” gibi etiketlerle açıklansa da, aslında bedenin biyolojik tepkileri, hormon dengeleri ve çevresel faktörlerin bir araya geldiği oldukça doğal bir süreçten söz ediyoruz. Dyt. Tuana Ayyüce Yanbay, yeni yıl döneminde bozulan beslenme düzeninin ardındaki bilimsel nedenleri, bağışıklık sistemini gerçekten destekleyen güncel beslenme modellerini ve yılbaşı sofralarında yasaklar yerine dengeyi nasıl koruyabileceğimizi 2024–2025 araştırmaları ışığında ele alıyor.

Yeni yıl döneminde beslenme alışkanlıklarının hızlı bozulmasının nedeni nedir?

Yeni yıl süreçlerinde beslenme düzeninin bozulması aslında oldukça doğaldır, çünkü davranışlarımızı sadece irademiz değil, hormonlarımız ve çevresel uyaranlar da şekillendirmekte, sosyal ortamların artması ve bu etkinliklerin yemek odaklı olması, beynin ödül merkezini aktive ederek doygunluk sinyallerini geciktirebilmektedir. Ayrıca, “yeni yılda yeniden başlarım” düşüncesi kontrolü gevşetirken, uyku düzensizlikleri de iştah hormonları olan ghrelin ve leptini etkileyerek iştah artışına neden olabilmektedir. Özetle, bu durum bir irade zayıflığı değil, biyolojik ve psikolojik faktörlerin de birleşimidir.

2024-2025 araştırmalarına göre bağışıklığı gerçekten güçlendiren beslenme modeli nasıl olmalı? Hangileri popüler ama bilimsel değil?

Bağışıklığı tek bir “mucize” yiyecek değil, uzun vadeli ve bütünsel bir beslenme modeli güçlendirir. 2024-2025 güncel çalışmaları şu yaklaşımları öne çıkarmaktadır:

  • Akdeniz tipi beslenme: Sebze, meyve, baklagil ve zeytinyağı ağırlıklı bu model inflamasyonu azaltarak mikrobiyotayı destekler.
  • Protein ve kaliteli yağlar: Antikor yanıtı için yeterli protein ve bağışıklık dengesi için Omega-3 alımı kritiktir.
  • Mikronütrientler: D vitamini, çinko ve magnezyum bağışıklık hücrelerinin savunma mekanizmasını destekler, ancak burada ilke “yükleme yapmak” değil, eksikliği tamamlamaktır.
  • Popüler yanılgılar: Zencefil shot’ları veya sadece sıvı içeren detoks diyetlerinin bağışıklığı anlamlı düzeyde artırıp azalttığına dair güçlü klinik kanıtlar yoktur. Ayrıca, tıbbi gereklilik olmadan gluteni veya sütü kesmek bağışıklığı güçlendirmez. Aynı şekilde, yüksek doz vitamin uygulamaları önerilen aralıkların üzerine çıkıldığında ek fayda sağlamamakta, aksine toksisite, mineral dengesizliği gibi riskler yaratabilmektedir.

Yılbaşı sofrasında tamamen yasaklamak yerine denge korunabilir mi? Porsiyon kontrolü için pratik yöntemler neler?

Araştırmalar, katı kısıtlamaların -aksine- aşırı yeme riskini artırdığını gösteriyor, bu yüzden yasaklar yerine dengeyi korumak çok daha sürdürülebilirdir. Pratik bir yöntem olarak küçük tabak kullanabilir, tabağın yarısı sebzelerle doldurabilir ve yavaş yiyerek doyma sinyallerine zaman tanıyabilirsiniz. Alkol tüketimini sınırlamak, şekerli kokteyller yerine su ile dönüşümlü içecekleri tercih etmek de kalori dengesini korumanıza yardımcı olur.

Kış aylarında artan karbonhidrat ve tatlı isteğinin psikolojik ve hormonal temeli nedir?

Kışın tatlı isteğinin artması aslında bedenimizin biyolojik bir yanıtıdır. Gün ışığı azaldığında düşen serotonin (mutluluk hormonu) üretimini beynin basit karbonhidratlarla telafi etmeye çalıştığını gösteriyor. Ayrıca, soğuk havalarda vücudun ısı dengesini korumak için enerji kaynağı olan glikoza yönelmektedir. Stres ve mevsimsel duygu değişimleri de “duygusal yeme”yi tetikleyebilir, ancak iyi bir uyku ve dengeli öğünler bu dalgalanmaları hafifletebilir.

Yeni yıla “diyet psikolojisi” ile değil de sürdürülebilir alışkanlıklarla başlamak isteyenler için ilk 30 günün bilimsel yol haritası nasıl olmalı?

Kalıcı sonuçlar için katı diyetler yerine farkındalık odaklı küçük adımlar atılmalıdır.

  1. Farkındalık: İlk 3 gün yeme kaydı tutmak, yeme davranışındaki farkındalığı artırarak başarı oranını %30’a kadar yükseltebilir.
  2. Tabak dengeleme: Her öğünde tabağınızı ½ sebze, ¼ protein ve ¼ tam tahıl olacak şekilde planlayın.
  3. Uyku ve aktivite: Haftalık 150 dakika orta tempolu aktiviteyi hedeflemek olumlu etkiler yaratmaktadır. 6 saatin altındaki uykunun iştah hormonlarını bozduğu ve yağ kaybını olumsuz etkilediği belirtilmektedir.
  4. Esneklik: “%80 plan, %20 esneklik” kuralını benimseyebiliriz. Kaçamakları bir başarısızlık değil, planlı birer mola olarak görerek suçluluk hissetmeden devam edin.

*Bu yazı Amerikan Hastanesi katkılarıyla hazırlanmıştır.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale