X

Yalnızca bir teknik değil, yeni bir yaşam tarzı: Mindfulness

Mindfulness nedir?

Türkçeye “bilinçli farkındalık” olarak çevirilen mindfulness, kurucusu Jon Kabat-Zinn’in tanımına göre “şimdiki zamana, istemli, kasıtlı ve yargısız olarak özel bir şekilde dikkat getirmek” demektir.

Zihin, geçmiş anılar ve gelecekle ilgili planlar, endişeler gibi konularda düşünme ve yargılama eğiliminde olduğundan, şimdiki anda kalmak ve olayları yargılamadan, olduğu gibi görebilmek zihin için zordur ve özel bir beceri gerektirir.

Bu beceriyi geliştiren mindfulness temelli zihinsel egzersiz teknikleri 1980’li yıllardan beri, giderek ivme kazanan bir şekilde bilimsel araştırmalara konu olmaya devam ediyor.

Bilimsel araştırmaların mindfulness konusunda günümüzde geldiği nokta, bu egzersizlerin, beyni yeniden yapılandırdığı dolayısıyla; dikkati, empatiyi, problem çözme becerilerini güçlendirdiği, mutluluk seviyesinde artış sağladığı ve özellikle stresörle ilişkili psikopatolojilerde kayda değer bir iyileşme sağladığıdır.

Bedensel egzersizlerin kas geliştirdiği gibi, düzenli yapılan mindfulness egzersizleri de beyinde sinaptik bağlantılar oluşturup zihinsel beceri alışkanlığı kazandırarak, beyin yapısında kalıcı değişikliği sağlar ve bu değişiklik günlük hayatımıza, davranışlarımıza, bakış açımıza ve ilişkilerimize yansır.

Mindfulness’ın fiziksel ve zihinsel etkileri nelerdir?

Mindfulness; algılanan stresi, otomatik davranışlarımızı azaltmada, duygusal zekayı geliştirmede, yıkıcı duygusal, bilişsel ve davranışsal süreçleri zayıflatmada, her geçen gün daha fazla kullanılan, etkin bir yöntemdir.

Mindfulness tekniklerinin, anksiyete bozuklukları, depresyon, posttravmatik stres bozukluğu, kronik yorgunluk, madde bağımlılığı, yeme bozuklukları gibi birçok klinik bozukluk için etkin bir müdahale yöntemi olduğu deneysel olarak kanıtlanmıştır.

Bilimsel araştırmalar, Amerika’da 700 hastanede uygulanan mindfulness tekniklerinin, aşağıdaki semptomları azaltmakta etkili olduğunu göstermektedir:

  • Stres; iş, aile sosyal ya da ekonomik
  • Anksiyete ve panik
  • Depresyon, kayıp ve yas
  • Yeme bozuklukları
  • Bağımlılıklar
  • İnfertilite
  • Uyku bozuklukları, yorgunluk
  • Kronik ağrı ve hastalıklar
  • Yüksek tansiyon
  • Psoriasis (sedef) ve diğer cilt problemleri
  • Mide- bağırsak problemleri
  • Astım ve diğer solunum problemleri
  • Kas gerginliği ve tutulmaları
  • Baş ağrıları
  • Fibromiyalji, artritler, sırt ve bel ağrıları, çene ve diğer ağrı durumları
Mindfulness bir teknikten çok bir yaşam tarzı olarak kabul edilir.

Bütün bu bilimsel bilgiler ışığında, yöntemin çalışması için dönüp dolaşıp geldiğimiz yer, yine süreğen bir seyir. Herhangi basit bir konuda da olsa ancak istikrarlı devam etmek etkiyi yaratıyor. Sonuçlar, kişinin, mindfulness’ı bir teknik olarak uygulamaktan çok yaşam tarzı haline getirmesiyle paralel olarak etkileniyor.

Azize Şahin: 2006 yılında, Osho’nun meditasyonlarıyla yoga ve meditasyon öğrenciliğim başladı. Bu yolculukta bir workshop için gittiğim Hindistan’da eğitmen olmaya karar verdim ve ilk hocalık eğitimimi, 2009 yılında Zeynep Aksoy’dan aldım. Eğitimden hemen sonra Cihangir Yoga’da dersler vermeye başladım. David Cornwell ile Meditasyon Eğitmenlik Eğitimi, Mindfulness, Svagito Liebermeister ile Danışmanlığın Zen Yolu, İnsanlarla Çalışmak, Travmaları İyileştirmek, Somatic Experiencing gibi dönüşüm sağlayıcı eğitimler aldım. Çeşitli eğitimler ve sertifika programlarıyla özellikle aktif meditasyonlar, mindfulness ve bedensel terapi alanında kendimi geliştirmeye devam ederken, akademik olarak Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans yapıyorum. 2006 yılından beri hem kendi deneyimlerim hem de birlikte çalıştığım insanlarda, farkındalık çalışmalarının şifayı beraberinde getirdiğine tanıklık ettim. Her türlü konuda, çözüm dışardan değil, içerden geliyordu ve yöntemler alışık olduğumuz gibi karmaşık değil çok basitti. Bu farkındalığım, hayatımın amacını belirlememi sağladı: “Meditasyon öğretmek ve her insanın kendi içindeki bilgeliği ortaya çıkarmakta bir rehber olabilmek.” Bu amaç çerçevesinde, kişisel dönüşüme meditatif bir bakış açısıyla bireysel terapiler ve nörobilim temelli farkındalık, odaklanma ve stres yönetimi konularında workshoplar ve kurumsal eğitimler veriyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale