X

Nereden çıktı bu bezelye: Yediklerimizin nasıl yetiştiğini biliyor muyuz?

Dertleniyorum ben yediklerimize ara ara. İşim gereği çok içindeyim ne yiyoruz, nasıl yiyoruz en önemlisi sizler ne yiyorsunuz kısmına. Bu arada ben bir aşçıyım. Pişiriyorum, havalı sunumlar hazırlıyorum. Sizlerin eleştiri ve beğenilerini dinliyorum. Kendimi ve bu sektörü eleştirdiğim zamanlar çok oluyor. Aşçılığa ilk adım attığım vegan, vejetaryen, raw food mutfağına dönmeyi düşünsem bile yine içimin rahat etmediği trend düşkünlükleri beni hep uzaklaştırdı. 

Bu derin bir mevzu; merak etmeyin başladım artık, mecbur anlatacağım diğer yazılarımda. E tabii mutfağın coşkulu, haşin kısmı ayrı cezbediyor o kısım apayrı.

Ama bugün dertlendiğim konu yediklerimizin nasıl yetiştiğini bilmiyor oluşumuz. Ben şanslıydım; dede evimin bahçesinde yetişen sebzelerimiz, suladığım, ektiğim, arasına saklandığım arkadaşlarımdı. Toplar, onları güzelce temizler ve ayıklardık. Satmadığımız için nasıl tüketeceğimizle ilgili planlar yapılırdı. Herkes kendi mutfağını az çok bilir, ona göre yapardı kışa hazırlığını. Bunun önemini bu işin profesyonel olarak mutfağına girdiğimde daha iyi anladım. 

Aslında bizlerden bahsediyorum. Hele bir de henüz domatesi toprak kokusuyla ısırmamış, bezelye ayıklamamış veya dalından çilek koparmamış biri… 

İşte bana yine dert. Neden dert çünkü bunları görmeyenler sanki son kalan 3-4 çileği, tabaklarında kalan iki kaşık bezelyeyi, sabah kahvaltıda yarısı fazla gelmiş domatesi daha kolay çöpe atıyorlar gibi geliyor. 

“Yemek yaptım, bunu beş gün mü yiyeceğiz“ diyen varsa minik bir tarif vereyim hemen. 

Bu tarifte malzeme listesi sizin bir gün önce yaptığınız yemekler. Mesela pirinç pilavı yaptınız. Bu bulgur pilavı, kinoa, siyez bulguru, erişte ya da makarna olabilir tabi. Yanına sulu bir yemek, mesela kendi ayıkladığınız tazecik bezelye -tam zamanı- ya da bir mercimek salatası. Bu kalan iki yemeği karıştırıp içerisine bir yumurta ve isteğinize göre buğday ya da mısır unu ekleyerek mini toplar haline getirip fırına atabilirsiniz. Mis gibi atıştırmalıklarınız olur ertesi güne. 

Şimdilik benden bu kadar.

Semt pazarınıza gitmeyi unutmayın. Tabi maskenizi takıp ve mesafenizi koruyarak.

Sevgiler

Gizem Özaydemir: 1988 İstanbul doğumluyum. Profesyonel hayatıma Türkiye’nin ilklerinden olan bir sağlıklı yaşam merkezinde başladım. Detoks ve raw food ile tanışmam orada gerçekleşti. Bu durumumu geliştiren ve destekleyen şey ise yabancı dilimi geliştirip, çalışmalarımı derinleştirmek için ABD’ye gidişim oldu. Kendimi bulduğum mesleğin aşçılık olduğunu burada keşfettim ve profesyonel mutfak hayatım başlamış oldu. Bir Fransız restoranında çalıştıktan sonra profesyonel aşçılık eğitimimi tamamlamak için Türkiye’ye döndüm. Ardından uzun yıllar İstanbul’un önemli restoranlarında her basamakta çalıştıktan sonra mutfak şefi olarak görev aldım. Diğer önemli değişimimi ise Nepal’de gönüllü olarak yemek yaptığım ve meditasyon eğitimi aldığım manastıra borçluyum. Yiyecek çeşitliliğimiz içerisinde, tüketim şekillerimiz ve üretimin en önemli kaynağı olan tarım ile ilgili araştırmalara yoğunlaştığım bir dönemdeyim. Coğrafyanın yeme içme üzerindeki etkileri ve anneanne/babaanne mutfağına dönüş ile ilgili çalışmalarımın yanı sıra profesyonel aşçılık hayatıma devam etmekteyim.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale