X

Yaz planlarınızı gözden geçirmeniz gerekebilir: Netflix’e yaz geldi

Önceki haftalarda Twitter hesabından “Yazın güzelliğine bakar mısınız?” diye paylaşım yapan Netflix Türkiye yaza tam anlamıyla bomba gibi giriyor.

4 efsane dizisinin yeni sezon bölümlerinin Temmuz ve Ağustos ayında yayınlayacağını bu şekilde duyuran Netflix yine kalbimizi çalmayı başardı.

Halbuki bizler tam da “yaz geldi, artık eve kapanmak yok, şimdi sokağa çıkma vakti” diye düşünürken Netflix’in en başarılı 4 dizisinin önümüzdeki 2 ay içerisinde yayınlanacak olması planlarımızı biraz altüst etmiş olabilir.

Öncelikle eğer bu 4 diziyi henüz izlemediyseniz, hiç vakit kaybetmeden teker teker başlamanızı öneririm. İzlemiş olanlar ise önceki sezonları yeniden izleyip hafızlarını yenileyebilirler.

Black Mirror

IMDB puanı 8.9 olan dizinin yeni sezonunun, haftaya başlayacağını bilmek heyecanımızı bastıramayacaktır elbette. Teknolojinin hayatlarımıza bu kadar dahil olmasının ve geliştikçe insan doğasındaki vahşetin açığa çıkarak ne kadar kötü noktalara gidebileceğini gözler önüne seren, izlerken bizleri hayretlere düşüren, her bölümü birbirinden tamamen farklı olmasına rağmen aslında verilen mesaj her zaman aynı olan dizi son olarak geçtiğimiz aralık ayında, Netflix’in ilk interaktif yapımı olan Black Mirror: Bandersnatch ile büyük ilgi toplamıştı. Heyecanla beklediğimiz 5. Sezonu ise, 3 yeni bölüm ile 5 Haziran’da geri dönüyor.

Dark

2. Sezonu 21 Haziran’da yayınlanacak olan Alman yapımı dizinin yeni sezonunu yaklaşık 1.5 yıldır büyük bir heyecanla bekliyorduk. 2019 yılında başlayan hikaye 3 farklı zaman diliminde geçiyor. Konusunun derinliğine rağmen bir çırpıda bitirilen dizinin IMDB puanının 8.6 olması da dizinin gelmiş geçmiş en başarılı diziler kategorisinde yer aldığının bir ispatı.

Stranger Things

Dört dizinin de hayranı olsam da, sanırım favorim diyebileceğim Stranger Things belki de başarılı çocuk oyuncularından dolayı gönlümün birinciliğini kazandı. Her biri birbirinden başarılı olan oyuncuların belki de en başarılı olanı, benim için de Eleven karakteridir elbette. Peki ama Will’e ne demeli?

1985 senesinde geçecek olan yeni sezonda, ekibimiz normal bir yaşam sürmeye çalışacak gibi dursa da, anlaşılan yeni düşman piyasaya çıkıyor. 4 Temmuz için kimselere söz vermeyin derim.

La Casa De Papel

IMDB puanı 8.9 olan bir diğer dizi de, senaryosu ve özellikle “The Professor” karakteri ile hafızalarımıza kazınan La Casa De Papel. İlk olarak 2017 yılında bir İspanyol kanalında yayınlanan diziyi aynı yılın sonlarına doğru Netflix satın almıştı ve dizinin ilk bölüm süreleri yeniden düzenlenerek Aralık sonu Netflix’e eklenmişti. Belki dizinin bu kadar beğenilmesi, belki de 2018 yılında Netflix’te en çok izlenen yabancı dizi olmasından dolayı, bizleri final yaptığına inandıran dizi 3. Sezonu ile 19 Temmuz 2019’da Netflix’e geri dönüyor. Muhteşem bir soyguna imza atan kahramanlarımızı bakalım yeni sezonda nasıl maceralar bekliyor.

Gizem Okut: 1986 yılında İstanbul'da doğdum ve Kıbrıslı'yım. 2010 yılında DAÜ'de Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdikten sonra Londra'da moda yazarlığı da dahil olmak üzere moda ile ilgili kurslara katıldım. Bir buçuk senelik bir Londra macerasının ardından tatil için gittiğim İstanbul'da ailemle kalmaya karar verdim ve İstanbul'da çeşitli firmalarda Stil Editörlüğü, Sosyal Medya Yönetimi, Müşteri İlişkileri gibi farklı pozisyonlarda çalıştım. 2016'da Kıbrıs'a geri dönmem ile birlikte üniversite yıllarımda staj yaptığım ve ülkenin en eski otellerinden olan Dome Hotel'de Misafir İlişkileri ve Sosyal Medya Yönetimi pozisyonlarında 2 yıl çalıştım. Daha sonra turizm sektörüne ait olmadığıma karar vererek ani bir kararla birbirinden tamamen farklı sektörlerde, birbirinden farklı işlerde çalıştım ve çalışmaya da devam ediyorum. Yazı yazmak, kitap okumak, müzik dinlemek, plajda vakit geçirmek gibi vazgeçemeyeceğim hobilerimin yanı sıra, seramik objeler yaratmak, bahçe ile uğraşmak, farklı tarifler denemek gibi hobilerim de mevcut. Şu hayattan istediğim üç şey; sağlık, barış, huzur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale