Yaşam, kutlamayı bekliyor: Kabuğundan çıkıp gelir misin?

Büyümek, yetişkin olmak zamanı şimdi. Kaçıp saklanacak delik kalmadı. Korkuları bahane edebilecek bir yer, zemin, travmalarımızı tekrar tekrar ortaya çıkarıp kendimize acıyacağımız bir ortam, yüreğimizi açmamak için kendimizi bile ikna edebileceğimiz bir bahanemiz kalmadı.

Tutunduğumuz her dal çıtır çıtır kırılıp dökülüyor. Bildiğimiz her şey tuzla buz oldu, olmaya da hızla devam ediyor. Ve buna direnmek, donmuş bir göletin üzerinde tehlike içinde yürümek gibi, ne zaman kırılıp buz gibi suyun bizi içine alacağını bilmeden…

Bir sorun ile karşılaşıncaya kadar bekleme lüksümüz de yok, şimdiye kadar gözlemleyip biriktirdiklerimizi tek tek ortaya çıkarıp çözümlemeliyiz artık. Hayatın başka bir tınısı kulaklarımızda, deniz kızlarının hipnotize eden şarkıları gibi bizi yavaş yavaş kendine doğru çekiyor. Bir tünelden geçiyoruz, bir solucan deliğinden. Ve bu, bilimkurgu filmlerindeki gibi olağandışı bir gerçeklik içinde olmuyor, usulca, ancak dikkatle izlersen fark edebileceğin şekilde oluyor. Oldu bile!

Yaşam büyüsünü çoktan yaptı, bizler de usulca içine çekiliyoruz.
Kendimizden uzaklaşıp yaşama katılıyoruz. Onunla beraber bir oyuna giriyoruz.
Aramızda geçirgen ama görünmez bir kapı var ve bu kapıdan geçmek için kaba düşünce ve duygulardan sıyrılmamız gerekiyor. Öyle ki bir kolumuz yaşamın içinde, gövdemiz eski dünyanın sınırları içinde kalabiliyor. Her şeyimizle akışkan, geçirgen ve süptil bir titreşimde olduğumuz zaman kapıdan süzülerek sorunsuzca geçebiliriz.

Bazılarımızın bedensel, bazılarımızın zihinsel bariyerlerine takılıyor kapının seçen yapısı. Her neremize takıldıysa bakıp dönüştürmek, derinine inip idrak etme zamanı.
Pandemi başladığında bu dönem için “toplu inziva” benzetmesi yaptık. Bu aralar tek işimiz bu çünkü, kendimizi ayıklamak.
Kendimiz dediğimizi yeniden yapılandırmak. Burası son durak, çözümlemeden geçiş yok.
Bir mahşerden bahsediyorsak, bu mahşerdir. Her şeyi tek tek diriltip kendi muhakememizi yaptığımız zamandır.
Çözülen her bir parçamız ile bütüne dahil oluruz, ne kadar çözümlersek o kadarlık kısmımız karışır bütüne. Bu geçiştir. Kademe kademe dönüşmektir. Kademe kademe yeni dünyaya, yeni sisteme geçiştir.
Ve özgürlüktür.
“Ben” diye tanımladığın o kabuktan çıkış, sınırsız bir yaşam içinde varoluş kutlamasıdır.

Yargıladığın, “Yapmam” dediğin, “Asla” dediğin, korktuğun, dışladığın, utandığın her ne varsa hepsini yıkıp dökmeye ne dersin? Tüm putları devirmeye…
Tüm kurallarını bir kalemde silmeye? Sınırsız ve tahmin edilemez olmaya, yaşamın eşsizliğine tanıklık etmeye ne dersin?

Sur üflendi, çağrı çoktan yapıldı. Kabuğundan çıkıp gelir misin? Yaşam, kutlanmayı bekliyor!

İlginizi çekebilir: Tutunmayı bırakmak: Kendimizi akıntıya bırakarak saflığa erişebiliriz

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam