X

Yaşadığımız süreci kendi avantajımıza dönüştürmek için: Kendine yakından bakmaya hazır mısın?

İçinden geçtiğimiz süreç çoğu kişi için psikolojik olarak zorlayıcı. Çünkü kendi irademiz dışında evlerimizde kalmamız isteniyor. Tabi gün sonunda evde kalmak bizim seçimimizken bunu uygulamak her geçen gün o kadar da kolay olmuyor. Belli bir süreden sonra bu durum insanın üzerinde psikolojik stres yaratmaya başlıyor. Çünkü insan kendini hapishanede hissetmeye başlıyor. Bu süreçte yaşadığınız kaygı ve stresle başa çıkmanızı sağlayacak çok basit yolları sizlerle aşağıdaki videoda paylaşmak istiyorum.

İçinden geçtiğimiz “Covid 19 Pandemisi” sürecine, “iyi ya da kötü” diye bir anlam vermeyi kenara bırakıp, artık kendimize bakalım. Sadece şu zamanda değil, aslında insanın her zaman en temel görevi kendine bakmak olmalıdır aslen. Bunu kim mi söylüyor? Bütün kadim öğretiler, insanlığa yol gösteren öğretmenler ve tabii psikologlar.

“Bir insan, aydınlığı hayal ederek değil, karanlığın bilincine vararak aydınlanır.”
Carl Jung

Kendine bak” demek çok kolay fakat bunu uygulamak o kadar da kolay değil. O yüzden bu süreçte “Hazır vaktim var, ben kendime bakmak istiyorum” diyorsan, sana bazı küçük ipuçları vereceğim.

Öncelikle kendine bakmaya karar verdiysen kendin hakkındaki tüm düşüncelerini görmen ve bunları bir kenara bırakman gerekiyor. Örneğin ben kendimi “doğru bir insan” olarak düşünüyorsam kendi yamuk taraflarımı nasıl göreceğim? Hepimizin gözlerinde camları düşüncelerimizden yapılmış birer gözlük var ve her şeyi düşüncelerimizin filtresinden süzüldükten sonra görüyoruz. Tıpkı bir bardak suyun arkasından etrafı izlemek gibi. Hepimiz için olan, olduğundan çok farklı…

Şanslıyız ki bu gözlüğün etkisini nötrlemek için elimizde etkili başka gözlükler var. Bunu yapabilmek için kullanacağımız araç “YARGISIZLIK”.

Her ne yaşarsak yaşayalım yargısız kalmaya çalışmalıyız ki olanı ve kendimizi olduğumuz gibi görelim. Örneğin şu dönemde ihmal ettiğin birçok işi yaparken neden bunları daha önce yapmadığını düşünüp, kendini yargılamak pek de işine yaramaz. O yüzden ne yaşadıysan, ne yaşıyorsan ya da ne yaşayacaksan sadece yargısız kal. Bu tutum sana ne mi kazandıracak?

Öncelikle sen hiçbir şeyin kurbanı değilsin! Şu anda yaşadıklarının, yarın yaşayacaklarının kurbanı değilsin. İkincisi sen yaptığın ya da yapmadığın şeyler için suçlu değilsin. O an öyle hissediyordun, farkında değildin ya da bilinçli olarak öyle yapmayı-yapmamayı seçtin. Suçlu olmadığına göre mahkum hiç değilsin. Suçlu olmayıp kendini mahkum etmeyen kişi ise zaten her zaman özgürdür.

Artık formülü biliyorsun ve özgürce kendi karanlıklarına bakmaya başlayabilirsin. Rahat bir pozisyonda otur ve dikkatini bir süre nefesine getir. Zihnin sakinleşmeye başlayınca kendine şu soruyu sor: “Şu anda neler hissediyorum? İçimde neler var?

Çoğu kişinin içinde çok fazla kişilik mevcut. Belki senin zihninin karanlık dehlizlerinde şiddet, açgözlülük, nefret, intikam ve sadece filmlerde göreceğini sandığın birçok şey olabilir. Hiçbir önemi yok içeride ne olduğunun, yargısızca sadece nelerin olduğunu görmeye çalış. Gördükten sonra ne mi yapacaksın?

Gördüğün her şeyi ışık tutarak temizlemeye çalış. Peki nasıl temizleyeceksin? Işığın, ahlaklı ve erdemli düşünceler olsun. Her ne karanlık varsa tersi ilkeyi aklına getirerek temizlemek için çalışabilirsin. Hatta bu çalışmayı yazarak yapmanı öneririm ki daha etkili olsun…

Bu süreçte kendine bakarak, daha temizlenmiş ve hafiflemiş olarak bu dönemi kendin için bir avantaja çevirebilirsin.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Hayat yolculuğumuzun ayrılmaz parçası “yüklerimiz”: Sizce neden onları taşıyoruz?

Burak Ayhan: 1987 yılında, Akdeniz'in sıcakkanlı şehri Mersinde gözlerini dünyaya açan Burak, kendi kişisel öyküsüne başlamış. Herkes gibi kendi öyküsünün kahramanı olan bu şahıs, üniversitede tıp okumayı seçerek etrafındaki kişilere şifa vermeye niyetlenmiş. Sonrasında Radyoloji dalında uzmanlaşarak yolculuğuna devam etmiş. Fakat bu süreçlerde içinde hep bir şeylerin eksik olduğu duygusunu taşıyan kahramanımız, çeşitli kişisel gelişim seminerlerine, ruhsal öğreti danışmanlıklarına katılmış ve bu alanlarda bilgi sahibi olabileceği araştırmalar yapmış. Ta ki bir gün bütün öğretilerin dediği gibi "KENDİNİ BİL, KENDİNİ TANI" ifadesini uygulamaya ve gerçekten sadece kendi içine yönelmeye karar verip, meditasyon yapmaya başlayana kadar. Meditasyon yapmaya başlayıp kendini anlamaya ve tanımaya başladıkça, onun için süreç hızlanmış, işinin onu ifade etmediğine karar vererek işini bırakmış ve bir süre sonra da yolunu aydınlatan öğretmeni ile tanışıp YOGA yapmaya başlamış. Artık kendisi Yoga yolunda kendine giden bir yolcu. Bu yolda bir yandan öğretmeye devam ederken kendisi de bir yandan öğrenmeye, kendini keşfetmeye devam ediyor. İnsanlara artık bu yolla şifa vermeye ve aslında insanların kendi şifalarını bulmalarına destek oluyor.
İlgili Makale