X

Yas dönemi psikolojisi: Bu zorlu süreci nasıl atlatabilirsiniz?

Sevilen birinin kaybından sonra yaşanan yas süreci, hayatın en zorlu dönemlerinden bir tanesidir. Zor, yoğun ve streslidir. Üstesinden gelmesi zor ancak yaşanması gereken normal ve doğal bir süreçtir. Sanılanın aksine sadece sevdiğimiz biri öldüğü zaman değil, bir ayrılık, boşanma, göç, iflas, hastalık sonrasında da, bir arkadaşlık ilişkimizi, işimizi, mesleğimizi, evimizi kaybettikten sonra da yas tutarız. Burada önemli olan bizim için önemli olan bir şeyin artık hayatımızda olmamasıdır.

Yas, unutmak demek değildir.

Yas sürecinde fiziksel, duygusal, bilişsel, davranışsal bazı tepkiler veririz. Bunlar bir bakıma değişimlere alışma sürecinin bir parçasıdır. Aşırıya kaçmadığı ve kişinin hayatını sekteye uğratmadığı sürece normal kabul edilir.

Yas süreci başlı başına zor bir dönem olmasının yanında bu dönemi zorlaştıran farklı etkenler de vardır. Bunlardan bir tanesi yasa yüklenen anlamdır. Bazı kişiler için yas tutmak kaybettikleri o kişiyi unutmak anlamına gelir. Eğer yasını tutarlarsa o kişiye dair anıları, yaşananları, güzel hatıraları unutacaklarını düşünürler. Daha doğrusu bundan korkarlar, onu unutmaktan korkarlar. Ancak yas, unutmak demek değildir. Yas, ne kadar zor olsa da yaşananları kabul etmek, buna alışmaya ve bir şekilde hayata devam etmeye çalışmak demektir. Yas tutulduğu için bir kişi unutulmaz.

Herkesin yas süreci farklıdır.

Yas sürecini zorlaştıran bir diğer konu da yaşanan kayba diğer kişilerin farklı tepkiler veriyor olmasıdır. Bu durum özellikle eşler arasında ciddi sorunlara neden olabiliyor. Bir taraf ağlayarak, duygularını, düşüncelerini, acısını ortaya dökerek yasını tutarken, diğer tarafın belki sessizliğe bürünerek, belki yaşananlarla ilgili konuşmayarak ya da kendisini işine, uğraşına daha fazla vererek yasını yaşıyor olması, kişiler arasında çatışmalara neden olabiliyor. Çünkü bir taraf “olması gerektiği gibi” yas tutmuyordur. Ancak durum bu kadar basit değil. Herkesin kendisini ifade etmesi, yaşananları sindirmesi aynı değildir, kişiden kişiye farklılık gösterir. Burada mizaç önemli bir etken.

Bizler mizacımıza göre tepkiler veririz. Nasıl mutlu bir olay olduğunda biri coşkuyla tepki verirken bir başkası daha sakin tepki verebiliyorsa yasta da durum aynı bu şekildedir. Herkes yasını kendisine göre tutar. Doğru bir yas şekli yoktur. Önemli olan yaşananları yok saymayıp yas tutmak ve bir süre sonra bu süreci sonlandırmaktır.

Yas süreci yaşanması ama bitmesi de gereken bir süreçtir.

Yas sürecinin, başlı başına zor bir dönem olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Bu dönemde yakınlardan destek almak çok önemli. Sevilen biriyle duyguların, düşüncelerin paylaşılmasının, başka biri tarafından anlaşılmanın bu dönemde iyileştirici bir etkisi vardır. Ancak her şeyden önce yaşananları yok saymamak, çok zor olsa da kabul etmek gerekir. Bazen bütün çabaya rağmen bu süreç normalden daha uzun sürer ve kişinin hayatını engellemeye başlar. Bu noktada profesyonel bir destek alınması gerekir.

İlginizi çekebilir: Yardım istemek bazı insanlar için neden çok zordur?

Uzman Klinik Psikolog Beliz Ereren: İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Hayatın önemli dönüm noktalarından biri olduğuna inandığım ergenlik dönemi problemlerine yoğunlaşarak bu dönemdeki gençler ve aileleriyle çalışmaya başladım. Aynı zamanda yetişkin ve çiftlerle çalışarak sorunlarla başa çıkma becerilerini güçlendirme ve hayat ve ilişki kalitelerini arttırmaya yönelik psikolojik destek veriyorum. Herkesin farklı olduğuna ve çalışılan konulara kişilere özgü yaklaşılması gerektiğine inandığım için farklı terapi yöntemlerini kullanıyorum. EMDR Terapisi, Stratejik Çift ve Aile Terapisi, Psikodinamik Terapi kullandığım psikoterapi yaklaşımlarını kullanıyorum. Okuma ve yazmanın insan üzerindeki iyileştirici etkisine olan inancım beni her zaman araştırma, okuma ve yazmaya yöneltmiştir. Bazen uzun bir yazının bazen de yazının içindeki tek bir cümlenin hayatları çok farklı yönlere çekebilme gücüne inanırım.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale