X

Yaratıcılıkla ilgili ilham veren filmler

Yaratıcılık konulu filmler

Yaratıcı insan yoktur, içindeki yaratıcı yönü açığa çıkarabilmiş insan vardır! Çünkü herkesin ruhunun derinlerinde bir gün ortaya çıkmak için bekleyen renkli duygular vardır. Ancak ne yazık ki günlük hayat ve fani kaygılar nedeniyle bu eşsiz yetenek ve tutkular genellikle saklandıkları yerden çıkamazlar. Eğer siz de, içinizde üretme dürtüsü hissediyor fakat bunu bir türlü açığa çıkaramıyorsanız yaratıcılığınızı körükleyecek ve sizi yerinizden kaldırıp harekete geçirecek, yaratıcılıkla ilgili ilham veren filmler listemize mutlaka göz atın…

Across The Universe

The Beatles’ı kim sevmez ki? Sizin de bu geçmişe ve hatta geleceğe damgasını vurmuş grubu sevdiğinizi biliyoruz. Fakat emin olun gelmiş geçmiş en naif ve renkli müzikal filmlerden olan Across The Universe’i izlediğinizde The Beatles sevginiz ve yaratıcılığınız tazelenecek!

Kayıp babasının izini bulmak için Liverpool’dan kalkıp Amerika’ya giden Jude’un bu amaca ulaşmaya çalışırken yaşadıklarını, kendini keşfetmesini ve aşkı en renkli ve coşku dolu haliyle anlatan filmin fonunu ise, The Beatles’ın en güzel şarkılarının film için yeniden kaydedilmiş versiyonları süslüyor.

Frida

Tüm dünyaya ilham veren Meksikalı sürrealist ressam Frida Kahlo’nun, imkansızlıkları dize getiren hikayesini konu alan Frida, 2 saat boyunca aşkı, acıyı ve sanatı ruhunuzda hissetmenizi sağlayan bir film. Genç yaşta geçirdiği kaza sonunda hayatının ciddi bir kısmını yatağa bağlı ve acılar içinde geçiren Frida, içinde biriktirdiği tüm acıları tuvaline aktarmaya başlayınca, 1930’lu yılların sanat çevrelerinde adını hızla duyurmaya başlar.

Ayrıca Amerika’nın en ünlü ressamlarından Diego Rivera ile yaşadığı tarihe damgasını vuran aşk hikayesini de konu alan film, Frida Kahlo’nun renkler, çizgiler, fantastik anlatımlar ve delilikle karışık dehasını tüm samimiyetiyle aktarıyor.

The Doors

Özellikle 60’lı ve 70’li yılları ve o dönemin kültürel yaşantısını yansıtan belgeselleri sevenler için The Doors tam bir ilham kaynağı olabilir! Ünlü yönetmen Oliver Stone’un yönettiği 1991 yapımı bu film, rock’n’roll efsanesi The Doors’un kurucusu ve solisti Jim Morrison’ın kısa ve fırtınalı hayatını konu alıyor.

Kaliforniya’nın Venice Beach sahillerinde başlayan bu tutku ve müzik dolu hikaye, Jim Morrison’ın derin ruhundan kopan dizelerle şiirsel ve ruhani bir yolculuğa dönüşüyor. Ve bize göre bu kült filmin verdiği en önemli mesaj: “Hayat çok kısa. Bu yüzden ruhun daima yaşam yolculuğunun pusulası olsun.”

Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği)

1959 yılında geçen film, geçtiğimiz yıllarda yaşamını yitiren Robin Williams’ın canlandırdığı John Keating adlı çok başarılı ve bir o kadar da farklı edebiyat öğretmeninin disiplinli bir erkek okulu olan Welton Academy’ye öğretmenlik yapmaya gelmesi ile başlıyor. İdealist öğretmen Keating, zihinleri baskı altında olan öğrencileri edebiyat ve şiirin renkli dünyasıyla tanıştırıyor ve onlara özgürlüğü, hayatı yeniden anlamayı ve dünyaya farklı açılardan bakmayı öğretiyor. Senaryo ve oyunculuk performansı açısından gerçek bir başyapıt sayılan Ölü Ozanlar Derneği, yazma aşkınızı canlandırabilir!

Midnight in Paris (Paris’te Gece Yarısı)

Amerikalı bir çiftin sanata, Paris’e ve elbette ki hayata ne kadar farklı baktıklarını, birbirleriyle ne kadar uyumsuz olduklarını, birbirlerini hiç ama hiç anlamadıklarını hissederek başlıyoruz bu naif öyküye. Evlenme arifesindeki bu çift ilişkileri ve karakterleri ile ilgili gerçekleri keşfederken Gil’in, zaman makinesini andıran bir araçla, kendine göre “Altın Çağ” olarak addettiği bir döneme gitmesiyle birlikte erken 1900’ler sanat külliyatını çok etkili ve komik bir biçimde arkasına alan film, bugüne kadar hiç karşılaşmadığımız renkte bir sinematografik tat sunuyor.

Kaynak
imdb.com
Popsugar.com

İlginizi çekebilir: Hayata bakış açınızı değiştiren filmler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale