X

Yağlar kasa, kaslar yağa dönüşür mü? – Fit with Beril

Karnımızı Nasıl Eritebiliriz?

Bu soru, fitness alanında çalışan tüm spor eğitmenlerine en az bir kez sorulmuştur. Bu doğru bilinen en büyük yanlıştır ve nedendir bilinmez, insanların aklına kazınmış bu algıyı değiştirmek bir hayli zordur.

Yağlar ve kas dokusu birbirinden çok ayrı yapılardır. Birbirlerine dönüşme gibi bir özellikleri kesinlikle yoktur. Yağ; vücut metabolizmasının harcayamayacağı miktarda enerji (yani besinlerden alınan kalori miktarı) alması durumunda ortaya çıkan ve daha sonra kullanılmak üzere depolanan bir maddedir. Kas ise; her insanın vücudunda bulunan bir dokudur.

Birçoğumuzun aklına spor, yaz aylarına yaklaşırken gelir ve hareketsiz geçen birçok ayın acısını çıkarırcasına spor salonlarına ve spor eğitmenlerine saldırılır. Kısa bir sürede karın kası, basen ve bacaklardan incelme, kollarda sıkılaşma, vb. taleplerde bulunulur ama özellikle bayanların üzerine basa basa belirttiği ‘Kas yapmak istemiyorum.’ ifadesidir. İşte tam bu noktada eğitmenlerin yılmadan açıkladığı konu, yağların kasa dönüşmeyeceği ve aslında haftada 3 gün yapacakları tüm kaslara yönelik egzersiz çalışmalarıyla isteseler de fazla bir kas kazanımı olmayacağıdır.

Kaslar, yapıları gereği düzenli egzersiz ve çok bilinçli bir beslenmeyle uzun vadede kuvvetlenir ve hacimlenir. Kas kazanımının gözle görülür derecede olabilmesi için en az 6 ay düzenli antrenman uygulanmalı ve titiz beslenme prensipleri oluşturulmalıdır. Yani bu başarı, kendini adamışlık olarak ifade edilebilir.

Yağlar, vücudun enerji depolarıdır. Çok kalori alır, bunu harcayacak kadar hareket etmezsek; vücut hayatta kalma içgüdüleriyle fazladan gelen enerjiye hayır demez, alınan enerjiyi daha sonra harcanmak üzere biriktirir ve vücudun yağ hücreleri nerelerde depolanıyorsa, (genetik olarak belirlenir) oralara depolar.

Yağ yakmak da yağların depolanma mantığının tam tersi bir tutumla mümkündür. Yani fazladan enerji açığı ortaya çıkartmak. Önemli bir detay vardır ki, vücut metabolizması enerjiye ihtiyaç duyduğunda hemen depo yağlarını kullanmak istemez. Kaslardan da enerji açığa çıkarabilen bir mekanizmamız var.

Kas kaybetmeden yağ yakmanın mucizevi formülü ise, uzun süreli kardiyovasküler çalışmaları çok seviyor olsak da, tüm vücut kaslarının orantılı çalıştırıldığı kas kuvveti geliştirme antremanlarını haftalık çalışmalarımıza dahil etmektir.

Peki, kas yağa dönüşmüyorsa neden antrenmanlara başladığımızda önce hacimleniriz? Bunun birçok sebebi var.

  • Nasıl olsa o kadar spor yapıyorum, daha fazla yemek yiyebilirim.
  • Vaktim yok, kardiyo yapamam.
  • Bana diyet demeyin, spor yaparak kilo vermek istiyorum.
  • Haftada en azından 2 gün içki içerim, bunu değiştiremem.
  • Spora da başladık, öğünleri atlayalım ne kadar az yersek o kadar iyi.

Eminim yukarıdaki ifadeler tanıdık gelmiştir.

Kardiyovasküler çalışmalar yapmayarak, beslenmenize ve alkol tüketiminize dikkat etmeyerek, öğünlerinizi atlayarak, yeterince dinlenmeyerek yaptığınız her kassal çalışma, vücudunuzda bir hacimlenme oluşturacaktır. Bu iyi anlamda değil, sizi bilinçli yapmadığınız spordan ebediyen soğutacak, sağlıksız bir hacimlenmedir.

Spor yaptım daha çok şiştim ifadesi; bilinçsiz antrenmanların ve sağlıksız yaşam biçiminin sonucudur. Her zaman bilinçli ve sürdürülebilir bir antrenman programı oluşturun ve elinizden geldiğince bu programı yaşam tarzınız haline getirin.

Sağlıkla kalın 🙂

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Beril Tarakçıoğlu: Personal Fitness Trainer Beril Tarakçıoğlu, lise Sainte-Pulcherie ardından Lise Saint-Benoit ve son olarak Yıldız Teknik Üniversitesi – Fransızca Tercümanlık Bölümü’nden mezun olarak akademik yaşantısını tamamladı. 2013 Yılı Şubat ayı itibarı ile, profesyonel hayatına, ACE ‘American Council on Exercise’ sertifika programını başarıyla tamamlayarak Fitness eğitmeni olarak devam ediyor. Eğitimini aldığı branşlar; Burhanfelek/Cimnastik; Enka/Yüzme; Levent Tenis Kulübü/Tenis.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale