X

Var olmayanlar için endişelenmeyi bırakın: Hayata ″tezahür″ penceresinden bakmak

Hemen her günün değişmeyen konu başlıkları vardır. Örneğin; bir arkadaşımız çok istediği iş kendisine teklif edilmediği için, yaptığı iş görüşmesinin üzerinden bir ay geçmesine rağmen halen onu kimsenin aramadığından yakınabilir ya da çok hoşlandığımız kişiyle sonunda bir yemek randevumuz olmuştur; ama sonrasında her iki taraf da birbirini henüz aramadığı için iç geçiririz. Yani tüm bu ‘’olmayan’’ ya da henüz olmamış olup yine de bir ‘’olasılık’’ olarak duran tüm durumlar, içten içe bizi endişeye yönlendirir.

Bu endişeli yaklaşım, aslında tüm ‘’olmamış’’ olanlar için aklımızdan geçirdiğimiz negatif enerjiler, ‘Neden olmadı?’, ‘Beni neden aramadı?’, ‘Bana neden yazmadı?’, ‘Beni bu işe yeterli görmüyorlar mı?’, ‘Benim eksiğim nedir?’, ‘Yine olmayacak’, ‘İstediklerim gerçekleşmiyor’ gibi söylemlerden, sonunda ‘Ben zaten bunu hak etmiyorum ki’ noktasına kadar uzanan bir yelpazeyi kapsar. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, son cümlede geçen tüm negatif söylemlerin size ne kadar da ‘’tanıdık’’ geldiği kesinlikle aklınızdan geçmiştir.

Şimdi bir de hayatımızda henüz ortaya çıkmamış olan ‘’istediğimiz’’ veya ‘’hedeflediğimiz’’ tüm olasılıklara ‘’tezahür’’ penceresinden bakalım istiyorum hep birlikte.

Nedir tezahür?

Kelime anlamı olarak belirmek, ortaya çıkmak ve görünür olmak anlamlarını taşır. İşte tam bu belirmek ile belirmemek arasındaki noktada bizlerin nasıl bir boyutta yaşadığı, aslında farkında olmadan hayatımızı derinden etkileyen sonuçlar oluşturur.

Örneğin, bir işe kabul edilmek üzere içinizde çok fazla istek var ve elinizden gelen her şeyi yaptınız, tekrar tekrar aradınız; fakat halen size pozitif veya negatif bir dönüş olmadı. Bu noktada ‘’endişe’’ ile yaklaşım bizi o çok tanıdık olduğumuz ‘’Beni kabul etmeyecekler, yetersizim, yapamadım, yine başaramadım’’ deyişlerine götürür. Bu deyişler ise yüklendiğimiz negatif enerjileri katlayarak ‘’ortaya çıkan’’ sonuçların da aynen içimizden geçirdiğimiz üzere gerçekleşmesine katkıda bulunur, çünkü evren bizim sözlerimizi negatifler veya pozitifler olarak yorumlayamaz, sadece akışı okur ve akışta aslında ‘’bizim kendimize biçtiklerimiz’’ açıkça karşımıza çıkar. Aynı noktada ‘’tezahür’’ anlayışı ile yaklaşmak ise, ‘Halen ortaya çıkmamış pozitifin beni bulacağını biliyorum, bu kabul benim için gerçekten önemli, o yüzden olmasını ve gerçekleşmesini diliyorum, inanıyorum’ gibi pozitif bakış açısını benimsememizi ve sonuç ‘’her nasıl’’ olursa olsun, tezahüre güvenmemizi sağlar.

Olaylara tezahür anlayışıyla yaklaşmak, pozitif bakış açısına sahip olmamıza yardımcı olur.

Kabala felsefesinde tezahür etmenin önemi

Burada Kabala felsefesi (ezoterik bir felsefe) çok önemli bir benzetme ile akışa ve ‘’tezahür etmek’’ üzerine bize yol gösterir;

Bir tencere düşünelim, içine su koyuyoruz ve suyu kaynatıyoruz. Suyun içerisine şeker ekliyoruz ve şeker tamamen çözünüyor, o noktada biz sadece ‘’su’’ görebiliyoruz, fakat biliyoruz ki şeker bu suyun içerisinde ‘’var’.

Daha sonra suyu soğutmaya başlıyoruz, işte tam fizik kurallarına uygun olduğu noktada yani şeker ve su ısı kaybettikten sonra, erittiğimiz şekerin yavaş yavaş belirmesini izliyoruz. Tek tek her tane, her parça zaman geçtikçe erittiğimiz şekeri sağlayacak şekilde ‘’tezahür ediyor’’, yani görünür oluyor.

İşte hayat akışımızda karşımıza çıkan her olay veya her dileğimiz de aynı şekilde bir tezahürün parçalarını oluşturuyor. Fakat suyun soğuyup o şeker tanelerinin belirmesi gibi zaman ve istek kavramlarını yönetmek yine bize kalıyor. Veya hangi tanenin ne zaman oluşacağı yine soğuma hızına ve şartlara bağlı olduğu gibi, tezahür edenin ‘’en doğru zamanda ve en doğru şekilde’’ olduğuna ve bu nasıl su için yalnızca soğuma ile oluşabiliyorsa, bizim de yürüdüğümüz yolda sadece ‘’doğru’’ zamanda tezahür ile karşılaşacağımıza güvenmemiz gerekiyor.

İlgili yazı: Siz yeter ki gönülden isteyin, her şeye zamanı gelince olur

Hepimiz hayatta farklı yol ayrımları ile karşılaşıyoruz, bu noktada arzu ettiğimize ulaşmak adına dilek diliyoruz. Sonucunda dileklerimiz olmadı diye üzülüyoruz veya hedeflerimiz bir iki yıl geç kaldı diye umutsuzluğa kapılabiliyoruz. Eğer bu yazı size ulaştıysa, hayatınıza ‘’tezahürün’’ muhteşem penceresinden bakmanızı diliyorum, hayatınıza ve hayatın size getireceklerine güvenin, evren en doğru zamanda en doğru şekilde ve olabileceği ‘’en doğru’’ tezahürlerle size eşlik ediyor.

Çünkü bu yol sadece bize özel, onu sadece yine biz yürüyebiliriz.

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale