X

Uzun gecelerin ardından güneş hep doğar: Umutlu olmak hepimize iyi gelecek

Bazen şu dönemde sizin de benim gibi boğazınızda bir şeyler düğümleniyor mu? Sürekli evde olmak, sorumluluklarımızın çok daha fazla hissedilir olması ve tüm zorluklarına rağmen her açıdan daha verimli olmalıyım düşüncesi sizi de benim gibi yormadı mı? Eminim yalnız değilimdir…

33 yaşındayım ve hayatımın hiçbir döneminde bu kadar çok evde kalmak zorunda olduğum bir dönem yaşamamıştım. Belki çoğumuz yaşamadı. İster istemez artık (karantinanın kaçıncı günündeyiz bilmiyorum ama) bünye hata kodu vermeye başlıyor. Sinirler geriliyor, herkes en ufak sözde hata arayabilir hale geliyor.

Bir de çocuklu ailelerde durum daha da karmaşık olabiliyor. Hem çalışıp, hem çocuğuyla ilgilenmeye çalışan anne babalar daha çok efor sarf edip yine de daha verimli olmaya gayret ediyor. Bir de evde bir aile büyüğünüzle yaşıyorsanız bu süreç çok daha karmaşık ve zor hale bürünebiliyor. İster istemez yaşam alanınız kısıtlı ve belki de insanın birbirine en çok empati duyması gereken zamanda en çok yükü köprü görevini üstlenen bireyler taşıyor.

Fakat bunca zorluğa rağmen tek bir düşünce insanın omzundaki tüm yükleri hafifletmeye yetiyor: “Geçecek.” 

Ne geçip gitmedi ki şimdiye kadar?
Hangi su yolunu bulup akmadı ki yatağında?
Uzuuun uzun gecelerin ardından güneşin doğmadığını hiç görmedim. Her karanlığın ardından güneş mutlaka ışıl ışıl parladı.
Önemli olan o karanlık gece de kendinize mum olup, şarkılar söyleyip , güneş doğana kadar kendinize bir ışık yakabilmektir.

Kendinize mutlaka huzuru hissettirecek, size ferahlık verecek alanlar belirleyin. Bu belki bir mum yakıp kitap okuduğunuz alandır. Belki sessizliğin sesiyle kendinizi dinlediğiniz birkaç dakika, belki gözlerinizi kapatıp meditasyon yaptığınız, belki mutfakta değişik tarifler denediğiniz anlar, belki çocuğunuzla oyunlar oynadığınız saatler ve belki gözlerinizi kapatıp, rüzgarı teninizde hissettiğiniz birkaç dakika… Eşiniz ya da sevgilinizle yıldızların altında hoş sohbetler yapıp, sabahladığınız geceler ya da gece yarısı uyanıp müzik dinleyip, sabaha kadar yazı yazdığınız saatler olabilir… (Evet şu anda gün ağardı.) Liste uzayıp gider…

Her akşam ve sabah huzuru daha çok hissettiğimiz bazı saatler vardır…
Bir şeyler biterken bir şeylerin yeniden doğuşuna şahit olacak olmanın kutsal sessizliği hakim olur ruhumuza…
Ama aslında hissettiklerimiz için ne mekan fark eder ne zaman…
Onlar sadece tuzu biberi olur içimizde olanların…
Bütün mesele ne olduğunuzla ilgilidir…
Kaç yara aldığınızla, kaç yaraya merhem olduğunuzla ve kaç enkazdan sağ salim çıkıp güneşi selamladığınızla ilgilidir…
Huzur yalnızca ve yalnızca içten dışa yansır…
Hepsi bu!
Yarın yine, yeni bir gün…
Nefes alıyorsak yaşam hala devam ediyor demektir…

Sevgilerimle!

İlginizi çekebilir: Karantina döneminde en çok ihtiyacımız olan şey: Umut

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale