X

Tezahür sanatı 7: Tezahürün teslimat yöntemleri tahminlerimizin ötesinde

“Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki sendeki derdi nimet sayanlar da var…”
Mevlana Celaleddin Rumi

Tezahür sanatı yazı dizisi her hafta birlikte farklı yönleriyle tezahürü incelediğimiz çok heyecanlı bir yolculuk. İlk yazımda sizlerden hayatınızda gerçekleşmesini istediğiniz bir amacı belirlemenizi istemiştim. Ve takip eden her hafta buradan sizlere tezahür hakkında farklı çalışmalar öneremeye devam edeceğim. Eğer bu önerileri uygulayacak olursanız, belki de birlikte çıktığımız bu yolculukta yolumuz bir yerlerde kesişir!

Bu hafta ele alacağımız konu ise tezahür yolunda olduğumuz isteklerimizin bize nasıl ulaşacakları ile ilgili varsayımlarımız veya inançlarımız. Birçoğumuz dileğimizin, bu kırmızı renk X marka bir araba olsun diyelim, internet üzerinden sipariş vermişiz gibi bize direkt olarak paketlenerek ulaşacağını varsayarız. Veya diyelim ki isteğimiz yeni bir cep telefonu… İnanışımıza göre isteğimiz gerçekleşirse hayal ettiğimiz o yepyeni kutu öylece karşımıza çıkıverecektir. Bugün bu yazımda sizlerle birlikte marketten gelen siparişlerimizle hayata verdiğimiz siparişlerimizin, yani tezahür yolunda adım adım ilerlediğimiz dileklerimizin gerçekleşmesi arasındaki farka biraz daha yakından bakalım istiyorum.

Tezahür süreci adeta bir uyumlanmadır. Her anın, her günün enerjimizle ve bize ulaşacak o sonuçla uyumlanması ve ilmek ilmek işlenmesidir. İşte bu ilmek ilmek işleme esnasında, bu muhteşem akış, sonucun bize ulaşmasını, yani asıl tezahür anını çok ama çok özel bir şekilde planlar. Yani karşımıza öylece çıkmayacaktır. Bunun yerine bize aracılarla ulaşılır. Yani kırmızı renk X marka bir araç istediğimizde ve buna gerçekten odaklandığımızda, bir gün uzun zamandır (!) görüşmediğimiz bir arkadaşımızdan telefon alırız ve bizi dışarı kahve içmeye davet eder. Önce anlam veremeyiz, neden bu kadar zaman sonra bize ulaştığını anlayamayabiliriz. Kabul ederiz ve gittiğimizde şunu öğreniriz: Kendisi kırmızı renk X marka aracını satmaktadır veya çok yakın bir arkadaşı satışa çıkarmıştır veya henüz satın almıştır… Yani tezahür akışı bizi isteğimize doğru bir adım daha ileriye işte bu önemli aracılarla taşımaktadır.

Veya başka bir örnekte ise yeni bir telefon almak isteriz, tezahür etmesini istediğimiz şey bir telefondur. Hiç tahmin etmediğimiz bir anda bir çekilişe dahil oluruz veya bir davete katılırız veya bir tanıdığımız aracılığıyla yabancı bir kişi ile tanışırız, plansız bir seyahate çıkmak zorunda kalırız… İşte böyle aracı akışlar bizi tezahürümüze götürmektedir.

Ne yazık ki birçoğumuz bu tarz davetlere hayır deriz (uzun süredir görüşmediğimiz arkadaşımızdan gelen kahve içme davetine, plansız bir seyahate plansız bir şekilde çıkmaya, bir arkadaşımızın yerine bir günlük bir işte çalışmak durumunda kalmaya genelde hayır deriz). Aslında evren bizlere tezahürümüzü servis etmektedir. Yani siparişimiz kapımıza işte böyle tahmin edilmeyen aracılarla en ince ayrıntısına kadar planlanmış olarak gelir.

Eğer bu yazımda bana eşlik ediyorsanız ve hayatınızda bir tezahürü arzu ediyorsanız, yazı dizimi bu yazıya kadar yeniden gözden geçirmenizi dilerim. Bu aşama ise özellikle aracılara, mesajlara ve bize ulaşan bu önemli çağrılara önyargısızca ve yüksek bir farkındalıkla cevap verebilmemiz üzerine… Unutmayalım ki tezahür bir an değildir, önemli bir niyet ve plan süreci gerektirir ve beklemeyi bilenler, işaretleri görebilenlerin güzel dilekleri yola çıktı bile! Yeter ki bizler ümitsizliğe kapılmayalım. Yeter ki vazgeçmeyelim. Yeter ki olana en derin hislerimizle güvenmeye ve zaman vermeye devam edebilelim…

En güzel isteklerinize kavuşabilmeniz dileklerimle!

İlginizi çekebilir: Tezahür sanatı 6: Her şeyin bir zamanı olduğu gerçeğinin farkında olmak

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale