X

Tezahür sanatı 5: Olanları ve olmayanları aynı olgunlukla kabul edebilmek

“Birçok insan, ne kadar mutlu olmaya karar vermişse o kadar mutludur!”
Abraham Lincoln

Tezahür sanatı yazı dizisi her hafta farklı yönleriyle tezahürü incelediğimiz çok heyecanlı bir yolculuk. İlk yazımda sizlerden hayatınızda gerçekleşmesini istediğiniz bir amacı belirlemenizi istemiştim. Ve takip eden her haftada buradan sizlere tezahür hakkında farklı çalışmalar öneremeye devam edeceğim. Eğer bu önerileri uygulayacak olursanız, belki de birlikte çıktığımız bu yolculukta yolumuz bir yerlerde kesişir!

Bu hafta ele alacağımız konu ise hayatımızda tezahür etmesi için istekte bulunduğumuz konuya başka bir boyuttan bakabilmek. Bu bakış açısı belki birçoğumuz için yabancı bir kavram çünkü olgunlaşma, yani tezahür istediğimiz şeyden bağımsızlaşmayı içeriyor. Bana olmaz veya bana verilmez gibi hayıflanma içeren serzenişleri geride bırakmayı gerektiriyor. Ve dilediğimiz kavramın olmadığı durumun, en az gerçekleştiği durum kadar hayrımıza olduğunu kalbimizden hissetmemizi gerektiriyor.

Bunu bir örnekle daha detaylı açıklayabiliriz. Tüm dileklerimizi izleyen ve içimizden geçenleri kaydeden bir güç olduğunu varsayalım. Kırmızı renk X model bir arabamız olsun istiyoruz ve bu dileğimizle ilgili her gün şunu söylemeye devam ediyoruz: “Bana gelmeyecek, bugün de isteğim gerçekleşmedi, yine olmadı, zaten olmazdı, ne zaman olacak, olmazsa ne olur, bana zaten verilmez, bu isteğim olmazsa ben ne yaparım, o kırmızı araba bana gelmeliydi, ben hiçbir zaman hak etmiyorum!”

Şimdi bunları duymuş olsaydınız ve sizler bu gücün yerinde olsaydınız ne düşünürdünüz? Bu kişiye bu arabayı verecek olsaydınız yaydığı bu gerçekleşmeme mağduriyetinden nasıl etkilenirdiniz? Bu isteğe böylesine körü körüne bağlanmış olmasından dolayı ne düşünürdünüz?

Peki bir de şöyle bir örnek verelim: Kırmızı X marka bir arabamız olsun istiyoruz ve olduğu durumda nasıl hissedeceğimize odaklanıyoruz. “Olsa da olmasa da bunu hayal edebilmiş olmaktan mutluyum, olmadığı durumda da bana gelecek olan her anın hayır olduğuna eminim, bu akışta ne öğreneceğime ve nasıl gelişeceğime odaklanıyorum, eğer bu araba benim için uygunsa zaten bana gelecektir ve gelmediği durumda da daha güzel bir sonuç yoluma mutlaka çıkar. Ben kalbime bu isteği düşüren akışa teşekkür ederim ve bu akışın bana er ya da geç en iyileri getireceğine eminim.”

Eğer bu cümleleri tekrar tekrar duysaydık ve bu gizli güç bizim elimizde olsaydı, bu isteği yerine getirmek için can atmaz mıydık? Bu güzel varlık bilincini daha da pekiştirmek için çalışmaz mıydık?

İşte tezahürü için istekte bulunduğumuz dileğimizden bağımsızlaşmak bu kadar önemli bir kavramdır. Olduğu duruma şükürle, olmadığı duruma ise daha iyisinin olacağı veya bu süreçte daha farklı bir öğrenim getireceği bilinciyle yaklaşmak bizi tezahürümüze yaklaştırdığı kadar evrenin muhteşem akışı ile de hizalayacaktır. Bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, dileğinize odaklanın. Pozitif bakış açınızı koruyarak ve olmadığı durumda bile kalbinizde heyecanla dileğinizi hatırlayın. Unutmayın bu dileği kalbinizle istediğiniz an, aslında tezahürünüzün başladığı andır. Bir an bile şüpheye gerek yok!

İlginizi çekebilir: Tezahür sanatı 1: Tezahür nedir, hayatımızdaki anlamı nedir?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale