Temizlik zamanı: Hem ruhunuzda, hem bedeninizde, hem evinizde

Evin tozunu alıyorum. Ne çok ıvır zıvır var bir bilseniz, gittiğim her yerden bir şeyler toplamışım! Bir de hiç benlik olmayan hediyeler, utancımdan atamamış ya da birine verememişim. Öylece ayrık otu gibi duruyorlar salonun orta yerinde. Ne kadar saklarsan sakla, yine de göze batıyor işte, renginden mi, tarzından mı?

Ha bir de lazım olur diye tuttuklarım var. Mesela 4 misafir battaniyesi? Evde 4 kişinin kalacağı yer yok, neden dört? Okuyup, bir daha okumayacağım kesin olan, kitaplık süsü kitaplarım var! Gelen ne çok okumuş kızımız desin, biriktiriyorum öyle!

Kime neyi ispatlamaya çalışıyorum acaba? Kime kimi, nasıl göstermeye çalışıyorum acaba? Kendime neyi anlatmaya çalışıyorum acaba? Bahsettiğim temizlik, evde değil kafamın içinde! Gittiğim, gördüğüm, her yerden taşıdığım bir ton bilgi, lüzumlu lüzumsuz… Herkesin bir bakış açısı, bir fikri, hemen almış koymuşum bir kenara.

Bir de üzerinize afiyet, beni benden daha iyi tanıdığını düşünen, kendi X-man görüşünün katiliğine inanmışların, hakkımda vardıkları yargılar var. Hiç fark etmez hoş olmaları ya da olmamaları; hepsi istiflenmiş duruyorlar alnımın tam orta yerinde!

Birine göre azizeyim, birine göre sefil. İçimde bir köşe inanmış ki yer vermiş her bir söylenene. Bir de lazım olur diye tuttuklarım var, anneannemin anneannesinden aldığı korkuyla, babamın kendi gözünden gördüğü kadınlık meseleleri.

Lazım olur, belki dünya benim hissettiğim gibi değil, onların bize aynaladığı, sessizce aktardığı gibidir. Korku, utanç veya suçluluk bir köşede öylece dursun ki, bizi gittiğimiz yollarda zorlayan bir şey olursa kolayca geri dönebilelim. Aynı diğer “dna”daşlarımızın yaptığı gibi. Her ihtimale karşı!

Hiçbir şey ile bağımı tam koparmayayım, “Bitti bu, yenisi” demeyeyim. Çünkü dışarıda, neyi neden yaptığımı merak eden bir güruh var! Neyi, hangi akla hizmet yaptığımı merak eden! Ve ben de hesap vermek zorunda hisseden! Her şeye ve herkese karşı.

“Hayır, kendime hesap veriyorum ben” diyen arkadaşlara da selam olsun! Bence pek öyle değil. İnsan kendine de hesap vermez çünkü. Akış, ilahi olana izin verme hali, herhangi bir sorgulama sistemi ile çalışmaz.

Anlayacağınız ev temizliği, bahar temizliği var içeride. Siz nasılsınız? Sizin gardıroplar dolu mu? Çekmecelerde neler var? Hala eski sevgilinizin aldığı boş parfüm şişesi sadece “tasarımının güzelliğinden” dolayı bir yerlerde mi duruyor?

Tüm süs eşyalarını ve tüm kutsal hale getirdiklerimizi bir kenara atarsak, geriye kalandır aslında buluşmak, tanışmak, yaşamak istediğimiz. Kendini gerçekleştirmek dedikleri şey, kendinden dolayı olmayanlardan, senin sandıklarından kurtulunca geriye kalanın ifadesidir.

Benzer lafları çokça ettim. Dürüstçe, her seferinde anladığıma inanarak yazdım, söyledim. Ve bir kez daha aynı kelimeleri kullansam da, diyorum ki, o zaman değil şimdi anladım! Ve kesinlikle, yarın öbür gün yine bugün söylediğim değil, o gün söyleyeceğimin daha doğru olduğuna inanacağım. Kesinlikle de doğru olacak.

Bizlerin yapmaya çalışma, oldurmaya ve olmaya çalışma hallerinin hepsi, kendimizi ifade etme, kendini gerçekleştirme halinin varsaydığımız akli birer müsameresi. Gerçek, organik ifade, bir plana bağlı olarak, belirlenmiş, hesaplanmış bir projeye bağlı olarak gelişmiyor. Altın oran gibi, kendine has bir düzlemde, evren matematiğinde ve hür bir irade ile gelişiyor. Hür iradeden kasıt burada, dualitenin özgürlük algısı değil, gerçekten, ben dediğinin kenara çekilmesiyle kendini gösteren “irade”!

Ve tekrar geldik soyunmaya; bildiklerimizden, emeklerimizden, sandıklarımızdan, kurduğumuz kumdan (hadi taş olsun) kalelerimizden, inançlarımızdan… Aslında ben dediğin, beni ben yapan dediğin, hayatta en çok istediğim dediğin, vazgeçemem dediğin, bağlılık dediğin… Her şeyden soyunmak!

Üzerimizdekini çıkarıp, giydiğimizin ne olduğuna, kime ait olduğuna bakmamız lazım! Bu, en güzel kısmı, büyükbabanın kasketi senin kafandan çıkınca hayatın değişiyor çünkü. Oysa sen, kafanda taşıdığını bile bilmiyorsun! Gözlerle görmeye alışık olan bizler, karşımızdakinin bizi aynalama halini gözlerle algılayamadığımız için kaçırıyoruz bazen. Gönlünle, tüm bedeninle görmeye başlayınca, kasketi de görür oluyorsun karşında sana aynalık eden ruhta.

Uzun lafın kısası, bir temizlik şart! Eğer yapıyorsanız günlük bir saatlik sessizliğinizi, belki biraz da çekmece içlerine bakarsınız. Ayrıca aynı anda, fiziksel bir temizlik de harika olur. Eski olan eskide kalsın, kullanmadığınız, sizin olmayan, artık sizinle bir işi kalmamış her simgeyi atın gitsin. Güzel bir ritüel olur, atarken de bilin neyi attığınızı. Hem bedeninizde, hem de evinizde yer açılsın ki, olmaya geldiğiniz size yer açılsın!

Güzel geçsin gününüz!

İlginizi çekebilir: Bu hafta bagajlarınızı boşaltın: Ruhunuz size sizi anlatsın

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam