X

Takdir edilmek pozitif bir davranış olmayabilir mi?

İletişim psikolojisinin en tartışmalı başlıklarından biri olan insanın takdir alma ihtiyacı, kişisel gelişime katkısı kadar risklerini de içeriyor. Hepimiz, bir davranışımızın fark edilmesini, emeğimizin görülmesini, varlığımızın değerli olduğunun hissettirilmesini istiyoruz. Ancak bu ihtiyaç, nerede güçlendirici bir motivasyon kaynağına, nerede bir bağımlılığa dönüşür? Elbette bu sorunun cevabı da yine ilişkilerde saklı. Takdirle kurduğumuz ilişkide.

Takdir, beynin ödül sistemini harekete geçirir

Nöropsikolojik olarak, takdir edildiğimizde beynimiz dopamin salgılıyor. Bu, bizi davranışı tekrarlamaya yönlendiren sağlıklı bir içsel motivasyon mekanizması. İyi yapılmış bir işin görülmesi, bireyin kendini yeterli hissetmesi ve öz-yeterlilik duygusunun pekişmesi, performans artışıyla sonuçlanabiliyor.

Dopamin davranışı ödüllendirirken bağımlılık, ödülün kaynağına aşırı bağlanmayla oluşuyor. Dolayısıyla takdir, doğru dozda ve doğru bağlamda verildiğinde bireyin kendilik değerini güçlendiriyor ama aşırıya kaçtığında kişi ödülün kaynağına bağımlı hale gelebiliyor. 

Dış onay bağımlılığı nasıl başlar?

İletişim psikolojisine göre dış onaya bağımlılık, iki temel durumun sonucudur:

  1. Kişi, kendi içsel değer ölçütlerini geliştirememiştir. Kendini değerli hissetmek için içsel referansları zayıf olan birey, dış dünyanın işaretleriyle yön bulmaya çalışır.
  2. Çocukluk döneminde takdir, duygusal güvenliğin tek ölçütü haline gelmiştir.
    Sevginin koşullu verildiği aile ortamlarında “görüldüğüm sürece varım” şeması oluşur.

Bu nedenle yetişkinlikte de kişi, her davranışını başkalarının gözünden değerlendirme eğilimine giriyor. Bunu tetikleyen cümle örnekleri:
“Doğru mu yaptım?”
“Beğendiler mi?”
“Yeterince iyi miyim?”

Bu sorular, motivasyonun içten değil dışarıdan beslendiğinin göstergesi.

Peki takdir içsel motivasyonu nasıl güçlendirebilir?

Takdirin içsel motivasyon yaratabilmesi için üç koşul olduğunu söyleyebilirim:

  1. Davranışa değil, çabaya odaklanan takdir.
    “Ne kadar zekisin” değil, “Bu projeye gösterdiğin özen takdire değer” demek.
  2. Kişiyi değil, süreci görünür kılan geri bildirim.
    Bu, bireyin benliğiyle performansını ayırmasına yardım eder.
  3. Takdirin hedef değil, yan ürün olması.
    İçsel tatminin önüne geçmeyen takdir, motivasyonu besler.

İçsel motivasyonun doğası şudur: “Yaptığım şey bana anlamlı geliyor.” Takdir ise sadece bu anlamlılığın dışarıdan teyidi olur.

Takdir neden bazılarında bağımlılık, bazılarında güç kaynağı olur?

Bu sorunun yanıtı bireyin öz-regülasyon kapasitesinde. Kendi duygusal ve davranışsal süreçlerini yönetebilen kişiler, takdiri bir destekleyici unsur olarak kullanıyor. Öz-değeri kırılgan olanlar ise takdire tutunarak kendini “tamamlamaya” çalışıyor.

Bu nedenle takdir; eksiklik hissi ile birleşirse bağımlılığa, kendilik değeriyle birleşirse motivasyon kaynağına dönüşüyor.

İletişim psikolojisinde kritik ayrım: Onay mı, görülmek mi?

İkisi benzer görünse de aslında farklıdır: Onay, davranışın uygunluğuna yönelikken tanınma ise bireyin varlığına yönelik. Dış onay bağımlılığı genellikle onay ihtiyacının aşırı yükselmesiyle oluşur. Oysa içsel motivasyonu besleyen şey görülmek, yani kişinin emeğinin, niyetinin, varlığının görülmesidir. Bu nedenle ilişkilerde ve kurum kültürlerinde ideal olan,
görülmeyi artırmak, onaya bağımlılığı azaltmaktır.

Takdir bağlı olduğu zemine göre değişir

Takdir edilmek nötr bir araçtır; iyileştirici bir iletişim biçimi de olabilir, bağımlılık yaratan bir döngü de. Belirleyici olan şunlardır:

  • Kişinin öz-saygı düzeyi
  • Takdirin verilme biçimi
  • Geri bildirimin kalitesi
  • İçsel motivasyon – dışsal motivasyon dengesi

Takdir, ruhsal gelişim için bir ışık olabilir fakat ışığın nereden geldiğine değil, içeride nasıl yandığına bakmak gerekir.

İlginizi çekebilir: Sonsuz olasılıklar yorgunluğu

Aslı Yirsutimur: Aslı Yirsutimur; yazı, psikoloji ve kişisel gelişim alanlarında üretim yapan bir yazar ve içerik editörüdür. Metinlerinde “daha iyi hissetme” vaadinden çok, insanın kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkiyi fark etmesine odaklanır. Duygusal farkındalık, sınırlar, içsel denge, iletişim ve modern yaşamın yarattığı zihinsel yükler üzerine yazar. Uplifers için kaleme aldığı yazılarda; sade ama derin bir dil kullanarak okuru düşünmeye, durmaya ve kendi iç sesini duymaya davet eder. İçerik üretiminde samimiyet ile zihinsel açıklığı merkeze alır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale