Şükretmek çoğu zaman “iyi hissetmek”le karıştırılır.
Oysa şükretmek, bir duygudan çok daha fazlasıdır.
Şükretmek, beynin neye odaklanacağını bilinçli olarak seçmektir.
Kişisel gelişim dünyasında sıkça duyduğumuz bu kavram, yalnızca spiritüel öğretilerin değil; nörobilim ve psikolojinin de uzun zamandır incelediği bir alandır. Çünkü beyin, düşündüğümüz ve tekrar ettiğimiz her şeye kimyasal bir yanıt verir. Ve bu yanıt, yalnızca ruh hâlimizi değil, bedenimizi de doğrudan etkiler.
Bilim insanları, kronik stres altında yaşayan, yorgunluk ve depresyona yatkın bireyler üzerinde yaptıkları çalışmalarda dikkat çekici bir deney uygular. Katılımcılar iki gruba ayrılır. Bir gruptan her gün, bilinçli şekilde şükrettikleri en az on şeyi yazmaları ve bunları gerçekten hissetmeleri istenir. Diğer grup ise hiçbir şey yapmaz.
Bir ayın sonunda sonuçlar şaşırtıcıdır.
Şükretme pratiği yapan grupta stres seviyeleri düşer, inflamasyon azalır, bağışıklık sistemi güçlenir, depresif belirtiler hafifler. Kandaki CRP seviyelerinde düşüş görülür; yani vücudun iltihap ve hastalık sinyalleri azalır. Diğer grupta ise belirgin bir değişiklik olmaz.
Bu bize şunu gösterir: Şükretmek, yalnızca “iyi düşünmek” değildir. Şükretmek, bedenin iyileşme ihtimalini artıran nörolojik bir süreçtir.
Çünkü beyin, gerçek ile hayal arasındaki farkı sandığımız kadar net ayırt edemez. Bir anıyı detaylarıyla hatırladığımızda ya da gelecekte olmasını istediğimiz bir durumu olmuş gibi hissettiğimizde, beynin ilgili bölgeleri gerçek bir deneyim yaşanıyormuş gibi çalışır. Bu yüzden geçmişteki güzel bir ana şükretmek de, henüz gerçekleşmemiş bir ihtimal için şükretmek de beynin kimyasal tepkisini değiştirir.
Düzenli şükür pratiği, beynin ödül ve motivasyon merkezleriyle doğrudan ilişkilidir. Dopamin ve GABA gibi nörotransmitterler daha dengeli çalışmaya başlar. Zamanla beyin, “eksik olanı” taramak yerine “var olanı” fark etmeye programlanır. Bu da algının değişmesine yol açar.
Algı değiştiğinde, düşünceler değişir.
Düşünceler değiştiğinde, davranışlar.
Davranışlar değiştiğinde ise hayat.
Bu bakış açısı, Yale Üniversitesi’nde verilen ve dünyanın en çok katılım alan derslerinden biri olan “The Science of Well-Being” eğitiminde de özellikle vurgulanır. Bu derste, mutluluğun sanıldığı gibi sahip olduklarımız arttığında kalıcı hâle gelmediği anlatılır. İnsan zihninin “hedonik adaptasyon” adı verilen bir mekanizması vardır: Yeni bir başarıya, ilişkiye ya da imkana çok hızlı alışırız. Başta büyük mutluluk yaratan şeyler, kısa süre sonra sıradanlaşır.
Şükretme pratiği ise bu alışma döngüsünü yavaşlatır. Sahip olduklarımızı yeniden fark etmemizi sağlar. Yale’de yapılan araştırmalar, şükretmenin sürdürülebilir mutluluğun en güçlü alışkanlıklarından biri olduğunu gösterir. Çünkü şükür, mutluluğu bir hedef olmaktan çıkarır; bir yan etki hâline getirir.
Bu noktada şükretmek pasif bir kabulleniş değildir.
Aksine, zihni yeniden eğitmektir.
Geçmişte yaşadığın küçük bir başarıyı hatırlayıp şükretmek…
Sabah içtiğin kahvenin kokusunu fark etmek…
Sahip olduğun sağlığı, bir ilişkiyi, bir imkânı gerçekten hissetmek…
Bunların her biri beynine şu mesajı verir: “Ben güvendeyim. Benim kaynaklarım var.” Ve beyin, bu mesaja uygun bir kimya üretir.
Şükretmenin en güçlü tarafı belki de şudur: Negatifliği inkar etmez ama merkezine de koymaz. Hayatın zorluğunu yok saymaz; ama ona teslim de olmaz.
Bugün özellikle şükrettiğin şeyleri bilinçli olarak seçtiğinde, aslında yarının duygusal zeminini de hazırlarsın. Çünkü beyin, tekrar eden her deneyimi bir alışkanlık hâline getirir. Ne kadar çok şükür, o kadar kolay şükür. Ne kadar kolay şükür, o kadar güçlü bir iç denge.
Şükretme uygulamaları: Zihni yeniden eğitmenin 5 yolu
1. Duyusal şükür
Bir an seç ve yalnızca duyularına odaklan. Bir tat, bir koku, bir ses… Duyularla eşleşen şükür, beyinde daha kalıcı iz bırakır.
2. Geçmiş ben’e şükür
Geçmişte zor bir dönemden geçen hâlini düşün ve bugün geldiğin nokta için o versiyonuna teşekkür et. Bu, dayanıklılık duygusunu güçlendirir.
3. Olmuş gibi şükür
Henüz gerçekleşmemiş bir durumu olmuş gibi hisset ve yarattığı duyguyla şükret. Beyin bu deneyimi prova olarak algılar.
4. Şikayetsiz gün
Bir gün boyunca şikâyet etmemeyi dene. Her şikâyet geldiğinde içinden küçük bir şükür cümlesi ekle. Zihnin otomatik negatif eğilimini fark etmeyi sağlar.
5. Şükür + davranış
Şükrettiğin şeyle ilgili küçük bir eylem yap. Şükür, davranışla birleştiğinde dönüşüm hızlanır.
Şükretmek mucize yaratmaz belki.
Ama mucizeyi fark edebilecek bir zihin yaratır.
Ve bazen, asıl dönüşüm tam da buradan başlar.
İlginizi çekebilir: Mükemmel olmadan da olduğum halimle kalabilme cesareti