X

Sonuç odaklı olanlardan mısınız, sürecin keyfini sürebilenlerden mi?

“Süreçten zevk almak lazım!”

Bu söylem ne ifade ediyor size? Bir kitaba başladığında bitirmeden rahatlayamayanlardan ya da herhangi bir yolculuğa çıktığında gideceği yere varmadan derin bir nefes alamayanlardansanız; “sonuç” severlerdensiniz demektir. Uzun uzun yapılacaklar listesi oluşturup liste üzerinden yaptıklarınıza tik atmak hayat amacınız haline gelmiştir.

Bu noktada belki farkında olduğunuz belki de henüz fark etmediğiniz bir noktaya değinmek isterim ki, bu listeler asla tamamlanmıyor. Hep yeni yapılacak maddeler ekleniyor ve tüm bunlar hiç bitmediği için ne sonuçtan, ne süreçten zevk alabilir hale geliyoruz. Felaket senaryosu gibi bir başlangıç yapıp moralleri bozmak değil amacım, aslında tam tersi kendim de böyle sonuç odaklı insanlardan biri olduğum için bu konunun zararlarına değinmek istiyorum.

“Bir an önce geçsin bitsin.” tanıdık geliyor mu bu cümle? Şunu düşünelim: Geçince ve bitince ne oluyor? Kendi adıma bunu sorguladığımda şu cevabı aldım: Bitiyor işte, bittiğinde rahatlıyorum. Peki sonra? Sonra yenisi geliyor ve o bitsin diye yeni bir çabaya giriyorum. Böyle böyle hayat geçiyor ama oraya girmek istemiyorum! Tüm süreçte fark ediyorum ki aslında sadece tek bir kez tatmin yaşıyorum: İşim bittiğinde. Uğraşım 10 birimlik bir iş de olsa, 100 birimlik bir iş de olsa tek bir kez yani, iş bittiğinde tatmin olmak, tüm bu emeğe yazık değil mi?

Şu aralar gündemim, odağımı uğraştığım işleri bitirmekten ziyade, iş yapma sürecine çevirmek oldu. Elbette ki mesleki anlamda yapılan her işte sürece odaklanacak vakit bulamayabiliyoruz; kimi zaman görev icabı hızlı olmak, iş tamamlamak ve mailleri cevaplamak gerekiyor. Bahsettiğim önemli nokta, burada kendimiz için yaptığımız işlerde de aynı görev bilinciyle mi hareket ediyoruz, buna biraz dikkatimizi çevirmek. Yediğimiz yemeği keyif almadan tüketmek, okuduğumuz kitabı öğrenmek amacıyla değil sayfalar geçsin diye okumak bu duruma örnek olabilir. Veya kilo vermeye çalışıyorsunuz diyelim; hedef kiloya gelmeden önceki ilerlemeleri görmemek, çabanızı takdir etmemek de buna dahil.

“Henüz orada değilsin.” düşüncesinin hissettirdiği şey, yetersizsin oluyor. Kendimi süreç içerisinde takdir etmediğimi görüyorum. Neden? Çünkü iş daha bitmedi. Oysa ben bir yola baş koymuşum, başlamışım! Bazen sırf başlamak bile ne kadar zor oluyor, biliyorum. Başlamakla da kalmamışım, ilerliyorum, adımlar atarak günden güne sonuca doğru yaklaşıyorum. 0 noktasından 1’e bir anda zıplanmıyor ki! Zaman geçiyor, emek harcanıyor, orası kesin.

Bakış açısını değiştirmek hiçbir zaman kolay değil. Şu an geldiğim noktada diyorum ki; yalnızca bitirdiğim an değil; kıymetli olan, çaba sarf ettiğim her bir anın görülmesi gerekiyor. Kendi kendime verdiğim bu takdir bana kendimi inanılmaz iyi hissettiriyor. Dilerim okuduklarınız bu yönde bakış açısını bir nebze değiştirmek isteyenlere ışık olur.

İlginizi çekebilir: Sürecin farkında olarak varacağın hedefe değil, önündeki yola odaklan

Beyza Turan: Profesyonel olarak yaşam koçu, amatör olarak yazarım. “Bu hayatı nasıl daha iyi yaşarım?” sorusuna kafayı takmış biri olarak öğrendiklerimi paylaşmayı çok önemsiyorum. İlgi alanlarım arasında olan duygu, davranış, bilinçaltı, motivasyon ve ilişkiler konularında okumayı, konuşmayı ve yazmayı çok severim. Geçmişimden kısaca bahsetmem gerekirse; Koç Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okudum ve Uluslararası İşletme yüksek linans programını tamamladım. İş hayatımda Google, Facebook (Londra) ve Adphorus şirketlerinde çalıştım. Daha sonra kendi kişisel gelişimimi de önceliklendirerek, profesyonel koçluk eğitimimi tamamladım ve Dore Coaching’i kurarak danışanlarıma destek vermeye başladım. Dilerseniz bir selam vermek veya sorularınızı iletmek için bana @dorecoaching Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale