X

Sokaklarında yürümekten bıkmayacağınız masal şehri: Canterbury

Londra’ya gelip şehrin koşturmacasından uzaklaşmak isteyenlerin en çok ziyaret ettiği noktalardan biri Canterbury’e gidiyoruz.

Çok yorulmadan rahat rahat gezeceğimize ve şehrin koşuşturmacasına döndüğümüzde ihtiyacımız olan enerjinin depolanmış olacağına şimdiden söz veriyorum. Bir de unutmadan söylemek isterim ki, çocukluk zamanlarında okuduğumuz o masal kitaplarındaki tatlı, şirin şehir tasvirini; yazar bu şehri gördükten sonra yapmış olabilir.

Dar sokakları, masalsı kanalları ve tuğla yapılarıyla Canterbury’i sevmemek elde değil.

Şehri gezmek icin kısa, doyabilmek için ise uzun zaman gerekmektedir; zira zamanınız varsa buradaki şirin hostellerden birinde konaklamanızı öneririm. Eğer İngiltere için ayırdığınız gün kısıtlı ise, Londra’ya bir buçuk saatlikteki bu şehir, günübirlik bir seyahat için de uygun. Londra’nın merkezinde yer alan London Waterloo East tren istasyonundan bir aktarma yaparak bir buçuk saatte Canterbury’e ulaşmanız mümkün.

Canterbury’nin Venedik’le ortak bir noktası var; kanalları.
Canterbury’de neleri görmeli, neleri denemeli?

Şehir, girişinde yer alan Avrupa şehirlerine özgü büyük bir kapı ile karşılıyor sizi. Bu kapıdan geçtikten sonra ise yüzyıllar boyunca hiç bozulmamış yapıların yer aldığı sokağa girmiş oluyorsunuz. Sokak boyunca küçük dükkanlar ve her birinde saatlerce oturmak isteyeceğiniz kücük kafeler bulunuyor. Eğer acıktıysanız sokak üzerinde yer alan ve İngiltere’ye özgü bir tat olan “cornish pasty”den West Cornwall Food Company’de yemenizi öneririm.

İngiltere’nin meşhur lezzetlerinden “cornish pasty”i Canterbury’de de mutlaka deneyin.

Sokak üzerinde ilerledikçe şehre ait kütüphaneyi göreceksiniz ve eğer şanslı iseniz bu kütüphane önünde yeteneklerini sergileyen bir sokak sanatçısına da rastlamanız mümkün.

Ayrıca bu yol üzerinde şehirde yapılan tekne gezilerini düzenleyen turlara ait standlar bulunuyor. Bu turlar ile Venedik’te olduğu gibi şehri bir de nehirden görme imkanınız var.

Canterbury’nin keyifli sokaklarında bolca sokak sanatına rastlayacaksınız.

Sokağın sonunda ise şehre ait en önemli yapılardan olan Canterbury Katedrali’ne ulaşmış oluyorsunuz. Canterbury Katedrali inşa edildiği dönemde, döneminin en önemli yapıları arasında yer almıştır. 1170’de Baspsikopos, Kral taraftarı kişilerce öldürüldükten sonra bu katedral Hristiyanlar icin hac merkezi haline gelmiştir ve VIII. Henry’nin protestan reformuna kadar da devam etmiştir.

Göz alıcı Canterbury Katedrali

Katedral, günümüzde muhteşem mimari yapısı ile birçok yerli ve yabancı turisti çekmektedir. Ziyaret ettiğim dönemde katedral renavasyona girdiği için etrafı inşaat alanıydı bu nedenle sizle herhangi bir fotoğraf paylaşamayacağım.

Hristiyanlığı yaymak üzere gönderilen Aziz Augustine’in girişimiyle inşaa edilen manastırın zaman içerisinde bir kısmı yıkılmış kalan kısmı ise şehrin önemli yapılarından biri haline gelmiştir. St. Augustine Abbey’i gezebilmek içinse Katedralden yalnızca on dakika yürümeniz gerekmektedir.

Birçok Avrupa şehrinde yer alan ve o şehre ait önemli sembollerden biri haline gelen saat kulelerine Canterbury’de de rastlanmaktadır ve gelen turistler tarafından önünde bol bol fotoğraf çektirilen bir yapı olarak popülerliğini korumaktadır.

İngiltere’nin meşhur saat kulelerinden Canterbury’de de bol bol göreceksiniz.

Bu saatin yer aldığı bölge üzerinde de birçok güncel markaya ait dükkanlar da bulunmaktadır. Eğer güne ait bir hediye almak isterseniz, burası bu amaç icin gayet uygun.

Şehrin sokaklarında gezerken birazcık da dikkatliyseniz aşağıdaki ilginç yapı ile karşılaşabilirsiniz. Bu bir kitapçı ve şu ana kadar gördüğüm kitapçılardan farkı duvarının düz değil de eğimli olması. Yapı Prag’ta “dans eden ev” olarak geçen bina kadar eğimli olmasa da ilk bakışta insanın aklına bu bina gelmiyor değil.

Yapı Prag’ta “Dans eden ev” olarak geçen bina kadar eğimli olmasa da ilk bakışta insanın aklına bu bina gelmiyor değil.

Şehri doya doya gezdik, biraz da olsa soluklandık ve yeni koşturmacalar için enerjimizi depoladık. Ruhu dinlendiren şehirlerden birini gezmek isterseniz Canterbury sizi de bekliyor.

Tekrar görüşmek üzere…

İlginizi çekebilir: Yurt dışı tatil önerileri: Schengen vizesiyle gidilebilecek uygun fiyatlı tatil rotaları

Ceren Elitas: "Üç kelimeyle kendini anlatır mısın?" sorusu ile sınandığımız zor günlerden geçen biri olmamdan mütevellit kendimi anlatma konusunda antremanlıyım. Ama gel gör ki bu durum, kısıtlamaların sonunda gelen patlamalardandır sanırım, yetmez oldu üç kelime meramımı anlatmama… Mayıs’ta doğduğumdan ayrı bir severim baharı, güneşi, güneşin verdiği enerjiyi… Burcum ikizler:) Tamam tamam aklınızdan geçenleri biliyorum. Evet, dengesizim. Evet, maymun iştahlıyım. Ve evet itici gücüm tutkularım. Gülmeye bayılırım. Hayatta şansa inanmayanlardanım. Varsa iyi şeyler hayatımda bilin ki, elde edene kadar hayat canımı çıkarmıştır; bu sebeple de hayatımdakilerin kıymetini iyi bilirim. Çalışmayı çok severim. Hani öyle ‘pazartesi sendromu’ zırvası benlik değil azizim. Okumak, hobim değil nefes alma biçimim. Gezerim, ülkemi de dünyayı da. Yürümeyi çok severim. Dilim döndüğünce buralardayım.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale