X

Sizi “siz” yapan şey nedir: Cevap çocukluğunuza uzanıyor

Şu anda olduğumuz kişinin ne kadar bizim elimizde olduğu tartışılır. Genetik ve biyolojik faktörler bir yana, özellikle bilinçli olarak hatırlayamadığımız fakat sağ beynimizde kayıtları bulunan 0-3 yaş dönemi olmak üzere, çocukluk dönemi deneyimleri şimdiki beni “ben” yapan şey.

Doğduğumuz günden itibaren, hatta anne karnındaki koşullarla birlikte fiziksel, zihinsel, psikolojik ve sosyal gelişimimiz dış faktörlerin etkisi altındadır. Önce aile olmak üzere, okul ve çevredeki insanların, çocuğun gelişiminde çok önemli bir rolü vardır. Her ne kadar karşıt görüşler ve eleştiriler olsa da bu görüşün en önemli temsilcisi John Locke, insan zihninin doğduğu an boş bir levha (tabula rasa) olduğunu ve bu levhanın deneyim yolu ile doldurulduğunu ve şekillendirildiğini belirtir.

Dolayısıyla çocukluk döneminde neler yaşadığımızın, ne kadar huzurlu veya huzursuz bir evde bulunduğumuzun, kiminle yaşadığımızın, zorluklarla karşılaştığımızda nasıl telkin edildiğimizin, başımız sıkıştığında nasıl bir yardım gördüğümüzün ve en önemlisi sevgi kavramıyla nasıl tanıştığımızın gelişimi etkilediğini söyleyebiliriz.

Bütün bunlara dayanarak çocukluk dönemindeki deneyimlerimiz, gelecekte hangi konularla ilgili yardım almaya ihtiyaç duyduğumuza bir işaret diyebiliriz.

Peki bir ebeveynseniz şayet, çocuğunuzun sizin ebeveynliğinizden ne öğrenmesini istersiniz? Çocuğunuzu büyütürken bu sorunun cevabını sorgulamak, yolunuzda ilerlerken size ışık tutabilir.

Tabi ki hayat kontrol edilebilir bir yer değildir; çocuklar da robot değildir. Hedef; duygusal, sosyal ve zihinsel olarak çocukların dengede olmasına yardımcı olmaktır. Tıpkı soyut resim yapan bir ressamın renge karar verebildiği ama tuvale bıraktığında nasıl dağılacağını bilemediği gibi…

İlginizi çekebilir: Çocuğunuzla doğru ve sağlam bir iletişim kurmanın ilk adımı: “Seni dinliyorum”

Uzm. Klinik Psikolog Berfin Bozkurt: Berfin Bozkurt, Fransa Strasbourg Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’de Klinik Psikoloji dalında yüksek lisans derecesi almıştır. Fide Danışmanlık Merkezi’nde çocuk, genç ve yetişkinlerle psikoterapi yapmaktadır. Fransa’da travma konusu üzerine yaptığı doktora eğitimini İstanbul’dan yürüterek devam etmektedir. Ayrıca okullara danışmanlık kapsamında eğitim ve seminerler vermektedir. Terapi çalışmalarında bilişsel davranışçı terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), oyun terapisi kullanmaktadır. berfinbozkurt@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale