X

Sex and the City’nin moda anlamında öğrettikleri

6 sezon, 94 bölüm ve 2 sinema filmi. Ama o, birçoğumuz için bir diziden ya da sinema filmlerinden çok daha fazlası. İlişkiler, tercihler, ayrılık şekilleri ve inandıklarımız hakkında bize yeni bakış açıları kazandıran Sex and the City, seyircisiyle ilk olarak 6 Haziran 1998’de buluştu. Halen günlük hayata dair pek çok konuda referans verdiğimiz yapım, belki de en çok moda anlamında ilham kaynağı niteliğinde. İşte bu yıl 20. doğum gününü kutlayan Sex and The City’den modaya dair öğrendiklerimiz:

1. Cesaretli ol

Dikkat çeken parçalar, bir arada kullanılan canlı renkler, “styling” hileleri… En cesur stile sahip karakterler kuşkusuz Carrie ile Samantha. Öz güvenin, cesaret isteyen parçaları parlattığını bize defalarca kez gösterdiler.

2. Karıştır

Yarısı pijama, yarısı abiye bir görünümle müthiş görünebilmek; öyle bir kıyafetle ne zaman ve nereye gidilebileceğini bilmek için Carrie’den alacağımız dersler var. Ne de olsa beklenmedik parçaları ustalıkla bir araya getirmek, sağlam stil referansları istiyor.

3. Unutma: Kıyafetlerin seni anlatır

Giysiler, imajımızın önemli bir parçasıdır. İlk izlenimde pek çok fikir verdiği gibi; farklı kapılar da açabilirler. Dikkat çekme kapasitesinden çok; “Tam benlik!” dedirtmesi onları bize ait kılmalı.

4. Stilinin anahtar parçalarına yatırım yap

Ayakkabı, aksesuar, ceketli takımlar ya da elbiseler… Herkesin kendi tarzı doğrultusunda elini güçlendiren parçalar vardır. Bu parçaları uzun yıllar kullanırız. Dolayısıyla iyi bir kabanı, bizi her zaman kurtaracak bir çantayı ya da görünümümüzü yukarı taşıyacak bir ayakkabıyı kollamakta fayda var. Stilimizi iyi kodlayıp gerektiğinde bu parçalardan yardım almak işimizi kolaylaştıracaktır. Fakat bunu yaparken bütçeyi yönetebilmek de şart. 

5. İçgüdülerine güven

Bazen bir parçayı satın almakta oldukça kararsız kalırız. Onun geçici bir model olduğunu düşünür, paramızı harcamakta tereddüt ederiz. Fakat gerçekten beğendiğimiz ve bizi anlattığına inandığımız parçaları kaçırmamak lazım. Sonuçta moda söz konusu; neyin ne zaman trend olacağı belli olmaz.

6. Gardırop detoksu yap

Hem geçmişe yolculuk, hem de hafifleme sebebi. Üstelik arkadaşlarla çok daha eğlenceli!

7. Kendin için giyin

Başkaları için değil!

 

Kaynaklar:
InStyle
WhoWhatWear
Bustle
Pinterest

Peri Kıbrıslıoğlu: 1990 yılında Denizli'de doğdum. Galatasaray Üniversitesi'nde Sosyoloji üzerine lisans; İletişim Stratejileri ve Halkla İlişkiler üzerine ise yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Esquire'da staj yaptıktan sonra moda basını alanında çalışmak istediğimden emindim. Bu doğrultuda, İstanbul Moda Akademisi'nde Moda Editörlüğü eğitimi aldım. 2 yıl boyunca ELLE Dergisi'nde moda ekibi asistanlığı yaptım. Hem prodüksiyon, hem de yazı tarafında çalışmalarda bulundum. Çeşitli markalar için katalog ve kampanya çekimleri, ünlü styling'i çalışmaları, editoryal ve reklam filmi çekimlerinde yer aldım. Moda sektöründe yazılı içerik üretimi üzerine çalışmaya devam ediyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale