X

Sevgililer Günü ilişkilere zarar mı veriyor?

Birçok kişinin ajandasında önemli bir yer tutan 14 Şubat Sevgililer Günü; kimileri için para tuzağı, kimileri için ise aşkı kutlamanın en romantik hali. Düşünce yapısı her ne olursa olsun, bu özel gün yaklaştıkça sosyal medya akışlarının, reklam panolarının ve vitrinlerin değiştiği bir gerçek. Hal böyle olunca, taraflardan biri istemese bile 14 Şubat’ı kutlamak farz oluyor. Aksi durum ise ciddi tartışmalara dönüşerek ilişki sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu tür sorunlardan kaçınmak isteyen birçok kişi, Sevgililer Günü’nü dışarıda geçirmese bile en azından bir hediye veya evde kurulmuş özenli bir sofrayla taçlandırmayı tercih ediyor. Fakat, modern dünyada dayatılan pahalı hediyeler, şık restoranlar ve mükemmel romantizm gibi etiketler ilişkinin duygusal tatminini gölgeleyebiliyor. Bu nedenle birçok kişi, duygusal şeffaflığı ön plana alırken, özel günlerin yarattığı görünmez yükleri ortadan kaldırmayı daha tatmin edici buluyor.

Sevgililer Günü neden ilişkiler için zorlayıcı?

Modern ilişkilerin en romantik günü olarak görülen Sevgililer Günü, birçok uzmana göre aslında pazarlanan bir meta. Aşk ve bağlılığı; alınan hediyelerin fiyatı ve çıkılan randevuların lüks olması üzerinden ölçme çabası, gerçek romantizmin de en büyük düşmanlarından biri. Üstelik bu durum, ilişkilerde birçok açıdan zorlayıcı olabiliyor: 

1. Aşırı beklenti

Sevgililer Günü, modern ilişkilerdeki beklenti ve gerçeklik algısını bozarak hayal kırıklığı riskini doğrudan artırıyor. Romantizmi tek ve ideal bir plana sıkıştıran bu reçete, gerçek ilişkilerdeki ufak mutlulukları ortadan kaldırarak yetersiz gibi gösteriyor. İlişkiye yüksek beklenti ve aklında belirli bir özel gün planı ile başlayan kişiler, genellikle vaat edilen mutluluğu bulamıyor. Gerçek temellere dayanmayan aşırı yüksek beklentiler, zamanla iki taraf arası uyuşmazlığı artırarak ilişkiyi yoruyor.

2. Karşılaştırma kültürü

Sevgililer Günü’nün en kötü etkilerinden biri, çiftler üzerinde yarattığı karşılaştırma baskısı. Özellikle sosyal medyada pazarlanan kutlamalar sebebiyle iyi ilişki yaşama kavramı tek bir yargı etrafında toplanıyor. Sadece fenomenlerin değil, sosyal çevreden insanların da bu trendi takip eden paylaşımları, diğerlerine yaşadığı ilişkiyi yetersiz hissettiriyor. Günlük hayattan çiftlerin bile romantizmi özel bir yemek veya etkinlik ile kutlaması, bunu yapmayanlar üzerindeki baskıyı artırarak içsel ilişki sorgulamalarına yol açıyor. Bu durum, gerçek ve filtresiz sevgiyi sabote ediyor çünkü imaj kaygısını ön plana yerleştiriyor.

3. Sorunları büyütme etkisi

Sevgililer Günü, ilişkilerdeki çatlakları derinleştirme etkisine sahip. Sosyal dengelerin ve dijital dünyanın oluşturduğu kutlama baskısı, çift tartışmalarını büyütüyor. Küçük sorunların bile dramatize edilerek büyümesi için genellikle idealize edilen kutlamadaki bir aksaklık yeterli oluyor. O yıl birlikteliğin kutlanmaması ya da pahalı hediye alınmaması gibi sosyal çevre tarafından oluşturulan yargılar, yıllar önce yapılan bir hatayı akıllara getirerek iki tarafı da yaralayabiliyor.

4. Samimiyet kaybı

Sevgi ve romantizmi, takvimlerdeki tek bir güne sıkıştıran Sevgililer Günü, çiftler üzerinde görünmez bir baskı yaratıyor. Sanki tüm aşkın o gün kutlanması gerekliymiş gibi bir mecburiyet ortaya çıkaran bu durum, ilişkideki spontanlığı ortadan kaldırarak organize sınırlarla çevreliyor. Erkenden alınan rezervasyonlar ve uzun zaman önceden yapılan planlar, o gün geldiğinde bu planın dışına çıkma rahatlığını önlüyor. Dolayısıyla çiftler, anda kalarak vakit geçirmekten mutlu olmaktan çok, plana yetişme sorunlarıyla mücadele ediyor. Bu durum da doğallığı ve iki tarafın normalde kurduğu derin bağları anlamsız hale getiriyor.

Özel günlerin ötesinde bağ kurma yolları

Sevgililer Günü, sahip olduğu tüm risklere rağmen, asla kutlanmaması gereken bir gün olarak algılanmamalı. Buradaki genel sorun, tüm ilişkideki olumlu duyguları tek bir plana sıkıştırmaktan kaynaklanıyor. Ancak yıl boyunca dengeli, sağlıklı ve anlamlı bağlar kurulan bir ilişki için her iki tarafın da genel anlamda biraz emek harcaması gerekiyor. Aşağıdaki yöntemleri yıl içinde canınızın istediği zamanlarda uygulayarak, ilişkideki romantizmi katlayabilirsiniz:

  • Ortada herhangi bir kutlama olmasa bile takviminizde bir randevu gecesi için yer açın. Bu randevuyu şık restoranlar ile ilişkilendirmekten kaçının. Bunun yerine sadece evde birlikte zaman geçirmenin ve film izlemenin bile harika bir randevu gecesi olabileceği fikrini benimseyin.
  • Günlük rutinden çıkmak için birlikte yeni şeyler denemeye hazır olun. Bilmediğiniz yerleri gezin, kentin sokak aralarında yürüyün veya daha önce oynamadığınız bir oyunu oynayın. Aktiviteler küçük olsa bile birlikte edineceğiniz deneyim, çok daha özel ve yeni olacaktır.
  • Zorunlulukların yoğunlaştığı dönemlerde, yardımı, ona ilgi göstermek için bir araç olarak kullanın. İşlerin yoğunluğundan şikayet etmek yerine, ona zorlandığı konularda yardımcı olun. Örneğin; çok işi olduğunda, onun için günlük işlerini yapmaya ve onun için bir şeyler yapmaya gönüllü olun.

Tüm bunların yanı sıra Sevgililer Günü’nü kutlamaktan da çekinmeyin. Ufak bir öpücük, güzel bir cümle veya samimi bir kucaklaşma bile planlı romantizm reçetelerinden çok daha değerli olabilir.

Kaynak: psychologytoday, thenewyorktimes, self

İlginizi çekebilir: Daha güçlü bir ilişki için ipuçları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale