X

Sevgi olmaktan “sevgili” olmaya: Sevgililer Günümüz kutlu olsun!

“Bakmakla görmek, aşık olmakla sevmek arasındaki fark?” diye sormuşlar Mevlana’ya. Cevaplamış; “Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Herkes aşık olabiliyor; ama herkes senin gibi sevebiliyor mu? Aralarındaki tek fark sensin. Seni özel kılan görebildiğini ve sevebildiğini bilmektir.”

Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Herkesin bu yazımda, bugün, bu anda bana eşlik eden herkesin bu güzel gününü kutluyorum. Ben sizlerle birlikte bugün biraz olsun farklı bir pencere açalım istiyorum sevgiye ve sevgili olmaya bakışımıza. İlk aklıma gelen başlığı yukarıya yazdım; şimdi bu ne demek diye soruyor olabilirsiniz. Aslında biraz açıklamaya çalışsam belki de aklımda dönüp dolaşanları daha rahat anlatabilirim sizlere…

Sevgi olmak deriz. Arada sevgi olsun. Bir ilişkide sevgi olsun. Ne ararız? Neyin yokluğu veya şöyle soralım gerçekten neyin varlığı bizi o ilişkide tutmaya yeten güçtür? Hani deriz ya böyle gelmiş böyle gidiyor, öyle bir ilişkiden bahsetmiyorum, böyle gümbür gümbür sevgili olmaktan, gerçekten isteyerek, evet, ben bu aşkı, bu ilişkiyi, bu evliliği yaşamak istiyorum dediklerimizden bahsediyorum…

“Neden sevgi her şeye yetmez?” diye soralım o zaman kendimize? Neden sevgi olduğu halde ayrılıyoruz? Neden “olmaz” diyoruz? Neden sevgimiz o kişiye bizi bağlamaya, hayatı onunla paylaşmaya, bundan yirmi yıl sonrasının hayalini o kişi ile birlikte kurabilmeye yetmiyor? Neden sevgi gelse bile kalmıyor? Belki zamanla azalıyor, belki bir süre sonra “Gerçekten sevmemişim” diyebiliyoruz? Neden sevginin gerçekliği böyle göz açıp kapayıncaya kadar silinip de gidiveriyor?

İşte bunun cevabı sevgili olmakta! Sevgi olmak ile sevgili olmak arasında ne fark var diyeceksiniz? Dağlar kadar büyük fark var, sevgili olmak bir kere kendimizden geçmeyi getiriyor, bir olabilmeyi, o diğerini, sevgiliyi her an kalbimizde taşımayı, her ne olursa olsun hayat ne getirirse getirsin “iyi ve kötü” anında zorluklara karşı birlikte savaşabilmeyi… Bazen çok çekici olsa da bazı tekliflerden vazgeçebilmeyi, önümüze ve yolumuza, sadece o kişiye “sadık” olarak bakabilmeyi…

Sevgili olmak öyle kolay değil bu yüzden, sevginin belki azaldığı, belki gel-git halinde olduğu zamanlarda bile sevgili, “sevgili” kalabiliyor oysa ki… “Ne olacak canım” diye atıp gidemiyor yaşananları. İşte bu yüzden birçoğumuza sevgi olmak yetmiyor. Sevgili olmak, o daha uyanmadan ihtiyacı olanları düşünmeyi getiriyor, sevgili olmak o daha üzülmeden üzüleceğini hissedebilmeyi gerektiriyor, sevgili olmak yanında olmadığımızda bile onun varlığı ile dolabilmeyi getiriyor…

Sonra sevgili olmak en büyük zenginliği sunuyor kalbimize, sevgi ile dolmayı ve bunu sadece almamayı, aynı zamanda sunabilmeyi, sevgimizi verebilmeyi, karşılık beklemeden, o daha çok sevsin diye düşünmeden, her haliyle, her koşuluyla sadece o kişi olduğu için elini tutabilmek gücünü getiriyor sevgili olmak. Tek başına sevginin az kaldığı yerlerde sevgili olmak yükseltiyor kalbi, fersah fersah ötede de olsa o diğerinin içini “bilebilmeyi” getiriyor sevgili olmak. Daha yüzünün çizgisinden, gözlerindeki bakıştan, nefesindeki heyecandan ne hissettiğini okuyabilmeyi getiriyor…

İşte “sadece sevgi neden yetmiyor?” diye soruyorsanız, sevgili olmadıkça, sevgiliye dönüşmedikçe, sevgili mertebesine erişmedikçe, sevgi tek başına günümüz dünyasında bir kişiyi diğerine bağlamaya yetmiyor!

Çünkü sevgili olmak ömürlük sevmeyi de getiriyor!
Sevgililer Günümüz kutlu olsun…

İlginizi çekebilir: Sevgililer günü yaklaşırken: Bugün aşka dair anlatacak ne var?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale