X

Semmelweis refleksi: Gerçek yüzümüze çarptığında neden gözlerimizi kapatırız?

Değer verdiğiniz bir dostunuz karşınızda ve duymaktan pek hoşlanmayacağınız bir gözlemini paylaşıyor:  “Bu ilişki sana zarar veriyor, fark etmiyor musun?” ya da “Mevcut kariyerinde potansiyelini kullanamıyorsun.”

O anda ortaya çıkan ilk tepki genellikle nedir? Teşekkür etmek mi, yoksa hızla bir savunma duvarı örmek mi?  Çoğu zaman, söylenenlerde bir doğruluk payı olduğunu içten içe bilsek bile, ilk refleksimiz reddetmek olur. “Durum göründüğü gibi değil” ya da “Abartıyorsun” diyerek konuyu kapatma eğilimi gösteririz.

Semmelweis refleksi nedir?

Bu kavram, 19. yüzyılda meslektaşlarına “Ellerinizi yıkarsanız hastaların hayatını kurtarırsınız” dediği için dışlanan Dr. Ignaz Semmelweis’ten gelir. O dönemde birçok doktor, mikrop gerçeğiyle ve kendi hatalarıyla yüzleşmek yerine, bu bilgiyi dile getiren kişiyi görmezden gelmeyi tercih etmişti. Çünkü gerçeği kabul etmek, yıllardır doğru kabul edilen varsayımların çökmesi anlamına geliyordu.

Semmelweis Refleksi kısaca şudur: Mevcut inançlarımıza, alışkanlıklarımıza ya da yerleşik düzenimize ters düşen yeni bir bilgiyi, yeterince değerlendirmeden otomatik olarak reddetme eğilimi.

Hayatımızdaki “yıkanmamış eller”

Bugün cerrah olmasak da hepimizin hayatında yüzleşmekten kaçındığı, metaforik olarak “yıkamayı reddettiği eller” vardır. Bu refleks, modern yaşamda çoğu zaman egonun koruyucu bir mekanizması gibi çalışır:

Uzun süredir devam eden beslenme alışkanlıklarının yanlış olduğunun söylenmesi, iş hayatında yönetim tarzımıza dair yapıcı bir eleştiri almak veya yakın ilişkilerde sorumluluğun bir kısmının bize ait olduğunu fark etmek…

Bu tür durumlarda zihin, tutarlılığı korumaya çalışır. “Yanılmışım” diyebilmek ego için zorlayıcıdır. Bu nedenle zihin, değişimin getireceği belirsizlikle uğraşmak yerine gerçeği reddetmeyi seçebilir. Kısa vadede bu daha güvenli hissettirir.

Savunma duvarını indirmek

Bir dahaki sefere rahatsız edici ya da ezber bozan bir fikirle karşılaştığınızda, içinizde aniden yükselen itiraz duygusunu fark etmeye çalışmak etkili bir başlangıç olabilir. Tepkinin kendisi çoğu zaman içeriğin doğruluğu hakkında değil, mevcut inançların tehdit altında hissedilmesiyle ilgilidir.

İlginizi çekebilir: Ringelmann etkisi: Halat çekme yarışında kişi sayısı arttıkça bireysel çaba neden azalır?

Mustafa Direk: Merhaba, ben Mustafa. Şu anda İstanbul Üniversitesi Marka İletişimi bölümünde öğrenciyim. 10 yıllık eczane tecrübem sayesinde insanlarla iletişim kurma ve problem çözme becerilerimi geliştirdim. Ancak içimdeki merak, beni yeni alanlara yönlendirdi ve şu anda marka iletişimi alanında kendimi geliştiriyorum. Dijital içerik üretimi ve blog yazarlığı konusunda deneyimliyim ve içeriklerimle insanlara ilham vermeyi hedefliyorum. Kendini keşfetme ve farkındalık sürecine katkıda bulunacak yazılarımı takip edebilirsiniz. Bu yolculukta birlikte ilerlemek dileğiyle!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale