X

Sayre yasası: İncir çekirdeğini doldurmayan konularda neden kavga ediyoruz?

Sosyal medyada veya bir arkadaş ortamında “Menemen soğanlı mı olur, soğansız mı?” ya da “simit mi gevrek mi?” gibi bir konunun açıldığı o anı düşünün. Konu saniyeler içinde alevlenir, sesler yükselir, taraflar keskin hatlarla ikiye bölünür ve hiç kimse bir adım bile geri atmaz. Hatta bazen iş, gizli bir öfkeye veya kişisel hakaretlere kadar varabilir.

Peki, dünyanın ekonomik krizler, iklim değişiklikleri veya savaşlar gibi devasa problemleri varken; neden bir yumurta yemeğinin tarifi uğruna kanımızın son damlasına kadar savaşıyoruz?

Sayre yasası nedir?

Amerikalı siyaset bilimci Wallace Stanley Sayre tarafından ortaya atılan bu yasa, en basit haliyle şunu söyler: “Herhangi bir tartışmada, tarafların hissettiği duygunun (öfke, tutku) şiddeti, tartışılan konunun gerçek dünyadaki değeriyle ters orantılıdır.”

Sayre, bu gözlemi ilk olarak üniversitelerdeki akademik kurullar için yapmış ve şu meşhur sözü söylemiştir: “Akademik politikalardaki tartışmaların bu kadar vahşi ve acımasız olmasının nedeni, ortadaki bahislerin (kazancın) bu kadar küçük olmasıdır.”

Eğer ortada gerçekten büyük, hayati ve somut bir problem varsa (örneğin evde yangın çıkması veya şirketin iflasın eşiğine gelmesi), taraflar egolarını bir kenara bırakıp nesnel verilere odaklanarak işbirliği yaparlar. Çünkü gerçek sorunların, gerçek ve nesnel çözümleri vardır. Ancak konu önemsizleştikçe ve tamamen öznel bir hale geldikçe, ortada kanıtlanacak bir gerçek kalmaz. Gerçeğin olmadığı yerde boşluğu ne doldurur? Ego olabilir. Artık tartışılan şey o konu olmaktan çıkar; mesele kimin daha haklı, kimin daha otoriter veya kimin daha zeki olduğunun ispatına dönüşür.

Günlük hayatta sayre yasası

Sosyal medya yankı odaları: Twitter (X)’te ki en toksik ve uzayan tartışmalara bir bakın. Konular genelde bir pop yıldızının giydiği kıyafet, bir futbol maçındaki olası bir duruma yönelik tamamen varsayımsal bir senaryodur. Konunun dünya için değeri “sıfır”dır. Tam da bu yüzden, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlar, sırf ait oldukları gruba sadakatlerini kanıtlamak veya sanal bir haklılık durumu için saatlerini ve enerjilerini hiç tanımadıkları insanlara öfke kusarak harcarlar. Sayre Yasası devrededir: Değer düşer, fanatizm fırlar.

 İkili ilişki savaşları: Uzun süreli ilişkilerde en büyük kırgınlıklar genellikle devasa ihanetlerden değil, bitmek bilmeyen “çorapları yerde bırakma” veya “televizyonun sesini çok açma” gibi günlük olaylardan ileri gelen tartışmalarından doğar. Ortadaki mesele ufak bir dağınıklık (değeri sıfırdır). Ancak o tartışma anında yaşanan öfke, dünyaları yakacak cinstendir. Çünkü taraflar ufak dağınıklık için değil; “Beni dinlemiyorsun”, “Sınırlarıma saygı duymuyorsun” veya “Benim dediğim olacak” alt metinleri üzerinden bir iktidar savaşı veriyordur. Eğer ‘Hizmet Eylemleri’ sevgi diline sahipseniz, bu tarz küçük ihmallerin neden dünyaları yakacak bir öfkeye dönüştüğünü anlamak, Sayre Yasası’nın ikili ilişkilerdeki kör noktasını görmenizi sağlayabilir. Bu farkındalık için Gary Chapman’ın ‘Beş Sevgi Dili’ ‘yaklaşımı, tartıştığınız şeyin aslında ‘o çorap’ olmadığını anlamak adına oldukça zihin açıcı bir rehber. Kendi dilinizi keşfetmek isterseniz göz atabilir, konuyu daha derinlemesine incelemek için kitabını da edinebilirsiniz. 

Belki de en önemsiz konuların bu kadar büyümesinin nedeni, aslında hiçbir zaman o konuları tartışmıyor oluşumuzdur.

İlginizi çekebilir: 

Mustafa Direk: Merhaba, ben Mustafa. Şu anda İstanbul Üniversitesi Marka İletişimi bölümünde öğrenciyim. 10 yıllık eczane tecrübem sayesinde insanlarla iletişim kurma ve problem çözme becerilerimi geliştirdim. Ancak içimdeki merak, beni yeni alanlara yönlendirdi ve şu anda marka iletişimi alanında kendimi geliştiriyorum. Dijital içerik üretimi ve blog yazarlığı konusunda deneyimliyim ve içeriklerimle insanlara ilham vermeyi hedefliyorum. Kendini keşfetme ve farkındalık sürecine katkıda bulunacak yazılarımı takip edebilirsiniz. Bu yolculukta birlikte ilerlemek dileğiyle!
İlgili Makale