X

Sarong modası: Çarşıdan aldım 1 tane, eve geldim 20 tane!

Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim yirmi tane diyebileceğimiz yegane üründür sarong. Kullanım alanı bu kadar geniş olan sarongların ana vatanı Güney Asya ve Pasifik Adaları’dır. Tarih boyunca farklı ülkelerde başka başka isimlerle de kadın erkek herkesin hayatına bir şekilde girmiştir. Bizlerin özellikle plaj kıyafeti olarak tanıdığımız pareo da bir sarongtur.

Fotoğraf ve sarong: @letsboho

Asya topraklarında en kıymetlileri ipek kumaştan olmasına rağmen benim favorim her zaman kullanım kolaylığı ve tenime dost yapısı ile doğal keten ve viskon kumaşlar oldu. İlk sarongumu Tayland gezim sırasında almıştım ve bir parça kumaşın hayat kurtaran fonksiyonu karşısında hayrete düşmüştüm. Sonrasında ise bavulumdan eksik etmediğim bir seyahat arkadaşım haline geldi.

Fotoğraf ve sarong: @letsboho

Pratik sarong bağlama yöntemleri

Güney Asya ülkelerinde günlük kıyafet olarak kullanılan saronglar bizde daha çok plaj kıyafeti olarak bilinse de farklı bağlama yöntemleri ile bir sarongtan elde edilebilecek model sayısı tamamen sizin yaratıcılığınıza bağlıdır. Bu aşamada sabırlı olup aynanın karşısına geçmeniz yeterli, ortaya çıkan modellere siz bile inanamayacaksınız. En güzel tarafı ise doğru veya yanlış diye bir şey olmaması, beğendiğiniz her model sizin doğrunuz ve tarzınız olacak. 

Fotoğraf ve sarong: @letsboho

En pratik yöntem üçgen formda belinize sarılarak etek formu gibi görünüyor ama boyundan bağlamalı elbise modeline hasır veya keten bir kemer ekleyerek, sırtı açık bir elbiseye dönüştürebilir ve bu tarz ile yaz geceleri akşam yemeğine bile çıkabilirsiniz.

Fotoğraf ve sarong: @letsboho

Plajda bikini üzerine efil efil bir model ararsanız, sarongunuzun köşesini kolunuzun altındaki kenar ile bağlayarak uzun bir kimonoya dönüştürebilirsiniz. Tabi ki sadece elbise veya etekle kalmıyor bu saronglar; şort veya mini etek üzerine sarongunuzu üçgen yapıp straplez bluz de yapabilirsiniz. Son dönemlerin bohem modası Afrikan tarzı baş bağlama modelleri için de saronglar ideal bir çözüm; ince dokuları ile kolayca her şekli alır ve tarzınıza tarz katar. 

Fotoğraf ve sarong: @letsboho

Gezginlerin biricik yol arkadaşı

Seyahate çıkarken hepimizin önceliği bavulumuzda az yer kaplayan, hafif ve birden fazla kez kullanabileceğimiz eşyalar seçmek oluyor. İşte bu aşamada sarong bir gezginin bavulunda olmazsa olmaz parçalardan birisi. Hatta ben uzun bir seyahate çıkıyorsam minimum iki sarong alırım; birini bavula, birini ise yoldaki ihtiyaçlarım için el çantama koyarım.

Fotoğraf ve sarong: @letsboho

İnce dokusu sayesinde hızlıca kuruduğu için havlu yerine kullanmak pek akıllıcadır. Temizliğinden emin olamadığınız hostel veya otellerde sarongu yastık örtüsü ve hatta çarşaf olarak da kullanabilirsiniz. Serin yaz gecelerinde ise ince bir battaniye görevi görür. Uçakta veya otobüste klimadan üşüyen omuzlarınıza şal olmasını da bilir sarong, yumuşacık dokusu ile sizi sarar sarmalar. Çöl gezilerinizde veya  ağzınızı, yüzünüzü kapatmanız gereken yerlerde başınıza türban olur. Güneşten korunmanız gerektiğinde gölge; dağda, bayırda, kırda piknik yapmak istediğinizde kilim olur. Seyahatinizden dönüp eve geldiğinizde bile sarongun görevi hala bitmez; koltuğunuza şal, boş duvarınızı süsleyen bir pano veya masanıza örtü olur.

Sarongları kullanmanın yaratıcı yolları ve seyahat maceralarım için beni Instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.

Semanur Aksoy: Üniversite yıllarında birçok AB projesinde görev alarak dünyayı gezmeye başladı. İzmir’de üniversiteyi bitirdikten sonra iş hayatı onu önce Meksika’ya sonra da İstanbul'a götürdü. 2011 yılında yoga ile tanıştı ve bu hayatında bir dönüm noktası oldu. Kurumsal hayatın onun içindeki boşluğu besleyerek büyüttüğü bir dönemde ara verdi ve önce iki ay, daha sonra da yedi ay sırt çantası ile Güney Amerika seyahatine çıktı. Amazonların şifalı bitkileri ile tanıştı; bunun da yoga gibi hayatında olumlu anlamda bir kırılım yarattığını anladı. Yoga yolculuğuna Reiki, Access Bar ve Thai Beden Terapistliği gibi şifalı dokunuşları da ekledi. Mandala tasarımlarını tekstil ile buluşturarak kendi markası Let’s Boho’yu yarattı. Şimdilerde gezgin kimliğinden arta kalan zamanını geçirmek için yerleştiği Fethiye’de, yoga, nefes, meditasyon ve Thai Beden Terapi içerikli bireysel dönüşüm rehberliği ve kendi markasını yaratmak isteyenlere marka danışmanlığı yapmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale