X

Sahiplenmek üzerine: Bir şey seninse bırak gitsin

Niye bu kadar çok uğraşıyoruz ki sahiplenmeye?

Çocukluktan, bebeklikten başlıyor aslında. Büyükler küçüklere “Onu bunu elleme, o senin değil” dedikçe, bizler de elde etme moduna giriyoruz. Elde ettiğimiz anda da artık o benim, senin değil oluyor.  Yani sahipleniyoruz. Önce oyuncaklar, sonra arkadaşlar, sonra da çocuklarımızı, eşlerimizi sahipleniyoruz. Sanki yanımızda götüreceğiz.

Sonra sözleri sahiplenmek var. Biri sana yakışıklı dese hemen sahipleniyorsun. Trafikte tanımadığın biri küfür etse, onu da sahipleniyorsun. Niye ki? O seni tanımıyor bile, küfür etmiş bana ne. Sahiplenmek öğrenebilecegimiz en son şey olmalı. 

Nasrettin Hocaaaaaaa” diye seslenmiş köylünün teki. Hoca durmuş dinlemiş. “Koca bir tepsi baklava götürüyorlardı” demiş köylü. Hoca “Bana ne?” demiş. “Ama Hoca, tepsi baklavayı senin eve götürüyorlardı” demiş köylü. “O zaman sana ne?” demiş hoca.

Hayatta her şey aslında bu kategoriye giriyor. Ya bana ne ya da sana ne?  Konuları sahiplenmek, futbol takımlarını sahiplenmek, politik partileri, görüşleri sahiplenmek, din, ırk gibi ayrımcı konuları sahiplenmenin ne faydasını gördük ki? Bir şey ne kadar benim ise o kadar senin değil oluyor, o kadar bizim değil oluyor. Halbuki her şey BİZİM. 

En kötüsü insanların birbirlerini sahiplenmesi. Neredeydin? Kiminleydin? Nereye gidiyorsun? Ne? Ne? Ne? Evliliği, ilişkileri bitiren de sahiplenmek duygusu. Ya hissetme, ya hissettirme. Hissetmemeyi öğren, ki hissettirmeyesin.  Yoksa boğarsın ilişkiyi, yok edene kadar.

İngilizce bir söz var: Bir şey seninse bırak gitsin. Eğer giderse hiçbir zaman senin değildi, olmayacaktı. Eğer dönerse veya gitmezse, o zaman senindir.   

Para, mal, mülk… Bir şeyi ne kadar sahiplenirsen o kadar çok kendi kendine şu mesajı tekrarlıyorsun demektir:   “Ben bunu kaybedersem yerine yenisini koyamam. Ben artık beceriksizim, kabiliyetsizim, eski becerilerime sahip olmadığım için şu an elimdekini sahipleneyim.” Halbuki bunu sahiplenmeyen, bol bol bağış yapmasını bilenler kendilerine su mesajı veriyorlar: “Ben halen bomba gibiyim, daha iyisini, çoğunu daha az zamanda bile yaparım, evren yanımda, bana yardımcı olur, varsın gitsin yanımdaki veya cebimdeki, yerine yenisini, iyisini koyarım.”  Evrene becerikli veya beceriksiz olduğumuzu, kendimize güven seviyemizi iletiyoruz, bilmeden, bilinçaltından.  Evren de beceriksizliklerini kabullenmişlere vermeyi kesiyor, diğerlerine bolca veriyor. Verdiği ne olursa olsun başkalarına nasıl gözüküyorsa gözüksün, hangi formatta olursa olsun, olçüm cetveli sadece ve sadece mutluluktur. 

Almak değil, vermek mutluluktur. Okullardan çok önce başlıyor almanın mutluluk ile bağdaşması. Okullarda da not alıyoruz, mutlu oluyoruz. Halbuki bilgi alıp mutlu olsak ne güzel. Varsın sahiplensin insan edindiği bilgilere, bak kimse ona laf edebiliyor mu? 

Sahiplenmek üzüntülere yol açıyor. Hatta vücudumuzu bile… Asil varlık olan ruhumuza bu vücut bir süreliğine verilmiş. Kullanalım, iyi bakalım, ama sahiplenmek ölümden korkmak anlamına geliyor. Sahiplenmek yok. Gün gelecek elbise değiştirircesine atacağız kirliye bu vücudu, yenisini giyeceğiz. Sahibi olduğumuz tek şey ruhumuz, gerisi bir gün bizi terk edecek. Sahiplenmek sadece üzer.

 

İlginizi çekebilir: Her kültürün kendi dilinde farklı şekilde anlattığı kıskandırmak üzerine

Metin Levi: Metin Levi, University of Michigan'da Endüstri Mühendisliğini bitirdikten sonra aile şirketinde çalışmaya başladı. Yenilik ve yaratıcılık prensibini göz önünde bulundurarak birçok yeni işe girişti. Hindistan, Mevlana derken farkında yaşamın açtığı pencereden gördüklerini paylaşmaktan aldığı zevk her şeyi geçti. Outdoor sporları ve özellikle su sporlarına meraklı.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale