X

Sadece ‘iradeli’ insanlar mı yeme alışkanlıklarını değiştirebilir?

Size bir filmden bahsetmek istiyorum. Chocolat. Dindar bir Fransız kasabasında geçen filmde Kırmızı Kapüşonlu Peleriniyle Vivianne kasabaya gelir. Bir çikolata dükkanı açar ve yer yerinden oynar. Çikolata diğer tüm ahlaksızlar gibi günaha davet eden bir şey olarak görülür ve filmin devamında ahlaka sevk eden irade ile günaha sokan zevk düşkünlüğü arasındaki çekişmeye şahit oluruz.

Chocolat filmi hepimiziz aslında. Hepimiz her şey yolunda olduğunda suçluluk verici hislerimizi kontrol altında tutmayı başarabiliyoruz. İşler yolunda olmadığında gemiyi ilk terk eden rasyonel zihin dediğimiz, mantıklı, düşünerek hareket eden, eğriyi doğruyu tartabilen profrerontal korteks analitik düşünme becerimiz yani İRADEMİZ oluyor. Stres altında olduğumuzda, yorgun olduğumuzda mantıklı düşünme yetimizi kaybediyoruz.

Otokontrol mekanizmasının bizi yarı yolda bırakmaması için sistem depolarını dolu tutmakta fayda var. Yeteri kadar uyumak, kendinizi aç bırakmamak en basit yapabileceğiniz şeylerden. Diğer önemli şey ise elbette ki stresli hallerimizi dengelemeyi öğrenmek. Bizi yiyecekler konusunda strese sokan en önemli şey ise kısıtlayıcı beslenme şekilleri.

Chocolat filmine geri dönecek olursak, filmde kasabanın sevilen belediye başkanı bir otokontrol modelidir; lezzetli yiyecekler tüketmez; kruvasan, çay, kahve yerine limonlu su içer. Film ilerledikçe Comte De Reynaud ve otokontrolü zorluklarla karşılaşmaya başlar. O ise her zaman dişlerini sıkarak yoluna kararlı şekilde devam eder. Paskalya arifesinde diğer bir otokontrol mekanizması olan Caroline’i görür ve yıkılır. Soğukkanlılığını kaybederek çikolata dükkanına dalar ve zevk düşkünlüğü ve ahlaksızlığın temsilcisi olduğunu düşündüğü çikolataları parçalar.

Peki Belediye başkanına ne olmuştur?

Uzun süre kendini baskı altına aldığı için artık stres onu kontrol etmeye başlamıştır. Diğer bir deyişle günlük yaşantılarımızda bunu yememeliyim diye kendimize ne kadar baskı uygularsak kontrolden çıkmamız o kadar kolay hale gelir.

Eminim hepimiz akşam yemeğinden önce bir paket cips yemenin sağlıklı olmadığını biliyoruz ve eminim ki kendimizi böyle yemekten alıkoymaktan Comte De Reynaud gibi yorulmuşuzdur. Bunun yerine yediklerimizin bize ne sağladığına yani eylemlerinizi incelersek sonuca ulaşabiliriz., Yemeği seçtiğimiz yiyeceklerden gerçekte ne aldığınızı gördükçe, davranışlarımızı değiştirmeye başlayabilir.

Stresli, öfkeli, sıkılmış, keyifli hissediyorsanız yemek yerine sakinleşmek için ne yapabilirsiniz? Araştırmalar yemeğin bizi sadece 3dk sakinleştirdiğini söylüyor, yatıştırıcı şeylerin etkisi ise daha uzun. Siz de duygusal olarak bir şey yemek üzere olduğunuzda o yiyeceğin size ne sağladığını yazmaya başlayabilirsiniz. Bir düşünün; o yiyecek yerine sizi başka neler sakinleştirir?

İlginizi çekebilir: Mindful eating ve oruç 2: Nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz?

Ceylan Ulusoy: 1981 yılında Bursa'da doğdu. Meditasyonla ilk defa 17 yaşında tanıştı. Meditasyon eğitimleri 2004’te bir meditasyon merkezine adım atmasıyla devam etti. Üniversite eğitimi sırasında kendi pratiklerini geliştirdi. 2006'da Zeynep Aksoy’un yoga dersleri ile ilgilenmeye başladı. Uzun yıllar boyunca tüm pratiklerini kendi gelişimi ve dönüşümü için kullandı. Farklı yoga ve meditasyon hocaları ile çalıştı. 2012 yılında taşındığı İstanbul’da ileri seviye kundalini meditasyon eğitimi aldı. Sahaja Yoga'da gönüllü meditasyon öğretmeni olarak ders verdi. Pratikleri ve araştırmaları sırasında Dr. Fuat Beşkardeş ile Mindfulness terapi çalışmaya başladı. Ardından 8 haftalık MBSR eğitimi ve sonrasında David Cornwell ve Banu Çeçen’le Breathing Mind Mindfulness Koçluğu eğitimini tamamladı. 2019 yılında Amerikan Hastanesi bünyesinde Code Lotus Mindfulness merkezinde David Cornwell ve Banu Çeçen’e mindfulness programı içerisinde asistanlık görevi üstlendi. Aynı zamanda Judson Brewer’la sezgisel beslenme üzerine Mindfulness temelli alışkanlık değiştirme programında çalışmaktadır. İş hayatı ile eşzamanlı yürüttüğü öğrencilik ve eğitmenlik yolculuğunda 17 yıllık kurumsal hayatını 2020 Şubatında sonlandırıp, şu an tam zamanlı olarak logoterapi bakış açısıyla mindfulness eğitmenliği ve farkındalık temelli beslenme koçluğu yapmaktadır. Öğrenci olmak konusunda derinleşmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale