X

Ruhu resmedebilen sihir “Gao Xingjian” ile tanışın

Gao Xingjian ‘’Enchant Me’’ – Büyüle Beni isimli eseri

İlginçtir ki, sanat dendiğinde “tamamen kişiye özel” bir alana adım atıyoruzdur… Örneğin öncelikle sevgili sanatçılarımızdan başlayalım, ifade onlarındır… Örneğin bir müzik eseri yaratırken, yansıttığınız kendi duygunuzdur, varlığınızdır, hatta ruhunuzdur. Bir resim çizerken örneğin birçok farklı teknik vardır, ama siz o kendinizi en çok kendiniz gibi hissettiğinizi seçersiniz…

Kendimden örnek vermem gerekirse, bir müzik eserini “ilk” anlarında sevip sevmediğime karar veririm, gerçekten ilk anda o müziğin size bulaştığı o ilk noktada onu severseniz o vurucu bir eser, yani baştan itibaren çarpıcı, tekrar tekrar dinlemek isteyeceğiniz ve her seferinde farklı bir şeyler bulacağınız bir eserdir… Öyle parçalar vardır ki aynı gün içerisinde kaç kez tekrar ve tekrar ve sıkılmadan gerçekten tekrar dinleyebilirim. Ve hatta bazıları içinse, günlerce aynı şekilde “sadece” o parçayı dinleyerek geçirdiğim olmuştur…

Genelde sanat eserleri hakkındaki bu tutucu tavrım, moda kavramına da yansımıştır. Örneğin bazı modacıların koleksiyonlarına “bakamazken” bazılarının eserlerine aynı elbise veya dizaynına saatlerce bakabilirim, hiç gözlerimi ayırmadan ve başka birşeyle uğraşmadan sadece onu ve oluşunu anlamak üzere… Bu genelde “tutuklu kalmak” olarak tanımlanan bir beğeni aşamasıdır.

İşte sanat böyle bir şeydir, ben buna inanıyorum, yani “sizi tutuklu bırakmalıdır”; öyle bakıp bir dakikada “geçemeyeceğiniz” derecede muhteşem olmalıdır. Sonra sizde onu keşfettiğiniz o an için “muhteşem bir şükür” duygusu uyandırmalıdır, yani dünya üzerinde o eseri dinlediğiniz için, o kişi bu eseri bestelemiş olduğu için veya bir resme bakıyorsanız o renkleri o kompozisyonu dünyaya yansıtmış olduğu için ve bu akış sizin yolunuza “çıktığı” için minnet duyacağınız kadar etkileyici olmalıdır… Yani şiirler vardır her gün açar tekrar tekrar okursunuz, hatta şöyle yorumlayabiliriz “okumaya doymadığınız” eserlerdir, döner dolaşır yine okursunuz. Sanki onlara bağlanan bir parçanız vardır; işte benim sanat hayranlığım ancak bu derece bağlandığımda gerçekleşir…

Bu hafta sonu, muhteşem bir müzik eşliğinde, hayatımda işte böyle bir kişi ile tanıştım; kendisi bu yazıma sebep olan ve dünya üzerindeki tezahürüne ve yarattığı eserlerinin muhteşemliği için minnetimi sizlerle paylaşmak istediğim sevgili Gao Xingjian.

Gao Xingjian, 2000 yılı Nobel edebiyat ödülüne layık görülmüş Çin Halk Cumhuriyeti asıllı yazar, tiyatro yönetmeni, çevirmen, eleştirmen ve ressamdır. 1998 yılında yayınlanan Ruh Dağı isimli eseri en önemli eserlerindendir. Bir ressam olarak mürekkebi bir sihir gibi kullanır; siyah ve beyaz tonlardan oluşur ve kendisine çizimlerindeki sadelik ve etkileyiciliğin muhteşem uyumu dolayısı ile “Ruhun Ressamı (Painter of the Soul)” denmektedir. Özellikle insanları gözlemlemeyi ve çizimlerinde bu gözlemlerini eserlerinin isimleri aracılığı ile de yansıtan Xingjian, halen muhteşem eserleri ile sevenlerini “adeta büyülemeye” devam ediyor.

Xingjian’ın eserlerinde beni en çok etkileyen noktada, kalbinde ne gördüyse kağıda olduğu gibi aktarmayı muhteşem bir şekilde başarabilmiş olmasıdır; sanki resmin içerisindeki o siyah beyaz karakterlerden bir tanesi olmayı, orada rengini bile göremediğiniz rüzgarı hissedebilmeyi, belki o siyah çöl kumu üzerinde yürümeyi veya biri diğerinin koluna dokunan incecik insan silüetlerinden hikayesi kimbilir nereden gelip nereye giden kişi olmayı hiç düşünmeden “ve bir daha o resme girdiğinizde çıkma şansınız olmayacak iyi düşünün dedikleri bir durumda bile huzurla” istersiniz

Bugün bu yazımı okuyorsanız, Gao Xingjian’ın en güzel eserlerinden seçtiklerimi sizlerle paylaşacağım, belki biri sizin hikayenizi yansıtıyordur, belki bilmeden çoktan çizilmişsinizdir ve belki de halen bir resmin incecik bir detayında sizin için muhteşem bir hatıra saklıdır…

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale