X

Romantik kıskançlık duygusuyla nasıl başa çıkılır?

Shakespeare’in Othello oyununda “yeşil gözlü canavar” olarak nitelendirdiği kıskançlık hayatınızın neresinde? Romantik kıskançlık her duygumuz gibi bize mesaj veren bir duygu olup, yerinde ve dozunda olduğu müddetçe son derece normaldir. Kıskançlık, bizim romantik ilişkide olduğumuz insanla kurduğumuz iki kişilik dünyamıza, bir başkası tarafından sınır ihlali yapıldığını gösterebilir örneğin. Ancak kıskançlık duygusu hayatınızın büyük bir bölümünü ele geçirmişse, vaktinizin büyük bir bölümünü, evliyseniz eşinizi, değilseniz sevgilinizi kıskanmakla geçiriyorsanız alarm zilleri çalıyor demektir.

Bazen romantik kıskançlık, ilişkinize yönelik gerçek bir tehlikeye dayalıdır. Sizin kıskançlığınızın elle tutulur bir nedeni var mı? Örneğin sevgiliniz ya da eşiniz sizin kıskançlık duygularınızı meşru kılacak şekilde mi davranışlar sergiliyor? Karşı cinsten birine gereğinden fazla yakınlık gösterip sizin ilişkinizin sınırlarını ihlal mi ediyor?

Eğer kıskançlık duygunuzun elle tutulur bir dayanağı yoksa bu denli kıskanç hissetmenizin nedeni büyük bir ihtimalle çocukluğunuzda yaşadıklarınızdır. Romantik ilişkilerdeki kıskançlık duygusunun en temelinde yatan şey kaybetme korkusudur. Kıskanan kişi sevgilisini ya da eşini kaybetmekten korktuğu için onu kıskanıyordur. Çocukluğunuzu bir düşünün. Belki anneniz veya babanız sizinle fazla ilgili değildi ve siz sevgiye aç bir şekilde yetiştiniz. Şimdi bir yetişkin olarak bu duygusal açlığınızı sevgiliniz ya da eşiniz üzerinden gidermeye çalışıyorsunuz. En büyük korkunuz da aranıza birinizin girmesi, sevgi kaynağı olarak gördüğünüz eşinizi sizden ayırması. İşte siz tam olarak bundan korkuyorsunuz. Yine çocukken öz güveninizi zedeleyen davranışlara maruz kalmanız da aşırı kıskanç olmanızın nedenlerinden biri olabilir.

Eğer aşırı kıskançlığınızla hayatı kendinize ve eşinize zorlaştırıyorsanız buna artık bir dur demenin zamanı gelmedi mi sizce? Bu dünyada hareketlerini kontrol edebileceğiniz tek kişi kendinizsiniz. Yine ne yapıp ne yapmadığından emin olabileceğiniz tek kişi de sizsiniz. Eşinizin hareketlerini kontrol edemezsiniz, ona nasıl davranması gerektiğini dikte edemezsiniz. Ama kendi davranışlarınızı değiştirmeyi öğrenebilirsiniz.

Kendinize bu soruları sorun: Eşinizi bu kadar kıskanmanızın nedeni ne? Eşinizi kıskanarak ne elde etmeye çalışıyorsunuz? Onu kıskanmazsanız kendinizi nasıl hissedersiniz? Eğer kıskançlık huyunuzdan şu an vazgeçebilseydiniz eşinizi kıskanmakla harcadığınız enerjiyi nerede kullanmak isterdiniz?

Dilerseniz kıskançlığınız hakkında bir çizelge tutabilirsiniz. Bir deftere hafta içinde eşinizi kıskandığınız zamanları yazın. Kıskançlık duygunuzu ne tetikledi? Tüm aklınıza gelen nedenleri ve bu kıskançlık duygusunun size hissettirdiklerini kağıda dökün.

Kıskançlığınızı eşinizle paylaşmadan önce düşünün. Kıskançlık sadece bir duygu. Kıskanç hissettiğiniz zamanlarda bu duygudan yola çıkarak harekete geçmek, eşinizle tartışmak yerine bu duygunuzu kabullenip bir beş dakika kendinizle baş başa kalıp sakinleşmeye çalışabilir misiniz? Siz eşinizin yerinde olsanız sizi sürekli kıskanan bir insanla yaşamaktan dolayı nasıl hissederdiniz bunu düşünün. Burada amaç sizi suçlu hissettirmek ya da kıskançlık duygunuzu bastırmaya çalışmaktan çok, neden bu denli kıskançlık hissettiğinizi bulmak ve kıskançlığı yönetmenizi sağlamak. İsterseniz bu konu hakkında bir psikologla da görüşebilirsiniz.

Evet, yazımızın başında da dediğim gibi kıskançlık dozunda olduğu zaman son derece normal bir duygu. Ama kıskançlık yüzünden hayatı kendinize zehir ediyorsanız bu konu üzerinde çalışma zamanı gelmiş demektir. Sahi değerli vaktinizi abartılı kıskançlık duygusuyla harcamak istediğinize emin misiniz? Kıskançlığa harcadığınız enerjiyi kendinizi her anlamda geliştirmek için kullanmaya ne dersiniz? Gelin kendinize de eşinize de bir iyilik yapın ve aşırı kıskançlığınızı yönetmenin yollarını araştırın.

Bu arada size bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık Öz Sevgi eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için rsolaker@gmail adresine yazabilirsiniz. Psikoloji ile ilgili egzersizler paylaştığım Instagram hesabım ise @ranakutvan

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

İlginizi çekebilir: Psikolojik dayanıklılık: Neden bazılarımız zor koşullara daha kolay uyum sağlar?

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale