X

Rahat deyince ne anlıyorsunuz: Kendi şemalarınızın farkında mısınız?

TDK, rahatı “İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur” olarak tanımlıyor. Rahatın bir diğer tanımı ise, “aldırmaz, gamsız.”

Hani zaman zaman insanlardan duyduğumuz bir söz vardır, “Rahat ol biraz” derler. Burada bize verilen öğüt gamsız olmamız yönündedir. Ancak bu söylem bana pek de “rahat” gelmez. Çünkü ben bu öğüdün “huzurlu ol” şeklinde verilmesini tercih edenlerdenim. Ve kişinin huzurlu olma hali çok kişisel bir haldir. Herkes kendi huzur bulduğu halden pay biçerek diğerine “Sen de gelsene buraya der” istemsizce. Hani “Su sıcak gelsene” demek gibidir yani, hâlbuki o suyun sıcaklığı herkese göre değişmektedir.

Son zamanlarda huzuru esasen içimizde aramamız gerektiğiyle ilgili farkındalığımız artarken bir yandan da ne olursa olsun rahat olmakla ilgili söylemler bizlere gamsızlık beklentisi yükleyebiliyor. Gamsız olmadığımız durumlarda da, kendimizi “Yahu bunu niye kafama takıyorum şimdi?” diye suçlar halde bulabiliyoruz. Ve bu beklentinin bizi “rahat” olmaktan çok uzağa taşıdığını görüyoruz.

Mesele ne olursa olsun rahat olma meselesi değil aslında. Rahat olmak demek, zihnen huzurlu olmak, içinde bulunduğumuz kaptan memnun olmak, bulunduğumuz ortamda kendimizi tedirginlikten uzak, iyi hissetmek demek aslında. Ve bu rahatlığı korumanın yolu, bize iyi gelen bu birliği bozan her ne olursa olsun onu yok saymak değil, her ne ise onu keşfetmek. Rahatımızı kaçıran şeyin adını koymaya, bunun neden bizi etkilendiğini anlamaya ve bu farkındalıkla o durumla nasıl baş edeceğimizi çözmeye ihtiyacımız var. Ancak içinde olduğumuz durumu ve bizi rahatsız eden şeyin gerçekten ne olduğunu anladıktan sonra tepkimizi yine yok saymak olarak seçebiliriz pek tabii, ama bu diğer seçenekler arasında bilinçli olarak yaptığımız bir tercih olacağından, sözde bir rahatlığı değil, gerçek bir rahatlığı da yakalayabiliriz. Tepkimiz bambaşka da olabilir, içinde bulunduğumuz şartları değiştirmek yönünde harekete geçebilir, hatta başkalarını da harekete geçirebiliriz belki.

Bir de herkesin içinde çok huzurlu olduğu, sınırlarını bildiği, onlara iyi gelen alanları vardır, konfor alanı dediğimiz. İşte bu alanların içindeyken kendimizi pek rahat hissederiz. Bu alanlara sahip olmak güzeldir, bizlere iyi gelir. Tanıdık, bildik şeyler hayatın koşturmacasında bize durak olur adeta. Ancak bu alanlarda fazla kalmak da uzun vadede bizleri bazı şeylerden uzaklaştırabilir. Yeni şeyler deneme fırsatını kaçırabilir ya da büyümemizin önünde kendimize engeller yaratabiliriz. Konu rahat olmak olunca, bu alanları da şöyle bir incelemek hiç fena olmaz. Mesela bu alanlarda esneme payımız ne, bu esnekliği kendimize tanıyor muyuz, yoksa kendimize çok mu kural koyuyoruz ya da belli kurallar fark ediyorsak bunlar kime ait, bu alanların bize sağladığı şeyler neler ya da bu alanlar sebebiyle kaçırdıklarımız var mı? Bu soruları da sorarak, rahat olma hallerimizi daha iyi anlayabiliriz.

Bu farkındalık başkalarını da daha iyi anlayabilmemiz yönünde bize yardımcı olacaktır. Kimi zaman “Rahat ol” diyerek bir başkasını aslında kendi konfor alanımıza çekmeye çalıştığımızı fark edebilir, ondan bu esnekliği beklerken bizim payımıza düşen şeyi de yapmaya çalışabiliriz. Matematik derslerinden hatırlarsınız, Venn şemalarımız var aslında hepimizin. Bu daireler kimi yerlerde kesişiyor, kimi yerlerde ise ayrılıyor. Kendi dairemizde neler var bilirsek, kesişim alanlarını keşfetmemiz de kolaylaşıyor. Ve aslında kesişmeyen yerler olması da en büyük zenginliğimiz. Kendi şemamızı anlamak, bilmek, onunla ne yapacağımızı çözmek bizleri daha rahat kılacaktır şüphesiz.

İlginizi çekebilir: Hafifleme zamanı: Kendinize yarattığınız yüklerin farkında mısınız?

Ceyda Tepret: İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir kariyer tercih etmiştir ve bu alandaki çalışmalarına devam etmektedir. İnsan davranışları ve psikolojiye duyduğu ilgi onu koçluk eğitimi almaya yöneltmiştir. ICF sertifikalı profesyonel bir koç olarak, danışanlarına kendi yolculuklarında destek vermektedir. Pazarlama profesyoneli kimliğiyle marka hikayelerinin, profesyonel koç kimliğiyle de insan hikayelerinin peşindedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale