“Quarter-life fatigue”: 25–35 yaş arasında neden sürekli yorgun hissediyoruz?
Yirmili yaşların sonu ve otuzlu yaşların başı, dışarıdan bakıldığında hayatın hızlandığı bir dönem gibi görünür. Kariyer basamaklarında ilerlemek, ilişki beklentilerini netleştirmek, para biriktirmek, şehir değiştirmek, aile beklentilerini yönetmek ve geleceğe dair plan yapmak aynı anda gündeme gelen konulardan sadece birkaçıdır. Her şeyin bir şekilde yoluna girmesi beklenirken insanın kendini sürekli yorgun hissetmesi bu yüzden şaşırtıcı değildir.
“Quarter-life fatigue” tam da bu dönemin biriktirdiği zihinsel, duygusal ve bedensel yorgunluğu tarif etmek için kullanılan bir kavram. Bu ifade klinik bir tanıdan çok, 25-35 yaş arasında sık görülen geçiş ve karar yorgunluğunu anlatıyor. Kişi fiziksel bir hastalık yaşamamasına ya da hayatta büyük bir krizle karşılaşmamasına rağmen sürekli düşünmek ve seçim yapmak zorunda kalmaktan ya da kendini başkalarıyla kıyaslamaktan yorulabiliyor.
Bu konu, psikolojide daha çok “quarter-life crisis” yani çeyrek yaşam krizi başlığıyla ele alınıyor olsa da çalışmalar; genç yetişkinlik dönemindeki bu kriz hissinin belirsizlik, kimlik arayışı, iş ve ilişki geçişleri, gelecek kaygısı, stres ve öz değerlendirme gibi birçok sorunla ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Quarter-life fatigue nedir?

Quarter-life fatigue, yetişkinliğin ilk büyük sorumluluk dönemlerinde ortaya çıkan sürekli zihinsel ve duygusal yorgunluk hali olarak düşünülebilir. Bu yorgunluk bazen yoğun çalışmaktan kaynaklanıyor, bazen de henüz netleşmeyen bir hayatın içinde sürekli karar vermeye çalışmaktan. Bu dönemde insan çoğu zaman “Doğru işte miyim”, “Yeterince kazanıyor muyum”, “İlişkim doğru yere gidiyor mu”, “Hayatımı başkalarına göre geç mi kuruyorum” gibi benzer sorularla boğuşuyor. Bu sorular tek tek bakıldığında normal görünüyor olsa da zihni arka planda sürekli düşünmeye ittiğinden ciddi bir yorgunluk yaratabiliyor.
Quarter-life fatigue kendini özellikle şu belirtilerle gösteriyor:
- Sabah dinlenmiş uyanamamak
- Sürekli bir şeyleri yetiştiremiyormuş gibi hissetmek
- Karar verirken zorlanmak
- İşe, ilişkilere ya da geleceğe karşı isteksizlik duymak
- Sosyal medyada başkalarının hayatına bakınca geride kalmış hissetmek
- Kendini sık sık sorgulamak
- Dinlenirken bile tam olarak rahatlayamamak
- Küçük sorumlulukların bile fazla ağır gelmesi
25-35 yaş arası neden bu kadar yorucu olur?

25-35 yaş aralığı, hayatın birçok alanında kararların sıkıştığı bir dönem. Bu dönemde eğitim hayatı geride kalırken bunun yerine hayattaki diğer belirsizlikler devreye giriyor. İş hayatının başındaki kişi bir yandan deneyim kazanmaya çalışırken bir yandan da erken karar evresinde doğru adımları atıp atmadığını sorguluyor. Artık ilişkilerin de belirli bir raya oturması gerektiğinden bazı arzular, hedefler ve istekler gündeme geliyor. Ayrıca ekonomik baskılar, kira, birikim, kariyer planı ve aile beklentileri daha görünür hale geliyor.
Genç yetişkinlik üzerine Türkiye’de yapılan bir çalışma, bu dönemdeki kriz hissinin sadece bireysel kararsızlıkla açıklanamayacağını gösteriyor. İş koşulları, ekonomik belirsizlik, sosyal destek, kültürel beklentiler ve geleceğe dair kontrol duygusu bu durumu yakından etkiliyor ve buna bağlı olarak genç yetişkinlerdeki stres, tükenmişlik, kaygı ve yorgunluk şikayetleri artıyor.
Bu tabloya bir de kıyas meselesi ekleniyor. Sosyal medyada akranların terfi aldığı, evlendiği, taşındığı, seyahat ettiği ya da hayatını bir şekilde kurduğu izlenimi oluşurken kişi ister istemez kendini başkalarıyla kıyaslamaya başlıyor. Ancak başkalarının perspektifi ve yaptıkları üzerinden kendinde bir sorun olduğunu düşünmek, zaten yorgun olan zihni daha da yoruyor.
Bu yorgunlukla nasıl başa çıkılabilir?

Quarter-life fatigue, hayatı tamamen değiştirme çağrısı olarak düşünülse de bazen sadece gerçekçi hedefler koymak gibi basit bir kararla bile üstesinden gelinebilecek bir sorun. Hayattaki belirsizlikleri azaltmak ve kendinize daha adil bir yerden bakmak bile gayet etkili bir başlangıç olabiliyor. Bu nedenle bu yorgunlukla başa çıkmak için aslında olayı basite indirgemeniz gerekiyor:
1. Sorunu kişisel başarısızlık gibi görmeyin.
Bu dönemde zorlanmak, yetişkinlikte yanlış yaptığınız anlamına gelmiyor. Hayatın birçok alanında aynı anda karar vermeye çalışmak zaten yorucu bir eylem olduğundan kendinizi suçlamak durumu daha da kötüleştiriyor. Bunun yerine içinde bulunduğunuz dönemin gerçekten karmaşık olduğunu kabul etmek ise daha sağlıklı bir başlangıç sunuyor.
2. Büyük hayat sorularını küçük parçalara ayırın.
“Hayatta ne yapmak istiyorum” sorusu yaştan bağımsız olarak neredeyse her dönemde zaten büyük ve ağır bir konu. Hayat belirsizliklerinin bu kadar fazla olduğu bir dönemde bu kadar ağır bir soruya odaklanmak zihinsel karmaşayı ve stresi artırabiliyor. Bunun yerine “Bu ay neyi biraz daha yönetilebilir hale getirebilirim”, “Hangi alışkanlık beni daha az yoruyor” ya da “Hangi konuda destek almam gerekiyor” gibi daha küçük sorularla başlamak ise zihindeki karar yorgunluğunu azaltıyor.
3. Kıyas alanlarını azaltın.
Sosyal medya, hepimiz için gerçekten de fark etmeden sürekli performans ölçtüğü bir alan. Bu nedenle belirli hesapları sessize almak, uygulama süresini azaltmak ya da kendi hayatınızı başkalarının görünür başarılarına göre değerlendirmemek bu dönemde yapılacaklar arasında ilk sırada.
4. Dinlenmeyi hak edilecek bir ödül gibi görmeyin.
Yorgunken dinlenmek için önce tüm işleri bitirmeniz gerektiği düşüncesi sizi esas yoran faktör olabilir. Çünkü bazen uyku, yürüyüş, boş zaman, arkadaşlarla hafif bir buluşma ya da hiçbir şey yapmamak da hayatı toparlamanın parçası oluyor. Sürekli üretmeye çalışmak hem zihni hem bedeni yorduğundan quarter-life fatigue hissini daha da güçlendiriyor.
Özetlemek gerekirse; 25-35 yaş arası yorgunluğu çoğu zaman tembellik, isteksizlik ya da motivasyon eksikliği ile ilişkilendirilse de aslında belirsizliklerle dolu bir dönemde sürekli yön bulmaya çalışmanın doğal sonucu. Bu doğal yorgunlukla başa çıkmak için gereken ilk adım bazen kendi ritminizi başkalarının takviminden ayırmaktan ve gerçekten neyin sizi yorduğunu daha dürüstçe görmekten geçiyor.
Kaynak: psychologytoday, verywellmind
İlginizi çekebilir: 30’lu ve 40’lı yaşlarda hormonal denge koruma rehberi