X

Probiyotikler vücudumuzu nasıl etkiliyorlar?

Vücudumuz trilyonlarca bakteri topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Bağırsağımızda kötü bakteriler baskın olduğu zaman enfeksiyonlara ve birçok hastalığa karşı savunmasız kalır,  kilomuzu sağlıklı bir seviyede koruyamaz, kendimizi sürekli yorgun hisseder ve depresyon ile mücadele etmek zorunda kalırız. Bu sağlık sorunlarını önlemenin yollarından biri bağırsaklarımızda bulunan iyi bakterileri arttırmaktır.

Probiyotik nedir?

Dost bakteriler dediğimiz bu bakteriler bağırsağımızda doğal olarak yaşarlar. Bu canlı mikroorganizmalar normal sağlığımızı destekler, bağırsak bakterilerini geliştirir ve bağırsak florasını dengelemek için yardım eder. Probiyotikleri kapsüller, tozlar veya gıdalarla vücudumuza alabiliriz. Yoğurt, kefir, kombucha, miso, lahana turşusu doğal probiyotik kaynaklarıdır.

Peki ya bağırsağımızın başrol oyuncusu olan probiyotiklerin rolleri nelerdir?

Sindirim sistemimizi güçlendirirler.

Beslenmemiz ne kadar sağlıklı olursa olsun, bağırsaklarımızda iyi bir emilim olmazsa,  vücudumuz ihtiyaç duyduğu besin ögelerini alamaz. Probiyotikler ise sindirim sistemimize iyi bakteriler katarak,  besinlerin emilimini iyileştirir. Daha iyi bir emilim, vücudumuzun tükettiğimiz gıdalardan daha fazla besin değeri elde etmesini sağlar ve sindirim sistemimizi düzenlemeye yardımcı olur.  Bağırsak bakterilerimiz aynı zamanda vitaminler, enzimler ve kısa zincirli yağ asitleri üretir. Bu maddeler hem sindirim sürecimize hem de metabolizmamıza katkıda bulunur.  Probiyotikler, bağırsağımızda iltihaplanmayı azaltır ve bağırsağımızda iyi bakterileri arttırarak düzenli çalışmasını sağlarlar. Böylece chron hastalığı, ülseratif kolit, irratabl bağırsak sendromu, kabızlık, diyare gibi hastalıkların etkilerini hafifletirler.

Bağışıklık fonksiyonumuzu arttırırlar.

Bağışıklık sistemi fonksiyonumuzun yaklaşık yüzde 80’i, bağırsak sistemimizde gerçekleşir. Bağırsaklarımızdaki iyi bakteriler, T ve B lenfositleri gibi bağışıklık sistemi bileşenlerini aktivite eder; bu bağışıklık hücreleri,  belirli kanserlere karşı, enfeksiyonlara ve alerjilere karşı vücudumuzu korur.

Ruh halimizi iyileştirirler.

Hepimiz stresle günlük olarak mücadele ediyoruz.  Dost bakteriler stres zamanlarında zararlı bakterilerin gelişmesini önleyerek stresi yönetmemize yardımcı olurlar.

Enflamasyona karşı vücudumuzu korurlar.

Enflamasyon, yüksek kan basıncına, yüksek kan şekerine, karın bölgesi yağlara ve sağlıksız kolesterol seviyelerine neden olabilir. İrlanda’da yapılan bir araştırmada, probiyotik bakterilerin alımından sonra enflamasyonda bir azalma olduğu gösterilmiştir. Probiyotikler, bağırsak bariyerini koruyarak sistemik enflamasyona yol açan toksinlerden vücudumuzu korurlar.

Hormonlarımızı dengelerler.

Yapılan bir çalışma, probiyotiklerin insülin duyarlılığını ve sekresyonunu arttırarak sağlıklı kan şekeri düzeylerini desteklediğini gösteriyor. Aynı zamanda probiyotikler, tokluk duygusunu kontrol eden leptin hormonunu etkiliyorlar. Bu da beynimize yemek yemeyi bırakmak için sinyal gönderen leptin duyarlılığını arttırıyor.

Prebiyotik gıdalar ile vücudumuza dost probiyotik bakterileri besleyebiliriz.
Probiyotikleri beslemek için: Prebiyotik gıdalar

Probiyotiklerin vücudumuz için faydalarını öğrendiğimize göre bu dost bakterileri nasıl beslemeyiz? Probiyotiklerin en sevdiği besin kaynağı olan prebiyotik gıdaları beslenmemize eklemeliyiz. Çünkü prebiyotikler iyi bakterilerimizi besler ve çoğalmalarına yardımcı olurlar. Bu gıdalar; pırasa, enginar, soğan, sarımsak, kuşkonmaz, baklagiller, hindiba muz ve yer elmasıdır.

Sağlıklı bir yaşamın parçası haline gelen probiyotikler ile vücudunuz için neler yapabileceğini biliyorsunuz.  Dolayısıyla artık probiyotik ve prebiyotik içeren doğal gıdaları beslenmenize eklemenin zamanı geldi. Probiyotik takviyelerinin size özel kullanım süresi ve dozu ile ilgili bir uzmana danışmayı unutmayın!

Diyetisyen Selvi Akman: Kurucusu olduğu Beşiktaş Dietista Diyet Merkezi'nde diyetisyen. Okan Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde yüksek lisansına devam etmekte. Trakya Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden 2014’te mezun oldu. Kilo verme, kilo alma, ideal kiloyu koruma, sporcu beslenmesi, anne-çocuk beslenmesi, hastalıklarda beslenme, vegan-vejetaryen beslenme, iyi yaşam gibi birçok konuda bireysel ve kurumsal beslenme danışmanlığı veriyor. Bir diyetisyen olarak sağlıklı ve bilinçli beslenme ile ilgili bilimsel verilerin doğrultusunda yazılar yazıyor. Farklı lezzetler denemeyi, sağlıklı tarifler oluşturmayı, farklı şehirler ve ülkeler görmeyi ve yüzmeyi seviyor. Daha detaylı bilgi için kendisine diyetisyenselviakman.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale