X

‘Popüler kültür’: Yaptığımız her şeyden zevk almak zorunda mıyız?

Gelişen teknoloji ile beraber günümüzde çok fazla değişim ile karşılaşıyoruz. Birçok şeyin online sisteme geçmesi, elektrikli araçlar, online alışveriş, uzaktan çalışma sistemi, kullandığımız ev aletlerine kadar neredeyse her alanda farklılık yaşıyoruz. Hatta anneanne ve dedelerimizin bile Facebook, Instagram gibi sosyal medya hesaplarıyla karşılaşıyoruz. Herkes bir ucundan yakalamaya çalışıyor zamanın getirdiklerini. Dolayısıyla çok fazla uyarana maruz kalıyoruz. Hemen hemen her alanda çok fazla çeşit ve seçenek karşımıza çıkıyor. Bu geçenekler o kadar çok ki birilerinin bunları deneyip bize bilgi vermesine, ona göre hareket etmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bu da yeni meslekler olarak karşımıza çıkıyor.

Takip ettiğimiz insanları gözlemlerken bir anda ben de denemeliyim, ben de oraya gitmeliyim, ben de almalıyımlar başlıyor. Popüler kültür de gelişiyor haliyle. Evet bunlar iyi hoş ama bir yerlerde karmaşalar da yaratmaya başlıyor. Önerilen yerlere gittiğimizde tıklım tıklım bir manzara ile karşılaşıyoruz. Keyif almak için gittiğimiz yerden keyif alamaz hale geliyoruz. Eğer bu bir sistemse yoğunluktan sayfa sizi atıp duruyor bir türlü ulaşamıyor oluyoruz. Amacımız daha önce deneyimlemiş kişilerden öneri alarak vaktimizi iyi değerlendirmekti ya, işte bir çok şey yapmak isterken aslında hiçbir şey yapamaz hatta ulaşamaz konuma geliyoruz. Bir sergiye gitmeyi düşünüyoruz diyelim ve önceki günlerde bir influencer tarafından bu sergi paylaşıldıysa yoğunluktan haftalarca gidemiyor oluyoruz. Yani sergiden haberdar olmamız için iyi bir yol olsa da orada bir sergi var uzakta derken buluyoruz kendimizi.

İnsanların oluşturduğu ortak inanç ve değerlerle oluşan kültür sosyal medyanın etkisiyle popüler hale gelerek sadece bu alanları değil davranışlarımızı da etkilemektedir. Kendinizi sık sık birileri ya da bir şeyleri sürekli karşılaştırıyor ya da aynısını elde etmek, almak için çabalarken buluyor olabilirsiniz. Hatta sohbetlerimizin konusunu dahi belirler hale geliyor. Popüler hale gelen kültür ile birlikte biriciklik, yaratıcılık, etken olma özelliklerimizi kaybetmemize sebep olurken edilgen, hazırcı ve tüketen bir toplum haline dönüşmeye başlıyoruz.

Popüler kültürün bu etkisiyle günlük yaşantılarımızı, yaşam tarzımızı, ilgi alanlarımızı, gittiğimiz tatil yerlerini hatta hayallerimizi bile aynılaştırması kaçınılmaz olmaktadır. Satış ve pazarlama üzerindeki etkisi kaçınılmaz olan popüler kültürün yaşam tarzlarımız üzerindeki şekillendirici etkisini de önemsemeliyiz diye düşünüyorum. En azından bir şeyler yaparken kendimizi şu soruları sormak iyi bir başlangıç olabilir:

  • Bir şeyler yapmaya karar verdiğimizde kendimizi ara ara o şeyi yapmayı isteyip istemediğimizi sormak,
  • Denediğimiz şeylerden zevk alıp almadığımızı teyit etmek,
  • Bir şeyler alırken gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını bakmak,
  • Birileriyle yarış içerisinde hissedip hissetmediğimizi kontrol etmek,
  • Sosyal medyadan 1 saat bile olsa uzak zaman geçirmek,
  • Sessiz bir ortamda kendimizi bedenimizi dinlemek,
  • Özgün insanlarla birlikte zaman geçirmek kendimiz olmaya biraz daha yakınlaştırabilir.

İlginizi çekebilir: Stres, otonom sinir sistemimizi nasıl etkiliyor?

Merve İnaç: Merhaba ben Merve İnaç. Klinik psikolog ve psikoterapistim. 2012 yılında Atılım Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. Hemen sonrasında Hasan Kalyoncu Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Kariyerimin uzun dönemini Unhcr ve Unicef’in farklı projelerinde sığınmacı ve göçmenlerle çalışarak geçirdim. Bu süreç içerisinde Bilişsel Davranışçı Terapi ve Transaksiyonel Analiz Terapi eğitim ve süpervizyonlarımı tamamladım. Son yıllarda Mindfullness, Aile Dizimi ve Sanat Terapi ve varoluşçu yaklaşımlar üzerine eğitimlerimi tamamlamaktayım. Psikolojinin farklı bakış açılarından aldığım bu eğitimleri benimsediğim bütüncül bakış açısıyla birleştirerek danışanlarımın ihtiyaçlarına göre eklektik çalışmayı tercih ediyorum. Bana merveinac@hotmail.com e-posta adresimden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale