X

Pişmanlığın ilacı: Her günü son günümüz gibi yaşamayı bilmek!

‘‘Her gününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın, çünkü bir gün haklı olacaksınız.’’ 

Muhammed Ali

“Nasıl olsa önümüzde yine aynı monotonluk” diyerek uyanacağımız binlerce sabahımız olduğunu düşünürüz. Nasıl olsa diğer sabahlarımız gibi bir sabaha uyanmışızdır. Nasıl olsa bize bunca yaşımız kadar verilmiş olan yaşamak şansı, bugün, yarın ve diğer gün, ve hatta takip eden günler, haftalar, aylar ve yıllar boyunca da verilecektir! Nasıl olsa bu dünyada geçireceğimiz daha çok ama çok uzun zamanımız vardır…

Nasıl olsa bugün son günümüz değildir, değil mi? Nasıl olsa son günümüz olmayan bir günü tıpkı diğerleri gibi sadece elimizden gelenin en azıyla yetinerek, en azını vererek, en azı kadar çabalayarak, ya da en azı kadar içimize çekerek yaşamamızda bir sıkıntı yoktur! Çünkü nasıl olsa bugün son gün değildir! Bugün, o son şansımız değildir! Bugün, o her şeyin biteceği nokta değildir! Bugün, henüz bizim için o son gelmiş değildir…

Ben bugün sizlerle birlikte bugünü yorumlayalım istiyorum ama son günümüz gibi yorumlayalım! Korkmadan, cesaretle, olduğu gibi… Bugün o muhteşem son günümüz olsaydı ne yapardık? Bunu bilseydik bu sabah “yine aynı sabaha” uyanıyorum diye sızlanarak sabahın renklerine şükür etmeden, kahvenin kokusuna, tadına aşık olmadan ve bir kuşun sabaha merhaba deyişine eşlik etmeden bugünü yaşayabilir miydik (kendimizi yaşamış sayabilir miydik!)?

Ben sizlerle birlikte son günümüz “olmadığına” ( bundan o kadar eminiz ki!), nasıl oluyorsa daha birçok günümüz olduğuna duyduğumuz sonsuz inanç karşısında hep birlikte duralım istiyorum… Evet, bugün bu gerçeği bilseydik pişman mı hissederdik? Keşke şu sakındıklarımı yapsaydım mı derdik? Keşke şu kişiyi üzmeseydim, bundan ayrılmasaydım, bu şehri terk etmeseydim, belki, anneme o sözleri söylemeseydim… Keşke ben bugüne gelinceye kadar tüm o geride bıraktığım günlerimi, evet, “geride kalanları” daha farklı, daha dolu dolu, daha fazla değer yaratarak harcasaydım, yaşasaydım, oldursaydım!

Bugün, son gününüz olsaydı ne yapardınız?

Haydi gelin biraz hayal kuralım birlikte. Sabah uyandığımızda gizli bir güç bize bu mesajı iletmiş olsun. Bugün aynaya baktığınız, parkta ağaçlara dokunabileceğiniz ve bir sözünüzle dünyaları verebileceğiniz son gün! Bugün bu dünya üzerinde “ben” olarak hayata bakabileceğiniz son gün. Bugün bir simidi koklaya koklaya ısırabileceğiniz ve muhteşem bir çayı deniz manzarasına nazır, Boğaz’ın canım kokusuyla yudumlayabileceğiniz son gün… Bugün sevdiğiniz o can parçasıyla el ele yürüyebileceğiniz son gün…

Bugün, müziği sonuna kadar açıp da deliler gibi dans edebileceğiniz son gün. Bugün bir uçağa atlayıp nereye gitmekte olduğunuzu bile bilmeden sadece yolları aşabileceğiniz son gün… Bugün bir ormana girip saatlerce meditasyon yapabileceğiniz, kuşları dinleyebileceğiniz, yaprakların düşüşüne şahitlik edebileceğiniz son gün… Bugün henüz doğmuş bir bebeğin avucuna dokunabileceğiniz, bir anneyi sevindirebileceğiniz ve bir babanın elini öpüp de alnınıza koyabileceğiniz son gün!

Bugün, evet, o muhteşem son gün… Peki o gün ya bu kadar uzakta değilse? Öyle önümüzde yıllar, aylar, haftalar yoksa? Ya öyle sonraya bıraktığımız kadar, “Aman canım nasıl olsa bir gün yaparım” dediğimiz kadar zaman yoksa! Ya öyle, “Nasıl olsa benim daha çok zamanım var, ne olacak?” dediğimiz kadar çok zamanımız yoksa…

Bugün bana eşlik eden sevgili sen, bugün son gün olmayabilir, ama unutma ki her günümüz son güne giden bir yol, bir olasılık, bir bağdır… Neyi ertelemektesin, neyi “nasıl olsa” diyerek bir kenara koyuvermektesin, neyi sevmekten, özür dilemekten, elini tutmaktan kaçınıyorsun? Haydi, dön bak! Her günü son gün gibi yaşamak mümkün… Bir şans daha olmayabilir!

 

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale