X

Pişman olmamak mümkün mü?

Hayat, seçimlerden oluşur. Bazen bir şey yaparız ve sonradan pişman oluruz. Bazen de yapmayız… Bu kez de yapmadığımıza pişman oluruz.

Peki hangisi daha zordur: Yanlış bir karar vermek mi, yoksa hiç karar vermemek mi?

Belki de asıl soru şudur: Hangi yolu seçersem seçeyim, yine de pişman olur muydum?

Bu soru sandığımızdan daha önemlidir. Çünkü pişmanlık çoğu zaman verdiğimiz karardan değil, kararlarımızla kurduğumuz ilişkiden doğar.

Neden pişmanlık duyarız?

İnsan, kararlarını bulunduğu anın şartlarıyla verir. O günkü duygularıyla, o günkü bilgisiyle, o günkü psikolojisiyle… Yıllar sonra geriye dönüp baktığında ise aynı kararı vermeyeceğini düşünebilir. Bu çok normaldir. Çünkü insan değişir, olgunlaşır, farkındalığı artar. Sorun geçmişte yanlış karar vermiş olmak değildir. Sorun, bugünkü aklımızla geçmişteki kendimizi yargılamaktır. Oysa o gün verdiğimiz karar, o günün şartlarında elimizden gelenin en iyisiydi.

Neden bazı insanlar daha çok pişmanlık yaşar?

Bazı insanlar gerçekten daha çok hata yaptıkları için değil, zihinleri verdikleri kararların arkasında durmayı bilmediği için daha çok pişmanlık yaşar.

Sinir sistemi kendini güvende hissetmediğinde zihin sürekli ihtimaller üretir: Ya yanlış yaptıysam? Ya başka bir yol daha iyiyse? Ya geri dönüşü olmayan bir şey yaptıysam? Ya hayatımı mahvettiysem? Bu durumda kişi hangi yolu seçerse seçsin, zihni seçmediği ihtimali yaşamaya devam eder. Seçilmeyen yol, zihinde çoğu zaman daha iyi görünür. Bu yüzden bazı insanlar için zor olan şey karar vermek değil, karar verdikten sonra kendini rahat bırakabilmektir.

Pişmanlık aslında bir sinir sistemi meselesi olabilir mi?

Bazı ailelerde hata yapmak ağır bir duygudur. Karar vermek, geri dönüşü olmayan bir kader gibi görülür. Pişmanlık ise sessizce taşınması gereken bir yük gibidir. Böyle bir ortamda büyüyen zihin şunu öğrenebilir: Yanlış yaparsan suçlusun. Karar verirsen sonuçlarına katlanmalısın. Hata yapmak zayıflıktır.

Bu inançlarla büyüyen biri, yetişkin olduğunda her kararın ardından kendini sorgulamaya başlar. Hangi yolu seçerse seçsin, iç sesi şöyle der: “Daha iyisini yapabilirdin.” Bu bir karakter özelliği değildir. Bu, öğrenilmiş bir sinir sistemi refleksidir.

Bir kararın zor sonuçları olması, onun yanlış olduğu anlamına gelmez

Hayatta bazı seçimler kolay değildir. Bazı kararlar doğru olsa bile acı getirir. Bazıları ise yanlış olsa bile bize bir şey öğretir.

Zihin çoğu zaman şöyle düşünür: Zor olduysa, demek ki yanlış yaptım. Oysa gerçek şu: Bir kararın sonucu zor olabilir. Ama bu, kararın yanlış olduğu anlamına gelmez.

Bazen bir seçim bizi büyütür. Bazen bir seçim bizi kırar. Bazen bir seçim, geçmişteki yaralarımızı görünür hale getirir. Ama bu, o seçimin değersiz olduğu anlamına gelmez.

Pişmanlıkla baş edemediğimizde ne yaparız?

Pişmanlık yoğunlaştığında zihin genellikle aynı döngüye girer: Kendini suçlama, sürekli geçmişi düşünme, “Neden böyleyim?” diye sorma, başkalarına açıklama yapma ihtiyacı, kendini savunma isteği, onay alma ihtiyacı…

Bu döngü pişmanlığı azaltmaz. Aksine büyütür. Çünkü zihin çözüm aramaz, suçlu arar. Ve çoğu zaman en kolay suçlanan kişi yine kendimiz oluruz.

Pişmanlıkla baş etmenin ilk adımı: Kendini durdurmak

Bazı dönemlerde en sağlıklı şey, hemen karar vermeye çalışmayı bırakmaktır: Hemen sonuç çıkarmaya çalışmamak, kendini savunmamak, herkese açıklama yapmamak, geleceği zorla netleştirmemek… 

“Şu an bana ne iyi gelir?” sorusunu sormak, “Neden böyleyim?” sorusundan çok daha iyileştiricidir.

Bazen insanın ihtiyacı olan şey, her şeyi çözmek değil, kendini toparlamak için alan açmaktır.

Her duyguyu anlatmak zorunda değilsin. Güçlü görünmek, her zaman en iyisini yapmak zorunda değilsin. Herkesi ikna etmek zorunda değilsin. Hemen karar vermek zorunda değilsin.

Bazen en sağlıklı mesafe, kaçmak için değil, kendini kaybetmemek için alınır. İnsan kendine döndüğünde, kararlar daha sakin, daha net ve daha az pişmanlıkla gelir.

Pişmanlık hayatın bir parçasıdır

Herkes hata yapar. Herkes yanlış karar verir. Herkes bazen “keşke” der. Ama hayat, pişmanlık yaşamayanların değil, pişmanlıkla yaşamayı öğrenenlerin yoludur.

Geçmiş değişmez. Ama bugün değişebilir. Olan oldu. Gerçekler şu an böyle. Bununla yanıp tutuşmak da mümkün, üzerine basıp ilerlemek de. Ve çoğu zaman gerçek özgürlük, şunu diyebildiğimiz anda başlar: “O gün elimden geleni yaptım. Bugün kendime yük olmayacağım.”

İlginizi çekebilir: Koşullu özdeğer tuzağı: Başarmazsam yok muyum? Çocuklukta özdeğer nasıl öğrenilir?

Berna Gedik Asal: Merhaba ben Berna, 17 yaşından beri kendi ruhunun dedektifliğini yapan, içindeki labirenti sabırla dolaşan, karanlıklarını inkâr etmek yerine onlarla çalışmayı seçen biriyim. Bir zamanlar konuşmaktan çekinirken, bugün kalabalıkların karşısında tüm varlığımla yer tutmaktan büyük bir keyif alıyorum. 15 yılı aşkın kurumsal çalışma hayatımın son 10 senesini İnsan Kaynakları Eğitim ve Gelişim alanında geçirdim. İnsanların potansiyellerini performansa dönüştürmelerine, kurumların öğrenen ve gelişen yapılar hâline gelmesine katkı sundum. Aynı zamanda bir nefes koçuyum. Nefesi merkeze alan bireysel seanslar ve atölyelerle hem bireylerin hem kurumların dönüşüm yolculuklarına eşlik ediyorum. Dünyayla kurduğum ilişkinin, iletişim aracı yazmak. Hem içinden geçtiğim hem de merakla araştırdığım konuları; öz farkındalık, beden, zihin ve ilişkiler üzerinden harmanlayarak paylaşıyorum. Yazılarım, hayat üzerine düşünceler ya da araştırılmış bilgilerden öte, yaşanmışlığın içinden damıtılmış hikayeler, içsel gözlemler ve nefesin rehberliğinde dönüşüm notları… Yan yana yürümek, bazen birçok şeyi mümkün kılar. Yazılarım aracılığı ile sizinle tanışmış olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale