X

Paleo diyeti nedir ve nasıl yapılır?

Sağlıklı bir beslenme düzeninin, düşük karbonhidrat, dengeli bir protein ve bol bol lif tüketimi ile mümkün olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bunun sebebi ise, insan bedeninin karbonhidrat ve işlenmiş gıdalardan ziyade; protein ve lif içerikli gıdalar için tasarlanmış bir yapı olması. Yani et ve yeni yeni keşfetmeye başladığı bitkisel ürünlerle beslenebilmek için saatlerce avcılık ve toplayıcılık yapan ilkel insanların bu alışkanlıkları yepyeni bir beslenme biçimimin gündeme gelmesine neden oldu. Uplifers olarak bu yazımızda, sporcuların ve Hollywood ünlülerinin de gözdesi olan; ismini dünyadaki tarih öncesi dönem “paleolitik”ten alan paleo diyeti nedir ve nasıl yapılır gibi soruları cevaplayacağız.

Paleo diyeti nedir?

Kısaca özetlemek gerekirse paleo diyeti, beslenme konusundaki antik alışkanlıklara göre beslenmeyi ifade eder. Bu beslenme biçiminin ilk kez bir diyet programı olarak ele alınması ise gastroentoloji uzmanı Dr. Walter L. Voegtlin’in yaptığı çalışmalara dayanıyor. 1975 yılında yayınladığı The Stone Age Diet (Taş Devri Diyeti) adlı kitabıyla, insan beslenmesinde “öze dönüş”ün önemini vurgulayan Voegtlin, günümüzde dünyaca uygulanan paleo diyetinin de temellerini atmış oldu. Yıllar içinde pek çok bilim insanının katkısıyla gelişen bu diyetin temel esasları ise şöyle:

  • Paleolitik dönemde henüz tarım olgusu ortaya çıkmadığı için, insanlar sadece avlandıkları hayvanların etlerini ve toplayıcılık sayesinde eriştikleri yabani bitki kökleri ile besleniyordu. Bu yüzden unlu mamüller, şeker ve süt ürünleri gibi o dönemde henüz bulunmayan gıdalar paleo diyeti dahilinde tüketilemiyor. Ancak sebze ve meyve tüketiminde herhangi bir kısıtlama söz konusu değil.
  • Ayrıca olabildiğince basit ve ilkel bir yaklaşım ön gören paleo diyetinde, doğal yollarla elde edilmeyen hiçbir şey tüketilmiyor. Yani paleo diyeti yapacaksanız, işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor.
  • Paleo diyeti aynı zamanda, mümkün olduğunca “raw” yani çiğ beslenmenin gerekliliğine inanıyor.

Paleo diyeti nasıl yapılır?

Paleo diyetine başlamayı düşünüyorsanız öncelikle, bu diyetin bir detoks ya da fazla kilolara elveda deyinceye kadar sürdürülecek klasik bir program olmadığını bilmeniz gerekiyor. Tıpkı taş devri insanlarının sahip olduğu gibi sağlıklı ve dayanıklı bir bedene kavuşmak için bir yaşam tarzı haline getirilmesi gereken bu diyete başlarken bazı kuralları öğrenmenizde fayda var:

Karbonhidrat alımınızı sınırlayın

Paleo diyetinden verim almanın ilk kurallarından biri günlük karbonhidrat tüketiminizi olabildiğince kısıtlamaktır. Yani unlu mamüller, şeker ve nişasta içeren sebze – meyveler (patates, yer elması vb.) uzak durmanız gereken besinler arasında. “Karbonhidratsız kalırsam zorlanmaz mıyım?” dediğinizi duyar gibiyiz ancak insan metabolizmasının devamlılığı için hayati bir öneme sahip olan karbonhidratı gün içinde yediğiniz taze meyve ve sebzelerden temin edeceksiniz.

Protein tüketimine dikkat edin

Paleolitik çağda hayatını zorlu koşullarda idame ettirmeye çalışan atalarımızın gün boyu ayakta kalabilmesinin ardında, günlük besin ihtiyaçlarının %30’unu proteinlerden alarak, bol bol hareket etmeleri geliyor. Bu yüzden tüm paleolitik çağ tasvirlerinde kaslı, atletik ve sağlıklı insan figürlerine rastlamak mümkün. Böylesi bir “öze dönüş” yaklaşımını uygulayabilmek için proteinleri beslenme rutininin odağına koymak gerekiyor. Doğal koşullarda yetişmiş hayvanlardan elde edilen kırmızı et, tavuk eti, balık ve yumurtanın yanı sıra kinoa, chia gibi protein kaynaklarını da tüketebilirsiniz.

İşlenmiş gıdalardan uzak durun

Adı üstünde “ilkel” bir beslenme biçimi olan paleo diyetini uyguluyorsanız, market raflarını süsleyen her türlü işlenmiş gıdayı hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor. Hidrojene edilmiş yağlar, bolca şeker ve mısır şurubunun yanı sıra yapay aroma ve koruyucu maddeler içeren bu besinler, vücudun asit – alkali dengesini doğrudan bozup hücre bozulmasına yol açtığı için asla tavsiye edilmiyor. Ayrıca sodyum yönünden tehlikeli sınırlarda seyreden bu tip işlenmiş gıdalar tüketmek, kalp ve damar sağlığı için olduğu kadar böbrek sağlığı için de oldukça zararlı.

Bol bol lif tüketin

Özellikle yüksek protein içeren diyetlerde, vücudun asit-alkali dengesini korumak ve sindirim sistemini rahatlatmak için lif alımının da yüksek tutulması olması öneriliyor. Bu yüzden paleo diyeti yapanlar bol bol yeşillik ve nişasta içermeyen sebze-meyveler tüketebilirler.

Sağlıklı yağlar tercih edin

Paleo diyetinin ön gördüğü tüm beslenme elementleri olabildiğince doğal ve müdahale edilmemiş olmalıdır. Bu yüzden bu diyet kapsamında ay çiçeği, kanola, margarin ve mısır özü yağı gibi yağları tüketmemeniz gerekiyor. Bunlar yerine tekli doymamış yağlara örnek verebileceğimiz zeytinyağı, ceviz yağı ve susam yağını tercih edebilirsiniz. Ayrıca Hindistan cevizi yağı, avokado ve somon da sağlık dostu yağlar arasında gösterilebilir.

Bu besinleri hayatınızdan tamamen çıkarın:

  • Rafine şeker
  • Tuz
  • Bakliyatlar
  • Süt ve süt ürünleri
  • Un ve tahıllar
  • Nişasta içeren, glisemik indeksi yüksek sebze ve meyveler
  • İşlenmiş gıdalar
  • Mayalı besinler
  • Alkol
  • İşlenmiş yağlar

Kaynaklar: robbwolf.com, bbcgoodfood.com, health.com thepaleodiet.com

İlginizi çekebilir: Taze meyveler ve sebzelerle hazırlayabileceğiniz lezzetli smoothie tarifleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale