X

Özgüveni yüksek çocuklar yetiştirebilmek için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar

Montessori Eğitim Yaklaşımı’nın yaratıcısı Mama Montessori, “Bir çocuğa kendi başına yapabileceği bir şey için asla yardım etmeyin.” der.

Çocukların keşfederek, yaşayarak, hata yaparak öğrenmelerine izin verin. Doğruyu kendilerinin aramasına ve bulmasına yardımcı olun. Yol gösterin, yardımcı olun fakat bir şeyleri onların yerine siz yapmayın. Yemek yemek, ayakkabı bağlamak, giyinmek veya günlük birçok işi çoğunlukla farkında olmadan zaman kaybetmemek adına onlar adına biz yapabiliyoruz; fakat bu noktada öğrenme fırsatlarını da ellerinden almış oluyoruz. Unutmayın, “Ağaç yaşken eğilir.” Varsın geç giyinsin, yemeğini yerken üzerini kirletsin ama bırakın bunu kendisi deneyimlesin. Özgüven, geliştirebilir bir duygudur ve küçük yaştan itibaren çocuklarda bu duygunun desteklenmesi çok önemlidir. Küçük yaşta elde edilen deneyimler ileriki yaşantıların da hatlarını oluşturur. Bugün özgüveni zedelenen, desteklenmeyen çocuklar, yarın da bu duyguyla başa çıkmakta zorluk yaşayabilirler.

Başarısızlığı deneyimlemelerine izin verin

Oynadığınız her oyunu onun kazanmasını sağlamaktan kaçının. Ebeveynlerin en sık karşılaştığı durumlardan biri çocuklarıyla oyun oynarken üzülmesinler, ağlamasınlar veya sinirlenmesinler diye her oyunu kazanmalarına izin vermek. Bu durum, çocuklarda kaybetme duygusunun yaşanılmasına engel olur ve gerçekçi olmayan beklentilere girmelerine sebep olur; sürekli kazandığını deneyimledikçe kaybedeceğini, başarısız olacağını düşünmez ve aksi bir deneyim ile yüzleştiğinde zorluk yaşar.

İlgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olun

Çocukların kendilerini tanımaları özgüven geliştirme konusunda oldukça önemli bir husustur. Zevk aldıkları, eğlendikleri, yetenekli oldukları alanları bulmalarına fırsat yaratın. Denesinler, kendileri yaparak, yanılarak öğrensinler. Hangi alanlarda kendilerini iyi hissediyorlar, neleri yapmaktan keyif duyuyorlar bulmaları için fırsat sunun.

Kendilerini ifade etmelerine alan tanıyın

İyi bir dinleyici olun. Gerçek bir “dinleyici” olmak, sadece duymaktan çok daha fazlasını ifade eder. Çoğu zaman farkında olmadan çocuklar konuşurken istemsizce ilgimizi başka bir şeylere verebiliyoruz. Belki yemek yaparken veya telefona bakarken dikkatimizi tam anlamıyla onların anlattıklarına odaklayamayabiliyoruz. Bu gibi durumların farkında olarak çocuklara gerçekten o an onları dinlediğinizi hissettirin. Anlatmalarına, durumları kendi cümleleriyle tanımlamalarına yardım edin ama onların cümlelerini tamamlamayın.

Destekleyici ve cesaretlendirici olun

 “Ay dur ben yaparım, sen yapamazsın…”vb. yorumlarda bulunmayın. Kendi deneyimlerinizi düşünün; her başarınızı ilk denemenizde elde edebildiniz mi? Deneye yanıla, düşe kalka başarıya ulaşmaları için destek olun. Başarıya giden yollar her zaman çiçeklerle çevrili değildir; engeller, taşlar, yokuşlar da o yolun bir parçasıdır. Yola çıkmalarına destek olun ama o yolda atacakları adımları kendilerinin belirlemesine izin verin. Bu, bazen bir çatalı yanlış tutmak; dolu bir sürahiden bardağa su koymak veya eldivenin parmaklarını doğru geçirememek bile olabilir. İzin verin nasıl doğru yapıldığını yanlış yaparak keşfetsinler. Thomas J. Watson’ın da dediği gibi: “Başarı, küçük hataların ve başarısızlıkların biraz ilerisinde duran şeydir.” 

Kendi deneyimlerinizden örnekler verin

Çocuklar genellikle ebeveynlerinin kusursuz olduklarını, her zaman mükemmel sonuçlara eriştiklerini, hata yapmadan başarılar elde ettiklerini düşünürler ve onları gözlerinde kahraman olarak canlandırırlar. Yetişkin olarak sizlerin de zaman zaman hatalar yaptığınızı, her zaman başarıyı elde edemediğinizi anlatın. Denediğiniz, istediğiniz bir şeyin olmadığından veya arkadaşlarınızla oynadığınız bir oyunu kaybettiğinizden bahsedin. Sizi hayretle, ama gözlerinde büyük bir ışıltı ile dinleyeceklerdir.

Sürekli övgü dolu sözler sarf etmeyin

Çocukları desteklemek, yaptıkları işleri fark etmek, başarılarını takdir etmek özgüven duygusunu pekiştirmek için oldukça önemlidir fakat tüm bunlar dozunda yapıldığında olumlu bir anlam ifade eder. Sürekli övgü ile yetiştirilmiş çocuklar gerçekçi olmayan bir benlik algısına bürünerek uyum problemleri yaşayabilirler. Bu noktada, çocuğun başarılarını takdir ederek yüreklendirmek kadar yersiz övgülerden kaçınmak da dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

İlginizi çekebilir: Harvard’dan sağlıklı çocuklar yetiştirme rehberi

Ecem Şenyurd Efecan: Selam, ben Ecem! Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra çeşitli özel kurumlarda çalışıp akademi özlemiyle soluğu yine üniversitede aldım, daha öğrenilecek çok şey vardı! Mindfulness üzerine tez yazıp 'an'da kalmayı hala başaramayan biri olarak insana iyi gelen ne varsa bulmaya, uygulamaya, hayatımın bir parçası haline getirmeye çalışıyorum. Tam bir kahve severim, günlük sınırsız doz alımıyla hayatımın olmazsa olmazı. Üretmeye bayılıyorum! :)

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale