X

Otantiklik kavramı yani kendin olabilme cesareti üzerine

Otantiklik; bireyin kendisi olması, gerçek benliğini, yeteneklerini, duygularını, düşüncelerini, isteklerini, zihin kapasitesini ve potansiyelini içinden geldiği gibi yaşama dökmesi olarak tanımlanmaktadır. Toplumun beklentilerinden, kurallarından, isteklerinden ve baskılarından sıyrılarak kendi beklentilerine ve değerlerine uygun doğal bir yaşamı biçimlendirebilmek, otantiklik kavramını yansıtmaktadır.

Otantiklik için kullanabileceğimiz en uygun kelimenin özgün olabilme cesareti olduğunu düşünüyorum. Bana göre özgün olabilmek, iç gözlem yapabilme ve kendinin neyin motive ettiğini anlama yeteneğini içermekte. Ancak, böylesine doğru bir öz-bilgi, kişinin kabul etmek istemediği rahatsız edici gerçekleri veya zayıflıkları da aynı zamanda ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden özgün olabilmek her zaman için kolay bir seçenek olmamaktadır. Örneğin otantik bir birey geniş toplum kalıpları ile anlaşmazlığa düşmeyi kabul ederek, kendi olabilme cesareti ile toplumsal onayı kaybetme ile yüzleşebilir. Toplumun kabul gördüğü beklentilerden sıyrılarak kendi içsel pusulalarına yönelmeyi tercih eder; ancak bu tercih bazen bireyi olumsuz sonuçlara götürebilir. Ancak bunu yaparken kişinin kazandığı en kıymetli şey kendi olabilme özgürlüğüne kavuşmuş olmasıdır.

Peki, bizler nasıl daha özgün insanlar olabiliriz?

Başlangıç olarak birey, “Ben kimim?, Beni ben yapan şeyler nelerdir?, Yaşamımda ne gibi rol ve sorumluluklarım var?, Ne yapmak istiyorum?” gibi sorular ile öz farkındalık yolculuğunu ve benliğini keşif sürecini gerçekleştirebilir. Özgünlüğü geliştirmek devam eden bir süreçtir. Kişi her yaşında ve yaşamın her döneminden kendi ile ilgili yeni özgün yanlar keşfedebilir. Değerlerimizi gözlemlemek başlangıç için güzel olabilir. Hayatinizi hangi değerlere uygun yaşıyorsunuz? Bu değerlere uygun yaşamak için hangi değişiklikleri yapıyorsunuz? Bu sorular bireyi kendi iç gözlemlerine döndürebilir. Ayni zamanda çocukluğunuzda geliştirdiğiniz inanç sistemlerini veya artık bize hizmet etmeyen yerleşik kalıpları incelemek de önemli olabilir. Çocukluğumuzdan mevcut olarak sahip olduğumuz inançların köklerini irdelemek ve onlarla hala bir bağlantı kurup kuramadığımıza bakmak önemlidir.

Kernis ve Goldman (2006), oluşturmuş oldukları modelde otantiklik kavramını dört temel öğe ile açıklamışlardır. Bu dört temel ögenin bizi otantikliğe götüren yolda önemli yol göstericisi olacağını düşünüyorum. Bunlar:

  • Farkındalık: Bu kavram, bireyin kendi duygu ve düşüncelerini fark etmesi ve bilmesi olarak ifade edilmektedir. Bu bilgi kişiyi motive etme yolunda önemlidir.
  • Tarafsızlık: Birey, kendisi hakkında değerlendirme yaptığında, sahip olduklarını çarpıtmaz ya da abartmaz. Kendisini tarafsız olarak değerlendirir.
  • Davranış: Birey kendi ihtiyaçlarına uygun davranır. Davranış amaçları çevrelerini memnun etmek değil, kendi değerleri ve inançları doğrultusunda hareket etmektir.
  • İlişki Uyumu: Bireyler yakın ilişkilerinde samimi ve gerçekçi davranırlar. Yani otantik varoluşlarını ve kendilerini ortaya koyarlar. Sahte duvarlar örmezler.

Otantik olma hakkında yazarken Mevlana’yı da anmadan yazımı bitirmek istemem. Aslında Mevlana yüzyıllar öncesinden bu çağa seslenmiş insanoğlunun kendisini olduğu gibi sergileyebilmesi gerektiğinin önemini belirtmiştir. Bireylerin oldukları gibi görünerek ve göründükleri gibi olarak otantik bir yaşam sürmeleri sosyal hayatta birlikte yaşamalarını kolaylaştıracaktır. “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.” derken Mevlana aslında otantik olmaktan bahsetmektedir (Wood ve ark., 2008).

Özetle, otantik yaşam kişinin kendine karşı dürüst olması, kendi değer ve inançlarına göre yaşaması anlamına gelmektedir (Wood ve ark., 2008). Elbette ki, benlik inşa edilirken ötekilerden etkilenilecektir. Ancak, ötekilerin doğrularına göre kararlar almakla o doğruları kişisel duygu ve düşüncelerin süzgecinden geçirdikten sonra karar almak arasında fark vardır. Kendin olabilme cesaretini gösterip özgün olabilmeniz dileğiyle.

Kaynak: Wood, A., Linley, P., Maltby, J., Baliousis, M. & Joseph, S. (2008). The authentic personality: A theoretical and empirical conceptualization and the development of the authenticity scale. Journal of Counseling Psychology, 55(3), 385-399.

İlginizi çekebilir: Nedir bu erteleme davranışı: Erteleme davranış döngümü nasıl yenebilirim?

Nazlı Şerifoğlu Kaya: 2015 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra 2017 yılında Polonya’nın Varşova kentinde bulunan The University of Social Science and Humanities (SWPS) Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimimi tamamladım. 2017'de Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra farklı kurumlarda danışanlarıma bireysel terapi alanında hizmet vermeye başladım. EMDR, bilişsel davranışçı terapi, şema terapisinin yanı sıra sanat terapisi odaklı olup ergen ve yetişkinlerle çalışmaktayım.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale