X

Orada bir gün burada bir yıl: Doğal hayata yolculuk

Ben bir gezginim. İstanbul’daki işimi bıraktım ve aracım olmadan iki yılda Türkiye’deki yirmiyi aşkın çiftliği dolaştım. Altmış litre sırt çantam ile tüketimi sınırlamanın ve tek başına dolaşmanın güzelliğini gördüm. Yolculuğum üzerine yaptığım bazı çıkarımlar var. Yolculuk sırasında:

Doğal hayatta yaşamaya başladığınızda sandığınızdan daha cesur olduğunun farkına varırsınız.

1.Düşündüğünüzden daha cesur olduğunuzun farkına varırsınız. ‘Köy evinde yalnız kalmak mı, nasıl yani?’ , ‘Gerçekten arıların yanında başlık takmadan mı durdun?’ gibi sorulara güler geçersiniz. İçinize gelen güven duygusuna siz de şaşırırsınız, doğanın içinde olmak sizi şehir hayatının sorularından ve sorunlarından uzaklaştırmıştır.

2.Tahmin ettiğinizden daha az para harcarsınız. Büyük şehirlerdeki iş yaşamına ayak uydurmak için sürekli kıyafet alma alışkanlığından, kafelerde oturma lüksünden kurtulmuşsunuzdur. Çiftliklerde gönüllü olarak çalışırsanız, gideriniz olmaz, aynı zamanda zeytin toplama, inek sağma vb. yeni beceriler kazanabilirsiniz.

3. Çiftliklerdeki üretim sürecini gözlemleme ve öğrenme fırsatınız olur. Dışarıya bağlı olmadan kendi ürünlerinizi üretebilirsiniz: Mevsim meyve ve sebzeleri, ekmek, peynir, krem, diş macunu ve daha pek çok şey. Üretim sürecini görmeye başladığınızda yıllardır topraktan üretim yapanlara içinizden bir minnet duygusu yükselir.

Doğada olmak size güç verecektir.

4. Yanınızda sohbet edecek başka bir arkadaşınız olmayıp yalnız gittiğiniz için yerel halk ile bağ kurmanız daha hızlı olur. Onların hikayelerini dinlersiniz. Sizin de anlatacak pek çok hikayeniz olur, gerçek bir hikaye anlatıcısına dönüşürsünüz.

5. Ağaç dallarından bulaşıklık tasarlarsınız, sınırsız bir yaratıcılığa sahip olduğunuzu görürsünüz. Semaver için kuru dalları toplamanız gerekir, ateş yakma beceriniz gelişir. Kendinizi, kendi mutfak rafınızı yaparken bulursunuz, doğada olmanın güç verdiğini görürsünüz.

İlgili yazı: Doğayla içi içe olduğunuzda başınıza gelecek 6 güzel şey

6. Kedi köpek fobiniz varsa, doğada zaman geçirmek bu fobiyi yenmek için birebirdir. Minicik bir kedi yavrusu uykunuzun arasında yanınıza yaklaşır da, bütün buzları çözüverir. Arıların kovanına, ineklerin merasına, kuşların olduğu dallara yaklaşırsınız, daha doğrusu onlar size yaklaşır.

7. Sadece ağaçlara değil, diğer bitkilere de sarılırsınız. Doğadaki binbir çeşit bitki karşısında, hepsinin adını öğrenmek istersiniz. Isırgan otları, yaban çilekleri, kopar yaprakları yoldaşınız olur. Doğanın ne kadar canlı olduğunu görüp, döngüler karşısında hayranlık duyarsınız.

Topraktan evlerde uyuyup ahşap yağlarsınız ve betondan evlerden çıkmanın mutluluğunu içinizde yaşarsınız.

8. Toprağın gücünü görürsünüz. Sadece verdiği yiyeceklerle aş sunan değil, aynı zamanda sıva olan, yuva olan yönünü de. Topraktan evlerde uyursunuz, ahşaplarını yağlarsınız, beton evlerden çıkmanın mutluluğunu yaşarsınız.

9. Tatuta, Work Away gibi ağlar sayesinde; hiç köy geçmişiniz olmasa da, çiftliklere ulaşabileceğinizi fark edersiniz. Yalnızsınızdır, aracınız yoktur ama yine de köylerde dolaşmak konforludur. Gönüllü çalışma sistemleri başlangıç için iyi bir yoldur.

10. Muhteşem insanlarla tanışırsınız, hikayenizi duyunca sizden ücret almayan kafe sahibi, yeni tanışmanıza rağmen sizi evlerinde misafir edenler… Otostop yaptığınız araçta unuttuğunuz laptopunuza aynı gün içinde ulaşınca, yol meleklerine inanmaya başlarsınız.

Her yolculukta yeni bir şey öğrenirsiniz.

11. Açılmayan kapıları açarsınız. Her yolculuk bir keşif ve kişinin kendine verdiği bir armağandır aslında. Her seferinde yeni bir şey öğrenirsiniz. Orada bir gün burada bir yıl gibidir. Yol zamanı ile ev zamanı hiçbir zaman birbirini tutmaz.

Işıl Kayagül: Işıl, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji mezunu. Okulu bitirdikten sonra formasyon alıp felsefe öğretmenliği yaptı. Her felsefeci gibi yaşamı sorguluyordu derken bir çağrı duydu zeytin ağaçlarından, arılardan. Türkiye’nin farklı bölgelerinde ekolojik çiftliklerde çalışmaya başladı. Kimi zaman çobandı kimi zaman gül toplayıcısı. Okula geri döndüğünde hikaye anlatıcılığı ve ekoloji kulübü çalışmalarını başlattı, öğrencileri ile birlikte perma kültür çiftliği ziyaretleri gerçekleştirdi. Geçen sene kalbinin çağrısını dinleyerek Köyceğiz’e bağlı bir köyde öğretmenlik yaptı. Şu anda masal anlatıcılığı ve ekoloji alanında atölyeler gerçekleştirmektedir.

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale