X

Olumsuz duygularla baş etme stratejisi: Duygusal yeme

Duygusal yeme, olumsuz duygularla baş etme stratejisi olarak tanımlanan bir yeme davranışıdır. Öyledir ancak aynı zamanda çok mutlusunuzdur ve sadece zevk almak için yersiniz ya da çok öfkelisinizdir ne yediğinizin farkında olmadan kendinizi sakinleştirmek için yiyorsunuzdur. İşte böyle bir şey.

Macht’ın araştırma sonuçlarına göre çoğunlukla öfke, korku, üzüntü ve mutluluk gibi duygusal durumlarımızı düzenlemek için yeme davranışı gösteririz. Buradaki davranışın amacı ruh halimizdeki duygusal değişimleri kontrol etmek içindir (Kottinen). Konu ile ilgili birçok teori ve araştırmadan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizler de içinde bulunduğunuz duygu duruma göre nasıl bir yeme davranışı sergilediğinizi görebilir ve desteğe ihtiyacınızın olup olmadığının kararını verebilirsiniz.

Bunlardan birisi; kişilerin gergin ve kaygılı olduklarında bu kaygıyı azaltmak için aşırı yemeleridir (Kaplan ve Kaplan); işte bu psikosomatik olarak açıklanmaktadır. Buradaki mantık protein ve karbonhidrat alımının beyinde serotonin düzeyi üzerinde etkili olduğu ve bunun da kişide sakinlik halini sağladığı görüşüdür. Ve hatta yiyerek sakinleşme halinin sağlandığı davranışın erken yaşlarda öğrenildiği savunulmaktadır.

Bir diğeri kaçış teorisidir. Buna göre kendilikle ilgili olumsuz bir farkındalık yaratacak bilgiler, benlik için bir tehdit unsurudur. Ve böylece benlik, bu farkındalığın olumsuz etkilerinden kaçmak için kişiyi yemeye yöneltmektedir (Spoor).

Tüm bunlarla birlikte yeni doğan bebeklerle yapılan çalışmalar şekerli tatların duygusal olarak olumlu tepkiler ortaya çıkardığını göstermektedir. Durum yetişkinlerde de şöyle bir deneyle açıklanmıştır: Hüzünlü bir film izledikten sonra yetişkinlerin çoğu su içmek yerine çikolata yemeyi tercih etmişlerdir.

Bir de Macht’ın bir modeli vardır ki yeme davranışlarını sınıflandırarak genel görünümünü açıklamıştır. İlk basamakta kişi kendini neşelendirmek ve duygu durumunu yükseltmek için atıştırmalık olarak tabir edilen yüksek enerjili ve lezzetli besinlerden (çikolata, şeker gibi) yer. Bu aşamada hedonik (anlık/haz) mekanizma etkili etkilidir. Araştırmalara göre beş gram gibi az miktarda bir çikolatanın kişilerin olumsuz duygu durumlarını değiştirmede etkili olduğu ortaya konmuştur. İkinci aşamada, kişiler yemek yemeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Bu aşamada hedonik yeme mekanizmasının yanı sıra fizyolojik mekanizmalar da etkili olmaya başlamaktadır. Yenilen yemeğin ardından enerji düzeyi artar ve gerginlik azalır. Son olarak üçüncü aşamada, kişiler dürtüsel bir yeme davranışı (emotional binge eating) geliştirirler. Bu aşamada sakinleşmek için yüksek miktarda besin tüketilir.

Haydi şimdi tüm bu araştırma ve bulgular ışığında yeme davranışınızı bir daha gözden geçirin ve duygu durumunuzu fark edin.

İlginizi çekebilir: Önemli olan çatışmalar değil çatışmalara nasıl atıfta bulunduğunuzdur

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale