X

Ölüm korkusu üzerinden yaşama ışık tutan kitap: Darwin’in Solucanları

İnsanlık olarak nasıl daha iyi, güvenli, mutlu yaşayacağımız kadar, nasıl ve ne zaman öleceğimize de kafa yoruyoruz. Doğup büyümek kadar normal olan bu olguyla ilgili inkar edilemeyen ve nedeni tam olarak bilinemeyen bir korkuya sahibiz. Bu ölümün kendisinden korkmak kadar, dünyadan silinip gitmeye karşı duyulan endişeyi de içeriyor kuşkusuz. Hatta bazılarımızda ölüm korkusu, yaşamın seyrini aksatacak kadar kuvvetli olabiliyor. Fakat hepimiz ölümlü olduğumuz halde, neden bu korku?

Her gün, bir önceki “ben”i geride bırakıyoruz.

Filozof ve düşünürler yüzyıllardır ölüm korkusunun nedenleri üzerine mantık yürütüyor. Montaigne’in yaşama sanatı ve ölüm ile ilgili denemelerinden birinde yazdığı gibi: “Yüz yıl sonra hayatta olmayacağımız için yakınmak, yüz yıl önce yaşamadığımız için üzülmek kadar ahmakçadır.” Bundan birkaç yüzyıl sonra John Updike da, her gün değiştiğimizi ve önceki günün benliğini geride bıraktığımızı söylemiş, o halde neden ölümden korktuğumuzu sorgulamıştır.

Her gün değişiyor ve önceki günün benliğini geride bırakıyoruz.

İngiliz psikanalist Adam Phillips de Darwin’s Worms: On Life Stories and Death Stories (Darwin’in Solucanları: Yaşam ve Ölüm Hikayeleri Üzerine) adlı kitabında, ölümlülük ve ölüm korkusunu konu ediyor. Bir mutluluk filozofu olarak betimlenen yazar, konuyu bilim tarihine adını altın harflerle yazdırmış, fikirleri halen tartışılan Charles Darwin ve Sigmund Freud üzerinden ele alıyor.

Charles Darwin, Sigmund Freud, fosiller ve rüyalar

Phillips, kitabının konuyu ele alışını şu sözcüklerle özetliyor: “Darwin için anlatılacak hikaye nesillerin tükenmeye doğru ilerleyişi iken, Freud için bireyin ölüme doğru gidişi hikaye oluyor.”

Darwin ve Freud, yaşam olgusunu birbirinden çok farklı fakat birbirini tamamlayan alanlarda ele almıştı. Phillips kitabında ölüm olgusunu işlemek için, ilhamlarını fosillerden ve rüyalardan alan bu iki bilim insanının yaşamlarından detaylar kullanıyor. Darwin ve Freud’un karşılaştıkları her canlı ve dinledikleri her rüya başka bir hikayeyi barındırıyor ve ölüm üzerinden, yaşama ışık tutuyor.

İlginizi çekebilir: Rüya bir haberci mi, yoksa iyileştirici güç mü?

Kaynaklar:

brainpickings

Amazon

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale