X

Öğün atlamak kilo verdirir mi: Trendlere göre değil, bedeninize uygun beslenmenin önemi

Bu sıralar tek öğün yapıp zayıflamaya çalışanlar mı dersiniz, sadece 2 öğün yemeye çalışanlar mı, 24 saat aç kalıp sonra yiyenler mi ne ararsanız yeni zayıflama sezonunda yine sık sık önümüze çıkmaya başladı. Eninde sonunda tüm bu diyetleri uygulayanlar umduklarını bulamayıp dağılan sağlıkları toparlamak için bize geliyorlar, bazen geç ve toparlaması zor olabiliyor.

Öğün atlamak kilo verdirir mi?

Öğün atlamak kilo verdirir, evet ama sağlıklı ve kalıcı bir kilo kaybı değil bu. Daha çok aç kalmanın getirdiği, sindirim sisteminde yiyecek bulunmamasından kaynaklı bir tartıda az çıkma durumu ve su ile yetersiz beslenmeden kaynaklı kas kaybı…

Evet herkes 6 öğün beslenmek zorunda değil, ben de danışanlarımın yaşam tarzlarına göre beslenme programları düzenlerken onların geçmişten gelen alışkanlıklarına ve iyi hissettikleri düzenlere çok karışmıyorum. Tabii burada bir kriterim var, bu alışkanlığının danışanımın sağlığına zarar vermediğinden emin olmam gerekiyor. Bunda emin olduğum tek şey, çoğu zaman öğün düzeni oluyor. Kişi eğer 2 öğün beslenip ara öğün yapamıyorsa bu şekilde devam ediyoruz. Çünkü yaşam tarzı buna uygun, kendisi de acıkmıyor, zaten belki ara öğün yazsam da yiyemeyecek…

Kişi eğer eski düzenini değiştirmiş ve 2 öğün beslenmeye başladıktan sonra kilo almışsa bunu değiştirip doğru düzenini bulmamız gerekiyor. Kişi ya yanlış saatlerde 2 öğün besleniyor daha fazla besin tüketiyor ya da 2 öğün metabolizmasını yeterince çalıştırmadığı için yedikleri onda kilo yapmaya başlıyor. 

Her duyulan trend diyet uygulanınca metabolizmalar daha fazla bozuluyor ve normal diyet bile işlemez hale geliyor. Uygulanacak programda kişinin sağlık problemlerine uygun belki birtakım değişiklikler uygulanması gerekiyor fakat kişi kendi uyguladığında bu ayarlamalar yapılamıyor. Unutmayın besinler söz konusu olduğunda miktar ve zaman her şeydir; besinler bedenin yakıtıdır. 

Yine çok karşılaştığım bir diğer yöntem de kişilerin genelde hızla zayıflama uğruna öğün atlayıp kendilerini çok uzun süreler aç bırakmalarıdır. Bu çoğu zaman daha fazla açlık ataklarının oluşmasına ve sonraki öğün ya da aralarda daha fazla kaçamak yapılmasına neden olabiliyor. Genelde sabah işe yetişme telaşından kahvaltılar atlanınca ikindi kaçamaklarına yer açılabilir sanılıyor, ya da eve gidince akşam yemeği için sağlıklı bir şeyler pişirmeyle uğraşmak yerine, atlanıp çay saatinde istediklerini yemeye fırsat yaratılabilir sanılıyor.

Açıkça belirtmeliyim ki bu yöntemler genelde kişilerin kendini kandırdığı durumlarda deneniyor. Bir çeşit vicdan rahatlatma yöntemi olarak uygulanıyor. Genelde büyük kaçamaklardan sonra kendini uzun aç bırakarak hem bir dahaki kaçamağı hak etmek istiyor, hem de bir öncekindeki günahını silmeyi, işte ben buna kendini kandırma diyorum.

Yani uzun açlıklar sizi daha da acıktırmaktan daha fazla yemeye itmekten başka bir işe yaramıyor. Şunu çok duyarım hatta, hiçbir şey yemedim, aç kaldım ama kilo veremedim. Farkında olmadan uzun açlıklardan sonra gelen bir sonraki öğünde biraz daha fazla yenmiştir. Lakin aslında yine tokluk duygusu yaşanamadığından kişi kendini hep aç hissetmiş, yediklerini fark etmemiştir.

İlginizi çekebilir: Sürekli açlık hissetmenizin 8 olası nedeni

Unutmamalısınız ki bedenimizi tanımadan, fark etmeden ve sevmeden hiçbir diyet yönteminden istediğimiz verimi alamayız. Her şey önce bedenin sağlığına dikkat etmek, onu gözlemlemek ile başlıyor. Hepimiz sosyal insanlarız, arada kaçamak da yapacağız ama yeniden normal düzenimize döneceğiz. Bir normal ibremiz var yani ve biz biraz sola biraz sağa yeniden ortayı sürekli bulmaya çalışacağız.

Zayıflamak zor olmamalı, sizin düzeninize uyan size zorlamayan sizin yaşam tarzınıza uygun bir beslenme programı ile size uygun olmalı. Her zaman böyle farklı bir şey uygulamadan önce şunu düşünmelisiniz, ben bu şekilde beslenmeyi ömür boyu sürdürebilir miyim, arada tabii ki bazen düzenin bozulduğu kaçamakların yapıldığı durumlar olabilir ama ömür boyu tek öğün beslenmek ya da erken başladığınız iş yaşamında kahvaltıyı atlamak uzun vadede uygulanabilir olmayacaktır.

Beslenme; sizi rahatsız etmeden, kafanızı takmadan, düzeninizi zorlamadan uygulayacağınız bir düzen olmalıdır. Trendlere göre beslenmeniz değişmemelidir. Çünkü trendlere göre bedeniniz, organlarınız ve organlarınızın çalışma şekli değişmez.

 

İlginizi çekebilir: Covid 19 ve kilo problemi: Pandemi döneminde sağlıklı şekilde kilo vermek neden önemli? 

Dyt. Buket Koçoğlu: Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden şeref öğrencisi olarak mezun oldum. O günden bu güne sofralara olabildiğince dokunmaya çalışıyorum. Beslenmede herkes için aynı doğruların olmadığına inananlardanım. Beslenme bir derya ve parmak iziniz gibi size özel... Hayatlarınıza bu denli özel bir alandan dokunup değiştirebilmek benim için çok değerli... Her yeni hayat yeni bir macera; yeter ki siz de bu işin sağlığınız için ne kadar önemli olduğu bilincine ve en önemlisi bu vücuttan başka gidecek yeriniz olmadığının farkına varın... Benimle bu muhteşem keşif sürecine var mısınız?

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale