X

Öfke duygusuyla başa çıkmanın yolları ve öfke kontrolünde uzmanlar tarafından kullanılan teknikler

Hepimiz zaman zaman öfkeleniyoruz. Telefonumuzu kaybettiğimizde ya da bir arkadaşımız hoşunuza gitmeyen bir davranış yaptığında bir anda kontrolden çıkabiliyoruz. Bazen en küçük olay bile bir anda büyüyerek içinden çıkamayacağımız bir duygu patlaması yaşamamıza sebep olabiliyor. Bazı talihsiz durumlarda bu öfke gerçek anlamda kötü sonuçlara, kontrolsüz hiddete ve yıkıcılığa yol açabiliyor. İşte bu noktada kişilerin aşırı duygusal tepkilerine yardımcı olabilecek bir çalışma alanı var: Sinir/Öfke Yönetimi.

Sinir yönetimi psikoterapide öfkeyi kontrol altında tutmaya yardımcı olmak ve olası kötü sonuçları engellemek için en sık kullanılan metotlardan biri. Freemeditations sitesinden derlediğimiz bu yazıda, hayatımızda öfkenin yerine değinecek, öfke yönetimi seanslarında terapistlerin kullandığı teknikleri inceleyeceğiz.

Kızgınlık aslında son derece normal ve doğal bir duygu. Ama kızgınlık duygusu alışkanlığa dönüştüğünde ve hayatınızda istemediğiniz değişimlere sebep olduğunda, aşırı tepki sonucu yaşanan öfke, çözümlenmesi gereken bir probleme dönüşmüş olabiliyor.

Bu durumda öfkeyle sağlıklı ve olumlu bir şekilde baş etmek gerekiyor. Kimileri bununla baş edebilecek mekanizmalar ya da toplum içinde öfkelerini gizleyebilecekleri maskeler geliştirirken, daha ileri boyutta öfke kontrol problemi olanlar profesyonel yardımı tercih edebiliyor. Öfke, iyi ve doğru yönetilmesi gereken bir duygu çünkü öfkenin iyi yönetimi ailenizden akrabalarınıza, dostlarınızdan iş arkadaşlarınıza, çevrenizdeki bütün insanlarla olan sosyal ilişkilerinizi ciddi anlamda etkiliyor.

Peki, öfke yönetimi konusunda psikologlar ve terapistler nasıl teknikler kullanıyorlar?

Aslında öfke yönetimi amacıyla kullanılan yüzlerce farklı teknikten ve metottan söz etmek mümkün. Tüm yaklaşımların başlangıç noktası ise genellikle duyulan öfkeyi derecelendirmekten geçiyor. Öfke yönetimi terapistleri sizden belirli bir anda hissettiğiniz öfkeyi derecelendirmenizi ve söz gelimi 1’den 10’a kadar olan bir çizelgede numaralandırmanızı istiyor. Peki, bu klasik yöntem neden gerekli? Çünkü öfke problemiyle baş etmenin yolu -diğer pek çok problemde olduğu gibi- öncelikle durumun farkında olmaktan geçiyor. Uygulama sayesinde hangi durumlarda ne ölçüde öfkelendiğinizi fark ediyor, neyle karşı karşıya olduğunuz hakkında bir fikir sahibi oluyorsunuz.

Duyumsadığınız öfke hakkında belirli bir farkındalık geliştirdikten sonra sırada rahatlama tekniği geliyor. Bunu yapmanın da çeşitli yolları var. İçinizdeki yıkıcı, zarar verici öfkeyi etkin bir şekilde sakinleştirebilmek için meditasyon benzeri rahatlama teknikleri kullanıyorsunuz. Bu rahatlama teknikleri vakadan vakaya ve terapistten terapiste değişmekle beraber, temel rahatlama ve meditasyon yaklaşımı her zaman basit nefes alış-verişi egzersizleriyle başlar.

Kişinin kendini sakinleştirmesi ve sessizleştirmesi aslında oldukça zordur; ancak bunun üzerinde çalıştıkça ve düşüncelerinizi dinginleştirmek konusunda ustalaştıkça, zihninizde sakinlik ve huzurun hâkimiyetinin güçlendiğini görürsünüz.

Odaklanmış ve derin nefeslerin yanı sıra imgeleme (visualisation) ve rehberli pratik (guided practice) gibi egzersizler de mevcut. Kimi zamanlar ise terapistler danışanlarından sadece rahat ettikleri bir şekilde oturup/yatıp sakinleştirici müzikler dinlemesini istiyor.

Öfke yönetimi terapilerinde bütün seanslar boyunca hem danışanlar hem de terapistler sıkı bir işbirliği içinde çalışıyor. Öfke çözümlenmesi zor bir duygusal ikilem ve çözümü haliyle zaman ve enerji alabiliyor. Fakat ne kadar özveri gerektirirse gerektirsin, öfkenin yıkıcı sonuçlarından arınmış bir hayat, daya iyi ve daha mutlu ilişkiler anlamına geliyor. Danışanlar ne kadar çabalar, sürece ne kadar yatırım yaparlarsa o kadar başarılı ve uzun vadeli sonuçlar alıyorlar.

Kaynak: freemeditations.com

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale