X

Nişanlanırken neden tek taş alırız?

Günümüzde neredeyse her nişanlı çiftin tek taş aldığını söylemek mümkün. Sevginin ve bağlılığın sembolü olan tek taş, evlilik tekliflerinin de vazgeçilmezi. Peki, tek taşın geçmişi sandığımız kadar eski mi? Evlenirken pırlanta almak ne zaman popüler oldu?

1800’lerin sonlarına kadar, nişan yüzüklerinin neredeyse hiçbiri pırlanta içermiyordu.

1800’lerin sonlarına kadar, nişan yüzüklerinin neredeyse hiçbiri pırlanta içermiyordu. O zamanlar sadece Brezilya ve Hindistan’da bulunan elmas, çok nadide ve zor bulunan bir taştı. 1887’de Güney Afrika’daki elmas madenlerinin De Beers Mining Company’e geçmesiyle, bu durum tamamen değişti.

Bir anda artan elmas miktarının elmas fiyatlarını düşürmesini istemeyen şirket, arz ve talebi kontrol ederek, elmas fiyatlarını yüksek tutmaya etti ve insanların bu taşın hala nadide olduğunu düşünmesini sağladı.

Şirket, insanların bu taşın hala nadide olduğunu düşünmesini sağladı.

Pazarın tüm gücünü elinde tutan şirket, bir çok Güney Afrikalı göçmeni de çok düşük maaşlarla, insanlık dışı şartlarda çalıştırarak oldukça dolgun bir kar marjı elde etti.

Büyük Bunalım sonrası neredeyse ölen pazarı yeniden canlandırmak amacıyla, De Beers Mining Company, reklam ajansı N.W. Ayer ile anlaştı. Evlenirken insanların kendini tek taş almak zorunda hissetmesini sağlayacak bir propaganda geliştiren şirket, çalışmalarına ünlülere mücevher kiralayarak ve ödünç vererek başladı.

Have You Ever Tried To Sell A Diamond” makalesinin yazarı Jay Epstein‘ın makalesinde belirttiği üzere Ayer, reklam stratejisinde, manav ve tamirci eşlerinin film yıldızlarında görüp, “Keşke bende de olsaydı” diyeceği bir elmas algısı yaratmayı amaçlamış.

“Keşke bende de olsaydı” dedirten bir elmas algısı yaratmayı amaçlamış.

Bununla da kalmayan şirket, liselere düzenlediği “eğitim”lerle, gençleri tek taşın geleneksel ve özel olduğuna inandırmayı başarmış.

BBC’nin verilerine göre, İkinci Dünya Savaşı öncesi nişan yüzüklerinin sadece yüzde 10’unda pırlanta bulunurken, 20. yüzyılda bu oran yüzde 80’e kadar yükselmiş.

Bu çok pahalı nişan hediyesini almadan ya da talep etmeden önce, bütün bu sürecin üzerine düşünmek, sizi ekstra bir masraftan kurtarabilir.

Kaynak:

Attn

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale