X

Neden kıskanırız: Kıskançlık sevgi göstergesi midir?

Kıskançlık, ilişkilerde eşler arasında her zaman önemli bir konu olmuştur. Bazen geçici bir gündem olarak ortaya çıkarken bazen de eşlerin birbirlerini yıpratmasında ve ilişkinin bitmesinde başrol oynar. İlişkide ciddi çatışmalara ve sorunlara neden olan yıpratıcı bir duygu olarak ortaya çıkar. Peki neden kıskanırız? Kıskanmak sevginin göstergesi midir?

Kıskanmak normal midir?

Her şeyden önce kıskançlık duygusu, mutluluk, öfke, hüzün, şaşkınlık gibi normal, insani ve evrensel bir duygudur. Bu duyguya sahip olmak da bir o kadar normaldir. Peki nedir bu kıskançlık? Kıskançlık, değer verilen kişiyi sahiplenme ve onu paylaşamama durumudur. Bu durumda kişiler sevdikleri kişiyi kaybetmekten, o kişinin gitmesinden korkarlar. Bu korkuya göre hareket ederler.

Birbirini seven iki kişinin birbirini bir miktar kıskanması oldukça normaldir. Hatta ilişkiye olumlu katkıları bile olabilir. Değer verdikleri kişiyi kaybetmemek için çaba harcarlar, ilişkiyi korumak ve devam ettirmek için motive olurlar, emek verirler. Bu da ilişkiyi olumlu yönde etkiler. Bu nedenle düşünüldüğü gibi önemli olan kıskanmamak değil, kıskançlık duygusunu kontrol etmek ve bu duyguyla hareket etmemektir. Yani kıskançlığın esiri olmamaktır.

Kıskançlık duygunuz partnerinize, kendinize ve ilişkinize daha özenli olmanızı sağlıyorsa buradaki kıskançlık ilişkiyi yıpratan özellikler taşımaz. Ancak kıskançlık duygusunun getirdiği kaybetme korkusuyla hareket ediyorsanız, bu korku davranışlarınıza yansıyor, sürekli en küçük ayrıntıda bile beliriyorsa ve en önemlisi bu duygu partnerinizi ve hayatını kısıtlamanıza neden oluyorsa işte buradaki kıskançlık yapıcı değil, yıkıcı olan aşırı kıskançlıktır. Aşırı kıskançlık, hem partnerinizi hem ilişkinizi hem de sizi yıpratan kıskançlığın farklı bir boyutudur.

Kişi aşırı kıskançlık nedeniyle partnerini kaybetmekten korktuğu için onu kısıtlamaya, her şekilde kontrol etmeye ve baskı kurmaya çalışırsa en sonunda bu yaklaşımından, davranışlarından dolayı korktuğu şeye kendisi neden olmuş olur. İlişki son bulur. Çünkü sürekli kıskançlıkla karşılaşan kişi, güvenilmediği gerçeğiyle sürekli yüzleşir ve kendisini ilişkisinde kapana kısılmış hisseder.

“Beni kıskanıyorsa bana değer veriyor demektir.”

Aşırı kıskançlığın ve sonrasında gelen davranışların bu kadar yaygın olmasının nedenlerinden biri bu davranışların toplumda “Seven kıskanır” düşüncesiyle açıklanması ve normalleştirilmesidir. “Eğer kıskanıyorsa beni seviyor demektir.” cümlesini duymuşsunuzdur. Bu sözü çok sık duyuyor olsak da durum aslında böyle değil. Kişinin sevdiği insanı kaybetmek ya da paylaşmak istememesi ve bu duyguyu davranışlarına, sözlerine yansıtmadan yaşaması gayet normal. Ancak kıskançlıktan dolayı kısıtlamaya, kontrol etmeye başlaması normal kabul edilir bir davranış değil. Kısıtlayıcı ve yıpratıcı kıskançlığın sevgiyle bir alakası yoktur.

Kıskançlıkla nasıl başa çıkılır?

  • Bu duygunuzu tetikleyen gerçek bir tehlike olup olmadığına bakın.
  • Kıskançlık duygunuzu anlamaya çalışın. Kıskandığınızda aklınızdan hangi düşünceler geçiyor, ne hissediyorsunuz, hangi duygular ortaya çıkıyor, vücudunuzda ne gibi değişiklikler oluyor, sizi tetikleyen şey nedir bunlara odaklanın. Bu soruların cevabı ilişkinizle ve kendinizle ilgili pek çok soruyu cevaplayacaktır.
  • Yaşadıklarınızı partnerinizle paylaşın. Kendinizi, duygularınızı, ne hissettiğinizi eşinizle açıkça konuşun. Eşler arası açık iletişim ve güven duygusu bu sorunların üstesinden gelmede önemli bir etkendir.
  • Eşinize olduğunuz kadar kendinize de açık olun. Kıskançlıkla ilgili kendinize sorduğunuz soruları cevaplarken dürüst olun.
  • Daha önceden yaşanan deneyimler, tanık olunan ilişki ya da olaylar bu gibi durumları tetikleyebilir. Bu açıdan bir değerlendirme yapın ve unutmayın şu an başka bir ilişkinin içindesiniz. Her ilişkide aynı şeyler olacak diye bir kural yok.
  • Eğer her şeye rağmen kıskançlığınız size, partnerinize ve ilişkinize zarar veriyorsa psikolojik destek almakta fayda var.

İlginizi çekebilir: İlişkilerde sınır koymanın önemi: Çift olmak, kendinden vazgeçmek değildir

Uzman Klinik Psikolog Beliz Ereren: İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Hayatın önemli dönüm noktalarından biri olduğuna inandığım ergenlik dönemi problemlerine yoğunlaşarak bu dönemdeki gençler ve aileleriyle çalışmaya başladım. Aynı zamanda yetişkin ve çiftlerle çalışarak sorunlarla başa çıkma becerilerini güçlendirme ve hayat ve ilişki kalitelerini arttırmaya yönelik psikolojik destek veriyorum. Herkesin farklı olduğuna ve çalışılan konulara kişilere özgü yaklaşılması gerektiğine inandığım için farklı terapi yöntemlerini kullanıyorum. EMDR Terapisi, Stratejik Çift ve Aile Terapisi, Psikodinamik Terapi kullandığım psikoterapi yaklaşımlarını kullanıyorum. Okuma ve yazmanın insan üzerindeki iyileştirici etkisine olan inancım beni her zaman araştırma, okuma ve yazmaya yöneltmiştir. Bazen uzun bir yazının bazen de yazının içindeki tek bir cümlenin hayatları çok farklı yönlere çekebilme gücüne inanırım.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale